--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yan vermedik, can verdik!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Maraşlı gönül dostlarımdan birine sordum:

“Nasıl kahraman oldunuz?”

“Yan vermedik” dedi, “can verdik!”

Bu dört kelimelik muhteşem terkipten sonra fark ettim ki, yan verenler değil, can verenler kahraman olur!

Maraş o zaman sıradan şehir olmaktan çıkar, “Kahramanmaraş” olur.

Anladım ki, can vermek belirleyicidir. 

Biz de 15 Temmuz’a yan vermedik, çok şükür, can verdik!

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda,

Şüheda fışkıracak toprağı sıksam şüheda!..

Canı, cananı bütün varımı alsın da Hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”

Bu mısralar İstiklâl Marşımıza rasgele girmedi. Âkif can vermenin hikmetine ermiş, kahramanlığın yanısıra, gaziliğin ve şehitliğin de sırrını yakalamıştı.

Demek ki, Orhan Şaik Gökyay, “Bu vatan kimin?” başlıklı şiirinde boşuna kükrememişti:

“Tarihin dilinden düşmez bu destan, 

Nehirler gazidir, dağlar kahraman, 

Her taşı bir yakut olan bu vatan,

Can verme sırrına erenlerindir!” 

Öte yandan, “Onlara ölü demeyiniz, onlar diridirler” diyen Allah, şehitliği kutsuyor, “lâkin siz bilemezsiniz” diyerek, bilmediklerimizin bildiklerimizden çok olduğunu vurguluyor.

Sütçü İmam ve Maraşlılar bütün bunları düşünmüşler miydi, bilinmez; bilinen şu ki, olanlara göz yumamadılar, olanları hazmedemediler, içlerine sindiremediler.

Dönem dönem bu ülkeye İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar geldi. 

Fakat geldiklerinden beter gittiler…

Çünkü bu milletin bir “Namus Günü” var: O gün bu milletin kurtuluş günüdür! Namusunu ne kâfirin elinde bırakır, ne hainin…

Gerekirse Çanakkale’ye ikiyüz elli bin canını bırakır, yine de namusunu kurtarır.

Onlar ezecek, biz ezilecek değiliz…

Onlar horlayacak, biz horlanacak değiliz…

Onlar incitecek, biz incinecek değiliz...

Günü gelince Sultan Alpaslan, Sultan Melikşah, Selâhaddin Eyyübi, Osman Gazi, Yavuz Sultan Selim dirilir “Hayt bre!” deyiverirler…

Bir gün Köroğlu kalkar, bir eline sazını, bir eline kılıcını alıp yeniden söylenmeye başlar:

“Düşman geldi tabur tabur dizildi/ Alnımıza kara yazı yazıldı,

Tüfek icad oldu mertlik bozuldu/ Eğri kılıç kında paslanmalıdır.” 

Ha İngiliz, ha Fransız, ha Yunan, İtalyan, Alman, Amerika, İsrail, vesaire…

İsimleri farklı olsa da, “küfür tek millet”ti ve sadece “düşmandır! 

“Ayıdan post, gâvurdan dost olmaz” diyerek bu ebedi hakikatin altını çizen ecdada rahmet.

Hiçbir zaman bize dost olmadılar…

NATO dediler, zar-zor girdik, Kore’ye çağırdılar…

“Müttefikiz” diye gittik, Kore dağlarında öldük…

Sonra bizim ihtiyacımız oldu, çağırdık, gelmediler. Bir “Patroit” bataryası verdiler, ama en lâzım olan zamanda söküp götürdüler.

Teröristlere karşı bizi destekleyeceklerine terör örgütlerini desteklediler. Silâhlandırdılar, beslediler, büyüttüler.

Batı bizi yemeye çalışıyor. Tarih tekerrür ediyor! Ama artık muhteşem varlık gaflet uykusundan uyandı.

“Namus Günü” geldi! 

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle