--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yaşasın Türkiye!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Gelin şu savaşın adını doğru koyalım: Bu savaşın doğru adı “terörle mücadele” değil, “Batı ile savaş”tır! 

Tıpkı Malazgirt Savaşı, Niğbolu Savaşı, Kosova Savaşı, Varna Savaşı, Preveze Savaşı ve Çanakkale Savaşı gibi...

ABD, “Batı” tanımlamasının en başındadır...

Salibin çocukları, Anadolu ve Avrupa coğrafyasında var olduğumuz andan itibaren üzerimize geldiler.

Niyetleri bizi Avrupa ve Anadolu’dan çıkarıp tekrar Asya steplerine sürmekti.

Bazen arka plânda durup birbirimizle savaştırdılar (Dandanakan Savaşı), bazen içimizde isyanlar çıkardılar (Balkan milletleri ve Ermeni isyanları), bazen terör odaklarını başımıza musallat ettiler, bazen teröristlerle ittifak kurdular, bazen de içimizdeki “hıyanet şebekeleri”ni harekete geçirdiler.

Bugünkü savaş ise oldukça farklı: Tarihte verdiğimiz ve çoğunu kazandığımız savaşların hiçbirine benzemiyor. Bugün topyekûn bir savaşın içindeyiz!

Batı, envai çeşit devletler, terör odakları, ihanet şebekeleri ve algı operasyonları eşliğinde saldırıyor!

Çok şükür ki, Türkiye, işin farkında: Kendini kendi topraklarında savunmaktan vazgeçip sınır ötesinde savunuyor.

Sonuç da alıyor. Çünkü son strateji doğrudur.

Şimdi bir de savaşın adını koyalım: Bu savaş, içinde “intikam” hissi de bulunan bir “Sömürü Savaşı”dır! Batı bir taraftan, kaç kez yediği “Osmanlı Tokadı”nın acısını çıkarırken, diğer taraftan eski “sömürgeci” mantıkla hareket ediyor.

Hedef yine Müslümanlar! Osmanlı’nın muhteşem gücünün kaynağı İslâm’dı. Batı bunu hiç unutmadı. İslâmiyeti bir türlü hazmedemedi. Kendi içinde Türkiye’yi “suçlu” ilân etti ve her fırsatta “cezalandırma”ya çalıştı.

Bakmayın siz NATO’da “müttefik” oluşumuza: 1940’larda gerçekleşen Sovyet yayılmacılığına karşı bir “bölgesel jandarma”ya ihtiyaç duymasalardı, bizi asla içlerine almazlardı. Bugün bin pişman oldukları muhakkak. Hoş NATO’da olmamıza rağmen hiçbir zaman bize “müttefik” muamelesi yapmadılar, sürekli olarak düşmanlarımızı desteklediler.

Seçilmişlerin değil, Mısır’da yaptıkları gibi, darbecilerin yanında yer aldılar. Mısır’daki ve bizdeki darbelere bir türlü “darbe” diyemediler. Ama “demokrasi havariliği”ni de kimseye bırakmadılar. 

Sayın Cumhurbaşkanımız, “Artık bunları yutmuyoruz” demekte yerden göğe kadar haklıdır. Bu sözleri tarihin tescilinden geçmiştir. 

Şimdi ne mi oluyor?..

Batı’nın Birinci Dünya Savaşı sürecinde kurduğu kumpaslar sonucu coğrafyamızda çizdiği yapay sınırlar çatırdıyor...

Türkiye’yi Anadolu’ya hapsetme projesinin imzalandığı “Lozan Andlaşması” çözülüyor...

Coğrafyamızda “yeni bir dünya” kuruluyor.  Türkiye “Yeni Dünya”daki şerefli yerini almaya hazırlanıyor.

Bilin ki, alamazsanız vermezler...

Bilin ki, başaramazsanız gözünüzün yaşına bakmazlar...

Ve bilin ki, içinde bulunduğumuz savaşın adı “Varlık Savaşı”dır ve “Kurtuluş Savaşı” hatta “Malazgirt Savaşı” kadar önemlidir.

Öyleyse “Yaşasın Türkiye”!

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle