--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Atila Kaya ve MHP’de yaşanacak fireler!..

Zekeriya Say
Zekeriya Say

Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin üzerinde anlaştığı ve 9 gün süren sert tartışmaların ardından TBMM Anayasa Komisyonu’ndan geçerek, Meclis Başkanlığı'na sunulan “Partili Cumhurbaşkanı”nın da önünü açan Anayasa Değişikliği teklifinin görüşmeleri pazartesi günü başlayacak.

Görüşmelere sayılı saatler kala Kılıçdaroğlu’ndan bir “tehdit” geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Pazartesi açın televizyonları iyi izleyin ve pazartesiden sonra Meclis’teki mücadelemizi göreceksiniz.” dedi.

Aslında bu Kılıçdaroğlu’nun ilk tehdidi değil!..

Kılıçdaroğlu;

11 Mayıs’ta Ankara'da katıldığı TOBB Genel Kurulu'nda;

"Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz" diyerek,

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Ak Parti’yi “tehdit” etmişti.

***

Bilindiği gibi;

Anayasa değişikliği teklifinin referanduma götürülebilmesi için en az 330 vekilin ‘Evet’ demesi gerekiyor.

316 milletvekili bulunan Ak Parti’nin, başından beri birlikte hareket ettiği MHP’nin desteğine ihtiyacı var.

MHP’li yöneticiler;

Teklifin Meclis’ten geçmemesi halinde önümüzdeki Temmuz’da erken seçim” ihtimalinden bahsediyorlar.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında “Benim bir tek oyum var. Teklif Meclis’e gelince de, referanduma götürüldüğünde de ‘Evet’ oyu kullanacağım” dese de…

39 milletvekili bulunan MHP’de;

Yusuf Halaçoğlu, Nuri Okutan, İsmail Ok ve Atilla Kaya gibi isimler ‘Hayır’ oyu vereceklerini açıklamış durumda...

Tüm bu olup bitene rağmen MHP’li yöneticilerin;

‘AKP’den bir tane bile fire olmayacak’ diyerek, teklifin kabul edileceğine yönelik inançları tam..

***

Anayasa değişikliğine karşı tehditler savuran ve;

“Türkiye Mart'ta alev alev olacak” diyen,

 Doğu Perinçek’in gazetesi Aydınlık’ın yazarı İsmet Özçelik'e göre;

“Ak Partili 18 milletvekili değişiklik teklifine ‘Hayır’ oyu verecek!...

“Evet” diyecek MHP’li sayısı ise, en fazla 20 civarında olacak…

Böyle bir sonucun çıkması durumunda Anayasa değişikliği de otomatikman rafa kalkmış oluyor...

Doğrusu ben, bu “kaos pompacıları” gibi düşünmüyorum.

Ak Parti ve MHP hiç zorlanmadan “330” rakamına ulaşıp, ardından referandumda da değişikliği millete onaylattıktan sonra bu çift başlı düzene son verecekler!..

***

Açık konuşmak gerekirse,

Milletin;

Ne Doğu Perinçek’in ne de Kemal Kılıçdaroğlu’nun tehditlerini pek fazla ciddiye aldığını düşünmüyorum.

Hatta;

19 Temmuz 1980’de suikast sonucu hayatını kaybeden  eski başbakanlarından Nihat Erim’in fotoğrafının, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin resmi Twitter hesabından “#TürkAmerikanDostluğu”  etiketi kullanılarak paylaşılmasını  da pek ipleyen  olmadı.

Zaten Başbakan Binali Yıldırım da, bu yapılanları “zevzeklik” olarak değerlendirdi.

***

Ben ise;

Gerek Kılıçdaroğlu, gerekse ABD Büyükelçiliğinin tehditlerinden çok, son günlerde MHP’de yaşananlara takmış durumdayım.

15 Temmuz darbe kalkışmasından önce yerel mahkemelerden kararlar çıkartılarak, Büyük Anadolu Oteli’nde yapılan “korsan kurultay”’ın iptal edilmesiyle,  çalkantılı dönemi geride bırakan MHP’de sular yeniden bulanmaya başladı.

Bilindiği gibi,

Bahçeli'nin “Evet” oyuna karşı, oylamada “Hayır” oyu vereceğini açıklayan MHP’li Atila Kaya, Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etti.

Güya, Kaya’nın;

“Ülkücülüğe olan inancı, aklı ve vicdanı; anayasa değişikliğine 'hayır' oyu vermesini emrediyor”muş!..

Kars doğumlu olan Atila Kaya ilginç bir geçmişe sahip...

19 Haziran 1980’de, Mustafa Yenişeker ile birlikte “Solcu” işadamı Mithat Koçulu’yu öldürdükleri gerekçesiyle 10 yıl cezaevinde yattı.

Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanıp “idam cezası”na çarptırılan Kaya’nın kararı, itiraz üzerine Askeri Yargıtay 2'inci Dairesi tarafından bozuldu. Sıkıyönetim mahkemesinin direnmesi üzerine Yargıtay ikinci defa kararı bozunca cezası “müebbet hapis”e çevrildi.

Kaya 1991'deki “af”la cezaevinden çıktı.

Atila Kaya;

Öldürülen işadamı Mithat Koçulu'nun annesi Hidayet Koçulu’nun;

“Ben oğlumun katilinin vesayeti altına mı gireceğim… Oğlumun katili milletvekili olamaz" itirazları eşliğinde  “milletvekili” olarak meclise girdi.

***

Yakın geçmişte,

1980’de cuntacılar tarafından idam edilen ülkücü şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun infazından saatler önce verdiği ifadede, “pişman” olduğuna yönelik haberler çıktığında, Kaya;

İdama gidiyorsunuz, tam o sırada biri çıkıp diyor ki “Seni kurtarırım ama...” Hepimiz yaşadık, bana da yaptılar aynısını. İdam almıştım, “Gel bu kanundan yararlan...” diye baskı yaptılar” diyerek kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına neden olmuştu!..

Yıllar sonra gelen bu itiraf bile Atila Kaya’nın alelade biri olmadığını kanıtlamaya yeter de artar sanırım...

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin oylamada “Evet” oyu verecek olmasını,

“Ülkücü vicdanına ve aklına” anlatamayan Kaya’ya;

İdam edilmek üzere iken “Seni kurtarırım ama” diyen güç kimdi?

Eğer Atila Kaya gerçekten “vicdanları ikna” etmek istiyorsa, işe;

CIA Türkiye Masası İstasyon Şefi Şefi Paul Henze’nin “Bizim çocuklar başardı” dediği o karanlık sürece ışık tutmakla başlayabilir!..

***

“Hayır” açıklaması, aslında Atila Kaya’nın ilk muhalif çıkışı(!) değil…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye’de ve Türkiye’de yapılan operasyonlara sonuna kadar destek verip, “Milim geri adım felakettir.” derken,

Kaya;

“Suriye’deki insanlık dramını gerekçe göstererek savaşa girmek Türkiye’nin menfaatine değil.” diyecek kadar Genel Başkan’ına muhalif…

Diğer yandan;

FETÖ, MHP’ye “kumpas” kurmakla meşgul olurken,

Atila Kaya da, “Terör bülteni” olması hasebiyle kapatılan Zaman gazetesine sürekli açıklamalarda bulunmuş.

Kaya’nın, “MHP Genel Başkan Yardımcısı” sıfatıyla yaptığı bir açıklamada;

Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ile ilgili ortaya atılan “suikast” iddiasının ciddiye alınması gerektiğini belirterek:

“Polislerin başına geleceklerden hükümet sorumlu” diyebilmiştir.

17-25 Aralık’tan sonra ortaya çıkan dinleme iddialarının “fos çıktığını” da iddia eden Kaya;

Erdoğan’ın, “Hizmet Hareketi’ne yönelik ‘paralel yapı’ iddiasının içinin boş olduğunu” iddia ediyor,

“Paralel yapıyı gerçekten arıyorsa, gitsin KCK/PKK ile uğraşsın.” diyordu.

Kaya ayrıca,

Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ile Samanyolu Grup Başkanı Hidayet Karaca’nın tutuklanmasını da eleştirmiş;

“Hükümet bir paranoya halinde paralel yapı dediği bir yapıya karşı savaş başlatmış görünüyor.” demişti.

Ekrem Dumanlı’nın suçsuz(!) olduğunu iddia ederek serbest bırakılmasına, böylece yurt dışına kaçmasına bir nevi olanak sağlayanlar arasında Atila Kaya’nın da olduğunu iddia etsek, abartmış olmayız diye düşünüyorum!..

Kaya, Dumanlı’nın gözaltına alınmasıyla alakalı olarak;

 “Zaten saçma sapan ve  izahı olmayan iddialarla gözaltına alınmışlardı.

(…) Bir yıldır ortalığı ayağa kaldırdılar. İddialara bakıyoruz, somut bir delil yok. İktidar Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan çıkarmıştır. Şahıs devletine, firavunlaşmaya bir gidiş başlamıştır. Cemaati seven veya sevmeyen her kesim aklını başına almalı ve bu gidişe dur demelidir. Bu gidiş Türkiye’yi batırıyor. Herkes bunu artık görmelidir.” demekte hiçbir sakınca görmemişti.

Bugün geldiğimiz noktada, Atila Kaya’nın, FETÖ hakkındaki bu görüşlerinde bir değişiklik var mı? Doğrusu çok merak ediyorum!..

Zira bu sözlerini tekzip edecek bir açıklamasına henüz rastlamadım...

***

Yukarıda yaptığım alıntılar ile Atila Kaya’nın  FETÖ’cü olduğunu kesinlikle iddia etmiyorum…

Fakat;

Bireysel açıklamalarla parti disiplinini ayaklar altına almayı “salt muhalif duruş” ile izah etmek de bana pek tatmin edici gelmiyor!..

Kemalist-Ulusalcı tayfa Türkiye’yi;

“kan dökmek, ülkeyi yangın yerine çevirmek”le tehdit ettiği bir dönemde,

“Vatan millet aşkıyla yanan bir ülkücü(!)”nün “aklımı-vicdanımı ikna edemedim” diyerek, MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa ederek, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve Doğu Perinçek’in değirmenine su taşımasının izahı ne ola?

***

Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi;

FETÖ’cülere karşı “masumiyet karinesi”ni sonuna kadar işleten Kaya,

dün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a hitaben açık mektup yazmış ve;

“Benim gönlümden geçen ise, bağımsız Türk yargısının karşısına çıktığınız gün, onurlu bir Türk savcısının dudaklarından dökülecek olandır.” diyerek milletin oylarıyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanına “sanık” muamelesi yapmıştır.

15 Temmuz’da sivillere ateş ederek ihanetin, şerefsizliğin limitlerini zorlayan FETÖ’cülere geçmişte müsamaha gösteren Kaya;

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştireyim derken, düştüğü durumun farkında değil galiba…

Atila Bey’in bulunduğu noktadan bu durum nasıl görünüyor bilmiyorum ama,

Bizim olduğumuz noktadan bakıldığında manzara hiç iç açıcı değil!..

Son olarak, Atila Kaya’ya naçizane tavsiyemiz;

Ülkemizin birlik ve bütünlüğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu şu günlerde, sağduyulu davranıp, partisinin yanında yer alması yönündedir.

Unutulmamalıdır ki;

“Liderler zor zamanlarda aldıkları önemli kararlarla ön plana çıkarlar!..

Öte yandan;

Gemisini - davasını terk edip de tarih kitaplarına  "kahraman " olarak geçen birine ise henüz rastlayan olmamıştır!..

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle