İslam ahlâkını anlatan öğretmene MEB’in reva gördüğüne bakın!
Yıl olmuş 2026… Türkiye, 28 Şubat'ın karanlık günlerini çoktan geride bıraktığını düşünüyorken, pusuda bekleyen malum zihniyetin, tıpkı FETÖ’cüler gibi fırsat bulduklarında neler yapabileceğine bir kez daha şahit olduk.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan millî ve manevi değerlerine bağlı nesiller yetiştirmenin önemini vurgularken, Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile aynı hedef doğrultusunda çalışıyor. Biz de kendilerinin de yanlarındayız.
Peki; bütün bunlar yaşanırken İslam’ı, millî ve manevi değerleri öğrencilerine anlatan bir öğretmenin başına gelenleri nasıl açıklayacağız?..
Adı: Aytaç Demir
İstanbul Bağcılar'daki Arif Nihat Asya İlkokulu'nda görev yapan, öğrencilerine Allah sevgisini, güzel ahlâkı, doğruluğu, dürüstlüğü, vatan ve millet sevgisini anlatan idealist bir sınıf öğretmeni..
İslam'ı sevdirmek, millî ve manevi değerleri yaşatmak suç mu? Güzel ahlâkı öğretmek ne zamandan beri ağır disiplin soruşturmasının konusu oldu?..
Yeni Akit gazetemiz, 26 Ekim'de meseleyi “MEB'de başka müfettiş mi kalmadı?” manşetiyle gündeme taşıdı. Akit TV ise velilerin ve öğrencilerin öğretmenlerine nasıl sahip çıktığını ekranlara taşıdı bu akıl almaz olayı.
Bakanlık müfettişi Dr. Mehmet Arslan hazırladığı 63 sayfalık raporda, “öğrencilerin ellerindeki tespihlerden başörtüsü takan bir öğrencinin tebrik edilmesine, dinî içerikli videolardan sosyal medya yorumları”na kadar pek çok husus adeta suç (!) unsuru saymış!
Üstelik raporda; kınamadan, kademe ilerlemesinin durdurulmasına, görev yeri değişikliğinden, geri göreve vermeye ve mucipli ders uygulamasına kadar çok ağır yaptırımlar teklif edilmiş.
HANİ 28 ŞUBAT GERİDE KALMIŞTI?
28 Şubat döneminde başörtülü öğrencilere, kamu personeline yaşatılan zulümleri, askerî vesayeti ve yasakçı zihniyeti unutmadık.
Bir öğrencinin başörtüsü takmasının, “maşallah” ve “aferin” denilerek tebrik edilmesi bugün nasıl suç (!) konusu gibi gösterilebilir?..
Bir sınıfta tespih bulunması, öğrencilerin zikirle ilgili paylaşım yapması, bir takipçinin “Allah diyen gençlerimiz var olsun” yorumunu yazması hangi akılla soruşturma konusu yapılır?..
Türk bayrağıyla Filistin bayrağının birlikte bulunmasının siyasi faaliyet olarak yorumlandığı iddiası da ayrı bir garabet..
Cumhurbaşkanımızın Gazze'deki zulme karşı tutumu, Bakanlığın Filistin konusundaki farkındalık faaliyetleri ortadayken böyle bir değerlendirme nasıl yapılabilir?..
Bu müfettiş bu cesareti nereden bulup, hangi ölçüye göre hareket ediyor?..
KİLİSECİ MÜFETTİŞİN HAZIRLAYACAĞI RAPOR BU KADAR OLUR
Bir de Müfettiş Mehmet Arslan'ın sosyal medya paylaşımları var..
Gazetemizin gündeme getirdiği kilise ziyaretleri ve dinî mekân paylaşımları elbette tek başına suç değildir. Ancak kiliselerde maneviyat üzerine paylaşımlar yapan bir müfettişin, İslâm'ın güzelliklerini anlatan öğretmenin dinî içeriklerini ağır yaptırımlara dayanak göstermesi ciddi bir çelişki değil midir?..
Müfettişin haberlerin ardından Instagram hesabından adını sildiği ve bazı paylaşımlarını kaldırdığı da belirtiliyor.
Dahası, @egitimindoktoru hesabının 20 binin üzerinde takipçisi bulunduğu, hesabında bir kamu müfettişinin mesleki ciddiyetiyle bağdaşıp bağdaşmadığı tartışılabilecek, mafya filmlerini çağrıştıran görüntüler paylaşıldığı ifade ediliyor.
Bir müfettiş sosyal medyada fenomen olmaya çalışırken, Aytaç öğretmenin paylaşımlarını hangi tutarlılıkla sorgulayabilir?..
Üstelik: eğitimle ilgili tartışmalı içerikler üreten başka eğitimciler de varken..
SAYIN BAKANIM, AYTAÇ ÖĞRETMENİ YALNIZ BIRAKMAYIN
Bugün okullarımız; akran zorbalığı, şiddet, dijital bağımlılık, aile içi iletişimsizlik ve gençliğin manevi değerlerden uzaklaşması gibi ciddi sorunlarla mücadele edildiği bir dönemde yalnızca okul binaları inşa etmek yetmez. Yıllardır manevi yönden ihmal edilen bu nesli ihya etmek zorundayız..
Aytaç Demir'in eğitim anlayışını malum zihniyettekiler eleştirebilir. Ancak; düşüncelerine katılmamak, bir öğretmenin meslek hayatını ağır yaptırımlarla karşı karşıya bırakmanın hukuki gerekçesi olamaz ve bu kafa yapısına fırsat verilmemelidir.
Akit TV'ye konuşan veliler ve öğrenciler de öğretmenlerine açıkça sahip çıkıyor, öğretmenlerinden memnun olduklarını ve görevinden ayrılmasını istemediklerini ısrarla söylüyorlar.
Avukatı Özer Alişan Ekren ise; önceki soruşturmalardan öğretmen aleyhine sonuç çıkmadığını, savcılığın takipsizlik kararı verdiğini ve son soruşturmada savunma hakkına ilişkin ciddi sorunlar bulunduğunu belirtiyor.
Sayın Bakanım Yusuf Tekin'e sesleniyoruz:
Millî ve manevi değerleri eğitimimizin merkezine yerleştirmeye çalıştığınız bir dönemde, bu değerleri anlatan bir öğretmenin böylesine ağır yaptırım teklifleriyle karşılaşmasına kayıtsız kalmayacağınıza inanıyoruz.
Zihniyeti belli malum müfettişin 63 sayfalık rapor yeniden incelensin. Yaptırım tekliflerinin hukuki dayanakları sorgulansın. Tarafsızlık ilkesine uygun hareket edip etmediği bağımsız biçimde araştırılsın.
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın başta olmak üzere bütün eğitim sendikalarına ve sivil toplum kuruluşlarına da sesleniyorum: Öğretmen Aytaç Demir'e yapılan hukuksuz saldırıya sessiz mi kalacaksınız?..
Beklentimiz ayrıcalık değil; adalettir!







