--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

YGS ve 1 dakika

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Bazı öğrenciler YGS sınavına geç kalınca, sınava alınmamışlar…

Bu yüzden arbede çıkmış: Meselâ, Şanlıurfa’da YGS sınavına birkaç dakika geç kaldıkları için sınava alınmayan 20 civarında öğrenci, okulun pencere ve kapılarını kırıp dökmüşler (gazeteler).

“Ne yapıyorsunuz, gençler?”

“Kapı ve pencereleri kırıyoruz!”

“Niye ki?”

“Bizi sınava almadılar.”

“Yüz binlerce öğrenciyi aldılar da sizi niçin almadılar?”

“Birkaç dakika geç kaldığımızı söylediler.”

“Peki, gerçekten geç kaldınız mı?”

“Kaldık, ama birkaç dakikanın ne önemi var?”

Varmış demek ki: Birkaç dakika erken gelseler sınava girip belki kazanacaklardı, geç geldikleri için sınava alınmadılar ve kaybettiler.

Pek farkında değiliz, ama hayatımızı bazen dakikalar, bazen saniyeler, hatta bazen de “an”lar belirliyor.

Zamanını aylak aylak geçirmeye alışmış olanlar için, birkaç dakikanın elbette hiç bir önemi yok: Nasılsa amaçsız voltalar atarak ya da internet başında bilgisiz-belgesiz protestolar yazarak zaman geçiriyorlar.

Aylak yaşayanlar açısından zaman bir “değer” değil. Ama bir de “vakit-nakit” ilişkisini kuranlara bakın: Zamanın önüne geçmek için nasıl çırpınıyorlar.

Zamanın kıymetini en iyi ömrünün son birkaç dakikasını yaşayanlar bilir: Hayat ile ölüm arası hepi-topu bir dakika… Her dakika nasıl da büyük bir “kıymet” olur!

Sözün burasında izninizle beylik bir cümle kurayım ve şöyle söyleyeyim: “Her dakika son dakikamız olabilir!” Bu durumda, “Maksat zaman geçirmek” diyebilir misiniz?..

Aylak aylak dolaşarak, amaçsız voltalar atarak, şuna-buna lâf çakarak zaman öldürebilir misiniz?..

Ne zaman bu “zaman öldürme” sözünü duysam, içimden polis çağırmak geliyor: “Tutuklayın lütfen şu zaman katilini!”

“Zaman öldürmenin bir cezası yok” derler ya, aslında var: Bu konuda herkes kendi cezasını kendisi veriyor: YGS’yi kaçırıp en az bir yıllık çabayı çöpe atmak gibi…

Sınava geç kaldıkları için en az bir yıllarını, belki de kazanma şanslarını kaybeden gençlere bakıp zamanın kıymeti konusunda bir fikir sahibi olur muyuz, bilmiyorum, ama gerçek şu ki, hayatın bazen dakikası, bazen saniyesi bile çok kıymetli olabiliyor: Yani bir dakika bazen bir yıl, bazen bir ömürdür!…

Anlar bile kıymetlidir…

Bazen üzerinize hızla gelen bir kamyondan, tepeden düşen bir tuğladan, sıyırarak geçen bir otomobilden “kılpayı”, yani birkaç saniyelik, hatta anlık zaman farkıyla kurtulabiliyorsunuz…

Ayrıca da zaman mübarektir: Kur’an-ı Kerim’in çok yerinde aya, güne, yıla, asra, kısacası zamana vurgu var…

(Resûlüm) Sana yeni doğan (hilal şeklindeki) ayı sorarlar. De ki: O, insanlar için de hac için de vakit ölçüsüdür.”(Bakara, 189)…

“Güneşi ışıklı ve ay’ı nurlu kılan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ay’a konak yerleri düzenleyen O’dur.” (Yunus, 5).

Son sözüm şu: Bir dakika, hatta bir saniye bazen bir yıl, bazen de koca bir hayattır! 

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle