--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Muayede-i Hümayun”

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Sarayda yapılacak bayram törenleri, yani “Tehniyye-i İydiyye için İç Hazine’den çıkarılan altın kaplamalı, mücevher işlemeli merasim tahtı, saray halıları, al serendazlarla (ipek yolluklar) bir tören salonu gibi donatılan “Saçak Altı”na konulurdu. 

Padişah ise Hırka-ı Saadet Dairesi’nde sabah namazını kılıp Enderun Ağaları’nın kutlamalarını kabul eder, ardından bayramlaşma merasimi için, Babüssaade Ağası ve Enderun ileri gelenleriyle dışarı çıkardı. Avlunun iki yanında sıralanan saray görevlileri, padişah aralarından geçerken, “Aleyke Avnullah! Padişahım çok yaşa!” diye bir ağızdan bağırırlardı.

Padişah tahtın önünde ayakta durur, bu sırada Nakibüleşraf Efendi (Peygamber Efendimizin akrabalarının Reisi) dua ederdi. Dua bitince padişah tahtına oturur, tebrikleri kabule başlardı…

Protokol kurallarına göre, Darüssaade Ağası ile Silahdar Ağa padişahın hemen arkasında yer alır, böylece  “Muayede Resm-i Hümayunu” (padişahla bayramlaşma töreni) başlardı. 

En önde padişahın hocaları, Şeyhülislam, Kazaskerler, âlimler, büyük müderrisler (profesörler), Kırım hanzadeleri (Han’ın oğulları), Kapıcıbaşılar, Mir-i Âlemler, vezirler, Yeniçeri Ağası, Kapıkulu Ocakları Ağaları (Yeniçeri ve Sipahi generalleri) ve diğer üst rütbeliler, protokol sırasıyla belirlenen usulü göre tebriklerini sunarlardı.

Herkes sükûnet içinde, asla tören düzenini bozmadan gelir, konumlarına göre kimi el, saçak,  kimi etek, kimi eşik öperler, şeyhülislâm ile hocalar ise sadece tokalaşırlardı (musafaha). Üstelik âlimler tebrike geldiklerinde, padişah ayağa kalkar, tebrikleri ayakta kabul ederdi. Böylece devletin ilme ve âlime verdiği değer vurgulanırdı.

Daha sonra Harem Dairesi’ne geçen padişah, annesi, hasekileri, çocukları ve harem kadınlarıyla bayramlaşır, bayram alayı için kıyafet değiştirirdi. 

Bu sırada, sarayın Alay Meydanı’nda “Rikâb Alayı”, “Alay-ı Humayun” veya “Mevakıb-i Humayun” denilen Merasim Alayı hazırlanırdı. 

Osmanlı Devleti’nin ihtişam ve nizam gösterisi şeklinde geçen bayram alayları yerli ve yabancı izleyicileri hayran bırakırdı. 

Çünkü bu törenler bir yönüyle Osmanlı Devleti’nin disiplin ve ihtişamını vurgulayan törenlerdi. Bu yüzden yer yer gövde gösterisi hâlini alırdı. 

Pek çok yabancı gezgin (seyyah) bayram alayını, “İstanbulluların seyrinden usanç getirmedikleri bir millî ve dinî gösteri” olarak tarif ederler. Özellikle padişahın namaza gidiş gelişleri göz kamaştırıcı bir gösteridir.

Fransız tüccar, doğa bilimci ve gezgin Paus Lucas (1664-1737) meşhur eserinde şaşkınlığını şöyle dile getiriyor:

“At üzerindeki Padişah’ın ihtişamı ile hiçbir şey mukayese edilmez. Bindiği ve yedekte götürdüğü atlar yeryüzünün en güzel atlarıdır. Atların koşumları altın, inci ve mücevherlerle süslüdür…

“Üniformaların çeşitliliği, debdebesi, atların güzelliği, koşumlarının zenginliği göz kamaştırır. Subayların çokluğu, üniformaların renkliliği içinde alay intizam içinde sessizce yol alır…

“Bayram Alayı, gerçekten de dünyanın en eğlenceli ve en meraklı gösterisidir”. 

Bayramınız tekrar tekrar mübarek olsun!

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle