--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Osmanlı’da çocuk olmanın anlamı

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
7

Osmanlı’yı diri tutan temel müessese ailedir: Onu mahalle, mescit, esnaf teşkilâtları (lonca) ve sohbethâneler tamamlar.

İsviçreli Prof. Gaston Jezz yazıyor: “Ben Batılı bir âile hukuku profesörü olarak diyorum ki; Türk milletinin elinden âile nizâmını alınız, geriye çok bir şey kalmaz.” 

Osmanlı Devleti’ni yücelten olgunun temeli olarak aile ve toplum yapısını gören Jezz, şöyle devam ediyor: “Osmanlı âile hayatındaki güzellik, nezâhet ve samimiyet zannetmiyorum ki, başka bir yerde olsun. Osmanlı’daki İslâmî hayat, huzurlu bir hayatın zirve noktasıdır. Birbirine sevgi-saygı ile bağlıdırlar. Bayramlarda, kandillerde küçüklerin büyükleri ziyareti, büyüklerin küçüklere iltifatı şiir gibi bir hayatın ipuçlarını veriyor. Osmanlı aile hayatı güzelliklerle doludur. Toplumsal yapı edebiyatla süslenmiştir. Hayat şiir gibi yaşanmaktadır. Bütün bunları ailede öğreniyorlar.” 

Tabii onu “eğitim” tamamlıyor: Önce Allah inancı, arkasından ahlâk, irfan, hikmet ve dini temel bilgiler. Nihayet çağın müspet ilimleri: Tarih, coğrafya, matematik, kimya…

Ama en çok ahlâk, fazilet, dürüstlük, helâl-haram, sevap-günah, sorumluluk duygusu, iyilik alışkanlığı…

Fransız yazar Baronne Durand de Fontmange’in, “İstanbul Günleri” isimli kitabındaşöyle bir tespit var:

“Ülkenin asırlık âdet ve an’âneleri ile dînî hükümleri her seviyedeki kadını koruduğu için, Osmanlı’da ne iğfâl edilmiş kız hikâyeleri, ne sokakta bulunmuş çocuk, ne düello, ne de intihar var…”

Onyedinci yüzyılda İngiltere’nin İstanbul sefirliğinde bulunan Sir James Porter ise bizi şöyle övüyor: 

“Çocukların analarıyla babalarına karşı besledikleri hürmet, bilhassa takdire değerdir. İstanbul’da tabiatın yüzünü kızartacak derecede çığırından çıkmış evlâtlar az görülür... Türklerde baba sevgisi çok kuvvetlidir. Çocuklarda sonsuz bir itaatle birlikte, evlâtlık vazifesiyle alâkadar olabilecek her şeye karşı sarsılmaz bir bağlılık görülür...”

A. L. Castellan’dan da bir tespit sunayım: “Türkler, ihtiyarlara ve çocuklara büyük ilgi gösterirler.”

A. Ubicini: “…Çocuklarına bundan daha fazla sevgi, özen ve şefkat içinde yaşatan bir memleket bilmiyorum.”

İngiliz yazar Thornton: “Sâde bir din olan İslâmiyeti, çocuklar, analarıyla babalarından öğrenirler… Türklerin ahlâki, çocuklukta, iyilik telkini alarak değil, toplumda kötü örnek görmeyerek gelişirler...”

Bun tespitlerden de anlaşılacağı gibi, ceddimiz, hayatın tümünü çocuklarıyla paylaşırlardı. Şimdi ancak zaman kırıntılarını paylaşabiliyoruz.

İşin özü ve özeti sanırım budur. Günümüzde kötü örnek çok, iyi örnek ise yok denecek kadar azdır. Çocuklarımız “kötü örnek”lerle iç içe büyüyor. Sonuçta “kötü” ve “kötülük” normalleşiyor, sıradanlaşıyor, tabiatıyla da kanıksanıyor. Bu durumda önce kendimiz (anne ve baba), sonra öğretmenlerimiz, eğitim müfredatı ve toplum “iyi örnek” olacak şekilde olmalıdır.

“Doğru çocuk” ve “İyi insan” yetiştirmenin daha kestirme bir yolu yoktur.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Serkan

22 Nisan 2021 11:03

Osmanlıda çocuk olmak ?

Mustafaa ta el cevaaabbbb!!

30 Ekim 2020 20:20

Mustafa kardeş senin dünyadan haberin yok. Harf devrimine kadar bütün bilimsel eserler, teknoloji , sanat , aerodinamik, elektrik, havacılık ve uzay aklına ne gelirse Osmanlı üniversitelerinde idi. Harf devrimiyle biliyorsun ki ; " bir gecede cahil kaldık" Tüm bilimsel eserler, tezler, formüller vs. latin alfabesi ile değiştirildiği için batı bunları araklayıp bu günki bilim ve teknoloji seviyesine ulaştı.  

Hikmet. Yılmaz

30 Ekim 2020 16:50

Y.Bahadıroğlu !. Türk milletinin aile nizamı İSTANBUL SÖZLEŞMESİ " ile delindi. 

Ibram

30 Ekim 2020 15:17

Osmanlıda şöyleydi böyleydi bize ne faydası var.Osmanli hatalarıyla ve sevapları ile geride kaldı. Onu yaşatmak ve onu akıllara naksetmenin ne faydası olacak.  

Kemal

30 Ekim 2020 11:56

Hocam hep yabancilardan aciklama yazmissin olmadi...

mustafaa

30 Ekim 2020 05:09

osmanlıda müsbet ilimlermi vardı dini eğitimden başka ne vardı osmanlıda osmanlıda kaç tane ünlü matematikçi kimyacı fizikçi vardı isimlerini yazda bizde bilek bir kaç tane haricinde piri reis gibi birini astıran kanuni değilmiydi gök bilimcisi takuyyidinnin rasathanesini kanununi kapattırmadımı

Seza

30 Ekim 2020 03:09

Güzel bir yazı olmuş teşekürler

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle