--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Erep’in p.çleri!..”

Zekeriya Say
Zekeriya Say

2008’de Avrupa’da yapılan bir araştırmaya göre Hollanda'da evlilik dışı doğan bebek sayısı yüzde 41 çıkmıştı..

Bu da,

Hollanda'da dünyaya gelen her 170 bin bebekten, yaklaşık 75 bininin evlilik dışı olduğu anlamına geliyor.

Araştırmaya göre, doğan her 10 bebekten birinin ise babası belli değil.

Hollanda’da rakamlar böyleyken,

diğer AB üyesi ülkelerde de durum farklı değil!..

Yine aynı araştırmaya göre,

bazı AB üyesi ülkede “evlilik dışı doğum” oranları yüzdelik olarak şöyle;

Belçika: 39

Bulgaristan: 51.1

Çekya: 36.3

Danimarka: 46.2

Almanya: 32.1

Estonya: 59.0

İrlanda: 33.1

İspanya: 31.7

Fransa: 52.6

Letonya: 43.1

Macaristan: 39.5

Avusturya: 38.8

Portekiz: 36.2

Slovenya: 52.8

Finlandiya: 40.7

İsveç: 54.7

İngiltere: 45.4

İzlanda: 64.1

Norveç: 55

Uzmanlara göre;  

Bu oranlar günümüzde daha da artmış durumda.

Oysa,

1970’li yıllarda Avrupa’da evlilik dışı doğum oranı yüzde 5 civarındaymış.

Öte yandan,

Avrupa’da aile bütünlüğü diye bir şey de kalmadı.

Evli çiftlerin çoğu ayrı yaşıyor.

Çocuklar ise babalarıyla ilgili soru  sorulmasından rahatsız...

Üstelik

Avrupalı yöneticiler bu probleme çözüm bulmaktan da acizler.

54 yıldır kapısında beklediğimiz, medeniyet(!) ve uygar(!)lığın beşiği denilen Avrupa’da durum bu.

Peki, ne oldu da;

1970’li yıllarda Türklere güler yüzlü davranan, saygı gösteren…

Müslümanlara hoşgörüyle yaklaşan…

Türkiye’de okula alınmayan “başörtülülere” kapılarını ardına kadar açan, Avrupalılar,

Birden bire, birer faşist saldırgana dönüştüler?

Osmanlı zayıfladıktan sonra, İttihatçıların bize “kızıl elma” diye işaret ettiği eşsiz(!) “Batı Uygarlığı”na, ya da,

Bilimde ve sanayide çığır açan “Avrupa dehası"na ne oldu?

 

Aslında bir şey olduğu yok..

Adamlar aslına rücu ediyorlar, o kadar!..

Nasıl mı?

Cevabı;

“Anlayış dergisi”nin Kasım 2004  tarihli 18. sayısında!..

“Avrupa nedir?” sorusunun cevabını arayan dergiye göre,

“Avrupa”nın sözlük anlamı, Sami dillerinde:

“Güneşin battığı yer” demekmiş.

Fakat kelimenin  “köken”ine inildikçe,

“Europa” olarak bilinen Avrupa’nın adının, “Erep”ten geldiği anlaşılıyormuş.

Peki, “Erep” ne?..

Erep;

Fenike Kralı’nın güzeller güzeli kızının adı!..

İşte bu Erep;

Helenlerin, yani Yunanların tanrı(!)sı “Zeus” tarafından kaçırılır ve “tecavüz”e uğrar!..

Sizin anlayacağınız;

Avrupa’yı oluşturan Erep’in çocukları,  birer zina mahsulü olarak doğarlar.

Avrupalıların annesi olarak kabul edilen “Erep”in ismi de zamanla evrilir, günümüzde kullanıldığı haliyle “Europa” şeklini alır.

 

Yine "Anlayış dergisi"ne göre; 

 “Avrupalı” terimi ise ilk kez, 732 yılında Charles Martel’in Poitiers’de Abdurrahman el-Gafıki’ye karşı kazandığı zafer sonrasında, güneyden gelen işgalciye karşı çıkanları tanımlamak için ve dini bir kavram olarak kullanıl”mış.

 Kısacası,

“Haçlı Seferleri”ni de göz önünde bulundurduğumuzda, Avrupa’nın İslam ile ilişkisi;

daima çatışma ve kriz eksenliymiş.

 

***

Yazının bu kısmında,

Mukaddes kitabımız Kuran-ı Kerim’de bulunan Kalem Suresinin, adeta;

Türkiye’ye yardım sözü verip de sözünde durmayan,  ilerleme raporları adıyla sürekli kusurlarımızın olduğunu iddia eden, “Can”cık gibi laf taşıyan ispiyonculara nişanlar takan, Türkiye’nin yapmak istediği iyiliklere engel olan,  her türlü günahı hesapsızca işleyen ve tüm bunların yanında, yukarıda verdiğimiz istatistikî rakamlara göre, gayri meşru nesiller peydahlayan Avrupalılardan uzak durmamız gerektiğini işaret eden, 

10 - 14. Ayetlerinin mealini paylaşmak istiyorum:

 

“Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme” (Kalem 10-14 )

 

Evet,

Yaklaşık 150 – 200 yıldır kendimize rol model aldığımız, 54 yıldır da içlerine dâhil olmaya çalıştığımız Avrupa bu.

Yükselen ırkçı” ve “İslamofobik” saldırılarla, yüzlerindeki “filli boya”lı medeniyet makyajı akmış, gerçek yüzleri ortaya çıkmış durumda.

Uzmanlar,

Gayri meşru ilişkiden peyda olanların, normal insanlara göre daha saldırgan olduklarından bahsedeler.

Eh,

Avrupalıların da yüzdelik olarak ne kadarının “p.ç” olduğu istatistiklerle sabit...

Bir de,

15 Temmuz’da ülkemize ihanet edip, ardından Avrupa'ya kaçan FETÖ’nün P.İ.Ç.(Paralel İhanet Çetesi)’lerini de aralarına aldılar.

Haliyle,

Bu kadar çok “p.ç”in, dostane tavırlar sergilemesini beklemek de, safdillik olurdu…

 

***

Avrupalılar;

Tıpkı geçmişte olduğu gibi, günümüzde de tıynetlerinin gereğince,

 “itlik” yapıp saldırmaya devam ediyorlar!

Bildiğiniz gibi, AB’nin üye sayısı 29.

“Ardından kırk köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz!..”diyen Atalarımızın ruhu şad olsun!..

Bence doğru yoldayız!..

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle