--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Atatürk’ten sonraki en güçlü lider, Erdoğan’dan korkar mı?

Zekeriya Say
Zekeriya Say

Cumhurbaşkanı Erdoğan cumartesi günü SETA'nın düzenlediği “Cumhurbaşkanlığı sistemi sempozyumu”nda yaptığı konuşmada, pek çok ülkenin yönetim sisteminden bahsetti ve bu uygulamaların hiçbirinin “sembolik” kalamayacağınıbelirtti.    

Erdoğan bunları söylerken, aynı gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da,

parti genel merkezinde bir araya geldiği gazetecilere;

"Suriye, Irak ve Libya’da da güçlü liderler vardı, şimdi ne haldeler.” diyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerini, Aydın Doğan’ın poşetlik gazetesi Posta;

“Güçlü tek adam ülkeyi böler” başlığıyla sunmuş okuyucularına.

Gazete;

Kılıçdaroğlu’nun “güçlü lider” sözlerini, “güçlü tek adam” diye tevil ederek aklınca operasyon çekmeye çalışmış.

***

Peki, “güçlü lider” gerçekten tehlike mi demektir?

Bu sorunun cevabı;

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaset operasyonuyla CHP’nin başına geçtiği kurultay günü olan 22 Mayıs 2010’un hemen ertesinde,

“Yiğidim Aslanım Zülfü Livaneli”nin yazısında gizli.

Livaneli;

“Gecenin en karanlık anında, şafağı müjdeleyen bir ışık(!)”a benzettiği Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan “Gandi” yakıştırmasına bir türlü ısınamadığını belirtip;

“zayıflık, güçsüzlük, pasiflik” gibi çağrışımlar nedeniyle “Hint fakirini” akla getirdiğini yazmıştı.

Zira Livaneli’ye göre;

“Türkiye güçlü liderlik isteyen, deyim yerindeyse gereğinde yumruğunu masaya vurabilen lider isteyen bir ülke”ydi.

Kılıçdaroğlu’na “Gandi Kemal” demek,

“CHP genel başkanlığı koltuğunu, Hint fakirlerinin yattığı çivili yatağa benzetmek” olacaktı.

***

Gel zaman Kılıçdaroğlu;

Tam da Zülfü Livaneli’nin dediği gibi güçlü(!) ve otoriter(!) bir lider olmuştu.

Öyle ki;

CHP kürsüsünde konuştuğu sırada sözünü kesen bir partiliye yaptığı;

“Derhal burayı terk et kardeşim” atarı, hala en çok izlenen “komik video”lar arasındaki yerini koruyor.

***

Fakat biz;

Kılıçdaroğlu’nun gerçek manada “güçlü” bir lider olduğunu, Livaneli’nin yazısından 3 yıl sonra, CHP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla Gürsel Tekin’in,  TRT Türk'te yayınlanan “Görüş Farkı”' programına yaptığı “evlere şenlik” açıklamasından öğrendik.

İnanmayacaksınız ama Gürsel Tekin;

O sıralar “koltuğu sallantıda” olan Kılıçdaroğlu’nun;

“Atatürk'ten sonra partide, tabanda en güçlü lider” olduğunu iddia etmişti.

İşin ilginç tarafı ise,

 Bu iddiayı yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu’nun ciddiye alması…

Kemal Bey,

Tekin’in iltifatına kayıtsız kalmamış, yaklaşık bir yıl sonra Mustafa Sarıgül tehlikesini bertaraf edebilmek için,

CHP’de yeniden “güçlü genel sekreterlik” dönemini başlatmış ve koltuğa da Gürsel Bey’i oturtmuştu.

***

Görüldüğü gibi;

Yüzde 28.09 İş bankası hissesi ve yüzde 25 kemikleşmiş oyu sayesinde “ana muhalefet” koltuğu her daim garanti olan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu,

Erdoğan’ın getirdiği anayasa değişikliğinden korkup, “HAYIR” diyor.

İçeriden ve dışarıdan tazyikli saldırılara maruz kalan Türkiye Cumhuriyetini,

“çift başlılığa” ve ihtiyaçları karşılamayan bir sisteme mecbur ediyor!..

Atatürk’ten sonraki en güçlü(!) ikinci CHP genel başkanı olan Kemal Bey’e,

“Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi”nden korkmak yakışıyor mu?

***

Son olarak;

Şu sıralar sosyal medyada “Başkanlık Sistemi” hakkındaki geçmiş yıllara ait güzelleme yazıları dolaşan Zülfü Livaneli’ye seslenmek istiyorum:

Zülfü Bey,

11 Ağustos 1996’da Milliyet gazetesinde net bir şekilde tarif ettiğiniz “Başkanlık sisteminin Türkiye için doğru bir sistem olduğunu” Kemal Bey’e de anlatabilir misiniz?

Yeni kelimeler ilave etmenize gerek yok!..

Yalnızca;

"Devlet Başkanını parlamento değil biz seçiyoruz. Hem de büyük sorumluluklar yükleyerek… Böyle bir sistem bugünkünden çok daha doğru görünüyor"  şeklindeki sözlerinizi bir kez de Kemal Kılıçdaroğlu’na yineleseniz yeter!..

Olmaz mı?

Yoksa siz de mi çark ediyorsunuz?

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle