--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Toplum yeniden inşa edilmeli

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
9

1800’lerde Osmanlı Devleti’ni gezen ve İstanbul’da uzun süre kalan Fransız gezgin Brayer, “İstanbul’da Dokuz Yıl” ismiyle Türkçeye de çevrilen kitabında, şöyle diyor: 

“Türkler Peygamber Hazret-i Muhammed’e hayrandır… Hayatlarını ona göre düzenlemeye çalışırlar, sadece onu örnek alır ve sadece onu taklit ederler.”

Galiba işin öznesini gözardı ettik. “İyi okul, iyi eğitim, iyi hayat, iyi para” hayaliyle çocuklarımızı sınavdan sınava taşırken, “iyi insan” kavramı aklımızdan çıkıverdi…

Varsa-yoksa madde! 

“Her şeyi maddiyatta arayanların akılları gözlerindedir” diyor Bediüzzaman, “göz ise maneviyata kördür...”

Kör: Yani çocuklarımızı el yordamıyla yetiştiriyoruz! Ancak el yordamıyla çocuk yetiştirmenin mahzurlarını yaşarken, şikâyete başlıyoruz…

“Devlet sahip çıkmıyor!..”

“Eğitim sistemi bozuk!..”

“Okullar yetersiz!..”

“Öğretmenler ilgisiz!..”

“Zaman kötü!..”

“Sokaklar berbat!..”

“İnternet büyük dert…”

“Televizyon yayınları facia!”

Yani bu tablodan herkes sorumlu da anne-babalar sorumsuz mu? Anne babaların hiçbir suçu, günahı, hatası, ihmali yok mu?

“Kastımız yok” diyebiliriz, ama “ihmalimiz yok” diyemeyiz. Açık ki, çocuklarımıza “iyi örnek” olamıyoruz. Sadece öğüt vererek terbiye yükümlülüğümüzü yerine getirdiğimizi sanıyoruz.

Hâlbuki insan öğüt dinleme eğiliminde olsaydı, Allah’ın, Peygamberin ve din büyüklerinin öğütleri “kâfi ve vafi” olurdu: Onları dinlemeyen bizi neden dinlesin?

Tek çare, örnek olmak: Özellikle çocuk yetiştirme konusunda Osmanlı metodolojisine dönmeliyiz…

Anlayacağınız biz sadece imparatorluğumuzu değil, onunla birlikte medeniyetimizi, kültürümüzü ve onlarla kaim olan ahlâkımızı, meziyetlerimizi, faziletlerimizi ve çocuklarımızı da kaybettik! 

Geçmişimizden günümüze getirip, kendimizi yeniden inşa etmekte kullanabileceğimiz pek çok özellik var. Osmanlı’nın askeri, siyasi ve ekonomik başarılarından gözlerimiz öylesine kamaşmış ki, o başarıların mimarlarını yetiştiren “aile” ile eğitim kurumlarına dönüp bakma gereği duymuyoruz. 

Tarihi savaşlarla zaferlere, hayatı olaylara boğduk ve onlarla birlikte boğulmaya başladık! Oysa başarının da, başarısızlığın da özü “insan”dır.

İnancıyla, vicdanıyla, ahlâkıyla, cesaretiyle, hedefleri ve emelleriyle “eski insan”ı çokça konuşmamız, onu yakından tanımamız lâzım…

Çünkü Osmanlı’nın başarı sırrı, savaşlarda-zaferlerde değil, insanında saklıdır.

Tarihi reddederek (ya da bozarak) geçmişimizi, Batı’dan “çekirdek aile” kavramını ithal ederek aile yapımızı, çocuklarımızı nine ve dedenin verebileceklerinden mahrum bırakarak da geleceğimizi yitirdik. Batı’yı taklit etmekten kendi yürüyüşümüzü unuttuk: Ayaklarımız dolaşıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Milli Eğitimde köklü reform” ve “Batı’yı körü körüne taklit” vurgusu, içerdiği anlam itibarıyla taze bir umut: Siyasi ve ideolojik kavgalara malzeme yapılıp uyutulmazsa, “yeni bir başlangıç” olarak görülebilir. 

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Zeki ÖZDEMİR

1 Kasım 2020 06:55

Hocam benim içimdeki derdimi yazmışsınız. Allah razı olsun. Öğretmen Zeki ÖZDEMİR.

Mete

31 Ekim 2020 23:45

Osmanli o kadar başarılıydı da niye yıkıldı gitti.  

Yahya Özal

31 Ekim 2020 23:30

Çalıntı sorularla okullara aldıklarınız memur, amir, polis, doktor, asker, kaymakam, vali oldu. Tüm kadrolar sizden... 1950 den beri de işbaşındasınız. Beceriksiz olmayasınız...

salihce

31 Ekim 2020 18:45

20 senelik AK Parti iktidari ne yapti ? bundan sonra ne yapabilir? sonuc fiyasko .

xxx

31 Ekim 2020 15:10

Hadi oradan. Osmanlının merhemi olsa başına sürerdi.  

Şaban

31 Ekim 2020 11:28

Ülkemizin ve ümmetin en önemli problemi sağlıklı nesiller yetiştirme ve bunun ülkelerin bütün kurumlarına yansıması. Ancak bunun için gerçekten bir hedefimiz, bir proğramımız, ciddi inandırıcıbir gayretimiz varmı. Biz hep birbirimizi suçluyor mazeret üretiyor zaman öldürüyoruz. Ülkeyi yöneten idarecilere ciddi teklifler hatta yaptığın da mertce hakaret içermeyen uyarılar yapan ilim adamlarına yazarlara kanaat önderlerine nekadar muhtacız. Butür yazılar nekadar önemli. Severek okuyor ve takip ediyoruz.

Yanar

31 Ekim 2020 09:27

Osmanlı toplumu peygamberi taklit ederdi... Bu gün ki müslümanlar en tepeden en aşağıya kadar peygamber gibi yaşamıyor... İsrafı itibar sayarak dolaylı olarak peygambere itibarsız diyor... Osmanlıyı yücelten insan yetiştirme tarzıysa Osmanlıyı batıran ne? Elbette insan yetiştirme tarzı... İnsanlar ilim ve kuran ışığında kuran ve tabiat ayetleridoğrultusunda eğitilmeli ki depremin sebebi olarak kulun azmasını görmesin fay hattını idrak etsin...

Mustafa

31 Ekim 2020 08:44

Hakkı olmayanlar hak istedikçe Depremlerde çok can kaybı olur.! depremlerde gerçek ölüm hak. Kentsel dönüşüm sart. Kentsel dönüşümde vatandaşın metre karesine dokunmayin. Yüzde 10 _15 mantıklı fazlası dönüşümü engelliyor. Olmaya devlet birşey yapma görsün belediye başkanından en alt calisan pay peşinde . Yeni bir kanun dönüşümde belediye den hiç kimse hak talep edemeyecek bir kanun yasa, öyle biysa ki geriye dönük ceza verilebilen hakkı olmadan hak isteyenlere ceza anayasal ceza. dönüşümü hızlandırır. Çekin kirli ellerinizi hakkınız olmayandan. HAK HAKLININDIR.

ferik

31 Ekim 2020 07:32

Arada bir zülfiyare dokunan makale nam yazı neşrediyorsunuz, tebrikler hoca! İkinci husus; `Geniş daire cezbeder` demiş üstad bediûzzaman. İctimaiyyetin, siyasetin, harbin hem dahi mutantan meşağilin cazibesiyle, insanlar hususan gençler o saîkle hareket edip, işin faydasından ziyade eğlence, şöhret, tarafgirlik gibi nefse hoş gelen cihetlerine bakıp o minvalde mesafe katediyorlar maalesef. Tabi ki yazıda da denildiği üzre, nâsihler insanlara numune-i imtisâl olmalı ki güzel neticeler hasıl olsun..

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle