THY- Banjul

Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!

20 Ağustos 2018 Pazartesi

Düşünün ki, son padişahlar bile cu­ma namazına gi­derk­en “ta­lebe-i ulûm”dan (medrese-üniversite öğrencilerinden) bir grup, “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!” diye bağırıyorlar.

Ders kitaplarında “diktatör” ilân ettiğimiz padişahların en büyüklerinden, en cihangirlerinden, en zorlularından biri (Yavuz Padişah), “Hâkimü’l-Haremeyn” unvanı karşısında ürpertiler geçiriyor, dayanamıyor kendini secdeye atıyor, sonra melûl-mahzun doğruluyor ve hutbedeki hatibe, “Hâkimü’l-Haremeyn değil, Hadimü’l-Haremeyn” (Mekke ve Me­din­e­’nin hizmetkârı anlamında) diy­e­rek kendi kendini Harem-i Şerif’in hizmetkârı ilân ediyor.

Hatırlar mısınız, Hazret-i Ömer şahsî gelirinden bir kısmıyla bir adam tutmuş, saçlarına ak düşene kadar bu adama her sabah sistemli şekilde, “Ya Ömer ölümü unutma, mahşeri unutma” diye bağırtmış, ahiretle arasına bu cümleyi köprü yapmıştı…

Adaleti ile yalnız Müslümanları değil, Hıristiyan dünyasını bile teshir eden büyük Halife Hazret-i Ömer’in bu tutumuyla Osmanlı padişahlarının—ki, birçoğu aynı zamanda halife idi—Allah’a teslim oluş halleri ne kadar birbirine benzer.

Binaenaleyh, Osmanlı padişahları hiçbir zaman “mutlak” olduklarını kabul etmemişler, ettirmeye de çalışmamışlardır. Aksine, ulemaya tabi olmuşlar, büyük hesap gününü her zaman göz önünde bulundurmuşlar, bunu bir an olsun unutma korkusuyla “Talebe-i ulûmdan” bir grubu “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!” diye bağırtmışlardır. 

Al­lah’ı bi­len, Allah’a hesap vereceğine inanan kişi, hiç kuşkusuz ki, yaptığı her hareketin uhrevî ve dünyevî so­rum­lu­luk­lar getireceğine de inanır; böyle bi­ris­i­nin diktatör, baskıcı, hırsız, so­rum­suz, asan-ke­sen bi­ri olması mümkün müdür?

Kanunî Sultan Süleyman’ın, fetvaları bir sandıkta muhafaza ettiği ve zaman zaman sandığı göstererek, “Dinimiz müsaade etseydi bu sandıkla birlikte gömülmeyi vasiyet ederdim” dediği rivayet edilir. Ölünce, Şeyhülislâm nezaretinde sandık açılmış, verdiği fetvaları görünce Şeyhülislâm’ın gözleri yaşarmış, büyük mesuliyetinin ağırlığını bir kere daha yüreğinde duymuş, “Ah Süleyman! Sen kendini kurtardın, biz kendimizi nasıl kurtaracağız” demişti.

Ke­za, Kanunî’nin babası Yavuz Selim, hocası İbn-i Kemal’in atının ayağından sıçrayan çamura bulanmış kaftanı ölümüne kadar muhafaza ettirmiş, ölünce sandukasının üstüne örtülmesini vasiyet etmişti. Ve bu vasiyet aynen yerine getirilmişti.

Mâneviyat adamlarına ve mâneviyata bu derece önem veren, Allah korkusunu bu derece içinde duyan, hesap gününü bu kadar canlı olarak hafızasında tutan, ölüme her an hazır bulunmaya bu kadar dikkat eden in­san­lar hakkında “diktatör” tanımlaması ne ka­dar ak­la yakındır?

Padişahlar arasında zaman zaman hukuk dışına çıkanlar elbette olmuştur, ancak bu çok nadirdir. Genel olarak Osmanlı padişahları hukuka bağlıydılar.

Padişahların hukuka bağlılıklarını gösteren örneklerden, Kanuni Sultan Süleyman devrine ait bir örnek üstünde duracağım…

Kâğıthane’deki mesire yerlerine su getirmek isteyen Kanuni, bu işe Nikola isimli mimarı tayin eder ve işi sıkı tutmasını, acele etmesini ister…

Fakat bir sene kadar sonra tekrar mesire yerine gidince, hiçbir faaliyet olmadığını görüp çok kızar. Sadrazam’a döner:

“Bu ne menem iştir ki buyruğumuz yerine gelmemiştir. Tiz Nikola’yı bulup huzura getir!”

Sadrazam gayet sakin bir tavırla cevap verir: “Nikola hapishanededir Hünkârım.”

Padişah, “Bu da ne demek oluyor?” gibisinden Sadrazam’ın yüzüne baka kalınca, Sadrazam olayı açıklar: “Buralarda hükümetten izinsiz kazı yaptığını haber virduklerinden yakalatup hapse atturdum.”

Padişah’ın şaşkınlığına bu kez kızgınlık da eklenir: “Bu ne cüret! Buyruğumuz nasıl çiğnenir?”

Sadrazam ise gayet sakindir: “Hâşâ, maksat buyruk çiğnemek değildur. Hünkâr sizsiniz, velâkin Devlet-i Âliye’nin sadrazamı biziz; icra bizden sorulur. Padişahlarun bu işlere karışması töre değildur! Bunu değiştireceksenuz buyurun Mühri Humâyun’u alın!” 

Ve Kanuni, muhtemelen çok kızmakla birlikte, hukuki geleneklere teslim olur, hiç sesini çıkarmaz. 

 

YORUM YAZ

  • NeyzenNeyzen3 ay önce
    Sayın Bahadıroğlu,anlattıklarınız doğru olamaz,uydurmadır,yada tuttuğu kendi dublör dalkavuklarıdır.Gururlanma Padişahım Senden büyük Allah vardır..diyen..Bunlar biz büyüklereMasallar.Di hadi gururlanma,kibirlenme,israf etme,senden büyük Allah vardır de bakalım..birilerine..!.Siz hiç,öldüğünde zırhı yahudi tüccarda rehin olan peygamberin,sünnetini takip eden) 18 ila 21 yy arasın da(bir tane müslümanlider gördünüz mü! Uruguay devlet eski başkanı Jose MUSİCA(Pepe) ateist biri. İnternete girin bakın nasıl müslümanca yaşanır,lider olunur görün..Şatafat,israf,kibir,şımarıklık..Adını da Muaviye gibi itibar koymuşuz..He yavrum hey..Anlatın masalları.Hem anlatılanlar doğru ise size ne onlardan,ne ilgilendiriyor..Ataları ile hava basan züğürtlük.
  • nursi tilmi-zi nursinursi tilmi-zi nursi3 ay önce
    yazınızın muhtevası güzel ancak gurur kibir heykellerinin yanlarında görünmeye çalışan finoların hoşuna gitmemiş, sizleritenkit ediyorlar,aldırmayın haksız yere tenkit edenler siyasi açıdan RUH HASTASIDIRLAR.psikoloğa gitmeleri gerekir.
  • ahmet kemalahmet kemal3 ay önce
    yapıcı eleştiri birlik olmaya engel değil tersine birliğin doğru kırulması için fayda sağlar. allah ve peygamber dışında kimse eleştirilemez değildir. zamanında fötü haininpeşinden gidenler de; fetö asla eleştirilimez, her dediğine gözü kapalı itaat edilir, her yaptığı doğrıdur gözüyle bakmışlar.. ortaya cehennemi garantilemişbir nesil cani, katil, hain mankurt çıkmış..
  • nursi tilmi-zi nursinursi tilmi-zi nursi3 ay önce
    muhterem neden yorumumu yayınlamazsınız,yanlışa yanlış demek suç mu yani hey muhterem?Yayınla ki ak ile kara doğru ile yanlış tebarüz etsin vatandaş doğruyu bulsun.
  • Halit BinveliHalit Binveli3 ay önce
    Şimdi eleştiri zamanı değil kardeşim şimdi birlik olma bir olma diri olma zamanı. Şimdi diriliş zamanı. Çatlak ses çıkaranların amaçları belli kardeşim, şimdi dik durma zamanı. Eleştirmekle olmaz kimse eleştirmesin destek versin. Ben olumlu eleştiri yapıyorum deyip alttan alta müslümanlara vuruluyor farkında değil misin? Belki senin amacın da farklıdır nereden bilelim. Yerli ve milli misin emin değilim!
  • ahmet kemal..ahmet kemal..3 ay önce
    kardeşim memo ve ve halit yazıda dine, islama, edebe aykırı ne var. ya da hakaret mi var. hz. ömeri; yanlış yaparsanız sizi kılıçlarımızla düzeltiriz diyen sahabe anlayışı nereye gitti.. diyelim ki mesaj reise.. olumlu eleştirme olmadan insanlar kendilerini nasıl düzeltecekler.. bakıyorum buradaolumlu eleştiri yapan yazar ya da yorumcular hemen fetöcü ilan edilerek linç ediliyorlar.. bu durumda yöneticiler kendilerini nasıl düzeltecekler.. bazı gazetelere bakıyorum ak parti ruhu ile ilgisi olmayan sabah akşam alkol alan her devrin adamı yazarlar sürekli reise methiye düzüyorlar.. hiç mi eleştiri olmaz. siz şimdi o yazarların samimiyetine inanıyor musunuz.. fırsatı bulduklarında reisi ilk arkadan vuracak yazarlarla bu iş olmaz.. eğriye eğri doğruya doğru diyen yazar samimidir. şu an yeri geldiğinde olumlu eleştiri yapan samimiyazarlar sadece akit gazetesinde var.. kıymetini bilelim..
  • Halit BinveliHalit Binveli3 ay önce
    Erdoğan'a karşı mı yazıldı bu yazı anlayamadım? Biraz daha halk dilinden yazarsanız yazılarınız daha anlaşılır olur. Anlamını bilmediğim kelimeler çok ve Tayyip Erdoğan'ı eleştiriyor olabilirsiniz.
  • HukukçuHukukçu3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.
  • MemoMemo3 ay önce
    Yazı hoşuma gitmedi, sanki Reise yönelik subliminal mesaj içeriyor
  • Ramazan DalkılıçRamazan Dalkılıç3 ay önce
    Kaleminize, kelamınıza sağlık. Bu tür tarihimize ışık tutan yazılar günümüzü de aydınlatan meşale olmaktadır.
  • KocayusufKocayusuf3 ay önce
    Muhterem Bahadıroğlu, okkalı ve şahane yazılarınız için, tebrikler... "Nasılsanız, öyle idare olunursunuz/yönetilirsiniz"... Toplum/millet, Allah'ın (c.c.) kanunlarına sarıldıkça, Ömer'ler, Selahaddin-iEyyubi'ler, Alparslan'lar, Fatih'ler, Yavuz'lar... kıyamete kadar, "ikram-ı ilahi" olarak, başımızdan eksilmeyecektir... Kaleminiz/kılıncınız keskin, ömrünüz uzun... ve Bayram'ınız mübarek olsun...