“Stratejik müttefikimiz Amerika”!
ABD başkanlık seçimleri tamam. Trump 45. Başkan. Televizyonlar, gazeteler yorumdan geçilmiyor. Benim yorumum ise çok kısa: 44 başkandan ne hayır gördük ki, 45. Başkandan görelim?
Amerika’ya kim başkan olursa olsun, kazanan İsrail, kaybeden İslâm ülkeleridir. Amerika değişmez, hiçbir başkan değiştiremez. Çünkü Amerika’yı başkanlar yönetmiyor. Onlar vitrin, icrada başka güçler, başka dengeler var.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, “Stratejik müttefikimiz Amerika”nın oyunları artık sıktı. Artık biliyoruz ki, bölgemizdeki karışıklığın hem mimari, hem sorumlusu İngiltere ile birlikte Amerika’dır.
Şimdi gelin neler yaptığına kısaca bakalım…
1898’de Meksika’yı ve Küba’yı işgal etti...
1921 yılında Nikaragua’ya girdi. “Ulusal Muhafızlar” isimli ve başını Somoza’nın çektigi bir terör örgütü kurdu. Anti-emperyalist direnişin lideri olan Sandino başta olmak üzere 300 kişiyi katletti. 40 yıldan fazla sürecek bir terör devrini başlattı. Sabotaj ve suikastlar düzenledi (PKK’ya benziyor mu?).
1945’te, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası attı: Çoluk çocuk 250 bin kişiyi hunharca katletti.
1950-53 yılları arasında yüzbinlerce Koreli, 1954’te binlerce Guetamalalı, 1955’te sayısız Endonezyalı, Laoslu ve Kamboçyalı öldürdü.
1956-59 yılları arasında, işbirlikçisi Batista ile birlikte yürüttüğü operasyonlarda, Küba’da 60.000 kişi katletti.
1960’ta Türkiye’de, kendi dümen suyundan çıkan Başbakan Adnan Menderes’i, işbirlikçileriyle birlikte organize ettiği 27 Mayıs darbesi sonunda devirip asılmasına sebep oldu.
1965’te işbirlikçisi Suharto ile birlikte 1 milyon muhalif Endonezyalıyı katletti. Aynı yıl Dominik’e paraşütçülerini indirdi ve 10 bin Dominikliyi öldürdü
1963-1973 yılları arasında Vietnam’a 638 bin ton bomba attı. Kişi başına 5 bomba düştüğü söylenir. Milyonlarca insan öldürdü, milyonlarcasını işkenceden geçirdi. On binlerce kadının ırzına geçildi, yüzbinlerce insan sakat kaldı.
1970-75 yılları arasında Kamboçya ve Laos’ta 1 milyon insanı katletti.
1973’te Şili›de CIA’nın düzenlediği darbe sonucu 30 bin kişi katledildi.
1983’te Lübnan’a müdahale etti. Binlerce Lübnanlı katledildi. Amerikan 6. Filosuna ait savaş gemileri Lübnan’a günlerce bomba yağdırdı.
1989’da Panama’ya asker çıkarttı: 5 bin Panamalı öldürüldü.
Her daim İsrail’e verdiği destekle, milyonlarca Filistinli’nin katledilmesine sebep oldu.
2001’de, 11 Eylül saldırılarını bahane ederek Afganistan’a girdi. Binlerce kişi öldürüldü. Düğün evleri bombalandı. Afganistan’da hâlâ istikrar sağlanamadı.
1991’de Irak’ın Kuveyt’i işgalini bahane ederek Irak halkına karşı bomba yağdırdı. 100 binin üzerinde insan katletti. Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in elinde “kitle imha silâhları” bulunduğu yalanını ortaya atarak fiilen işgal etti. Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırdı. Kargaşa artarak devam ediyor.
Bütün bunların ışığında lütfen düşünün: PKK ve DAEŞ nasıl ortaya çıktı? PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG, neden Amerika tarafından “müttefik” sayılıyor ve ağır silahlarla donatılıyor? O silahlar kime yöneltiliyor?..
Ve bir soru: “Stratejik müttefikimiz Amerika” bizim “terör örgütü” sayıp savaştığımız PYD/YPG ile “müttefik” ise bizimle nasıl “müttefik” olabilir ve böyle bir “müttefik”e nasıl güvenilebilir?
Son söz: Amerika’ya kimin başkan olduğu önemli değil, Amarika’ya ve tüm dünyaya karşı bizim dik durmamız önemli.
Not: Bu yazı “http://komplo808.blogcu.com/amerikanin-suc-dosyasi/2385808” sitesinden faydalanarak hazırlanmıştır.


