Elektriğe bağlı yaşamak
Evdeki elektrikli âletler (buzdolabı, çamaşır-bulaşık makinesi ve elektrikli süpürge) bir birinin arkasından bozulmuştu.
Evdeki tüm canlılar fişi çekilmiş robotlara döndük. Ne yapacağımızı şaşırdık. Ne çamaşır, ne bulaşık, ne temizlik, ne de soğuk bir yudum su: Evdeki hayat birden duruverdi.
Elektrikli âletlere bağımlı olarak yaşadığımızı o zaman fark ettim.
Doğrusu çok canım sıkıldı...
Çünkü ben özgürlüğüne düşkün bir adamım. Elektrikli, ya da elektriksiz, kul yapısı herhangi bir cihaza bağımlı yaşamaktan nefret ederim. Hattâ açık kalb ameliyatı olmadan önce doktoruma sımsıkı tembihlemiştim:
“Mümkünse beni cihaza bağlamadan ameliyat et!”
Mümkün değilmiş.
“O zaman beni cihazda mümkün olduğunca az tut.”
Ancak bu sözü aldıktan sonra gönül huzuruyla ameliyat masasına yatmıştım.
Başka bir biçimde, elektrikli cihazlara bağımlı olarak yaşadığımı fark edersem, elbette sarsılırım.
Robotlara dönmüşüz de haberimiz yok! Biz mi elektrikli âletlere hükmediyoruz, onlar mı hayatımıza hükmediyor, belli değil!
Görünüşte biz onlara hükmediyoruz...
Öyleyse neden onlarsız yapamıyoruz?
Televizyon (en başa yazılmalı, çünkü en “olmazsa olmaz”ımızdır), çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, no frost buzdolabı, derin donduruculu buzdolabı, elektrikli fritöz, mikrodalga fırın, elektrikli fırın, gazlı fırın, mutfak robotu, çöp öğütme makinesi, elektrikli ızgara, uydu anten, uzaktan kumandalı klima, kuartz soba, fanlı ısıtıcı, elektrikli radyatör, elektrikli sulu meyve sıkacağı, elektrikli katı meyve sıkacağı, elektrikli çay-kahve makinesi, su tasfiye cihazı, bilgisayar, vesaire...
Bazı cihazların ne işe yaradığını bile doğru düzgün bilmiyoruz. Sırf “Komşumda var, bende de olsun” anlamında, “görenek belâsı”na satın alıyoruz!
Uzun zamandır evlerimizde cansız, ancak değerli eşyaların saltanatı var. Sözde “evin sultanları” (yani bizler) ise hizmetçi konumuna düştü!
Yine de bozulmadıkları müddetçe, aşırı elektrik sarfiyatı dışında, fazla sorun çıkmıyor. Lâkin arka arkaya bozulmaya başladıklarında, ne para yetiyor, ne zaman yetiyor, ne de sinir dayanıyor.
Üstüne üstlük, evde düzen kalmıyor. İnsanın nevri dönüyor.
Tamirciler, birkaç haftalık kursla yetiştirildikleri için, genelde arızayı bulamıyorlar. Bulsalar tamir edemiyorlar. Parça değişikliği gerektiğinde ise belirsiz tarihlere erteliyorlar. Defalarca telefon etmek gerekiyor. Söz veriyor, gelmiyorlar. Gelseler onarmıyorlar. Onarsalar bile hemen arkalarından tekrar bozuluyor.
Sonunda, eğer cihaz garanti süresi içinde ise, değiştirmeye karar veriyorlar...
Tam her şey yoluna girdi zannederken, haftalarca beklemeniz gerektiğini söylüyorlar. Çünkü firma kampanya yapmış, bu yüzden mal yetiştiremez olmuştur...
“Bunda benim günahım ne!..” diye feryat ediyorsunuz, fakat sesinizi kimsecikler duymuyor.
Tüketici derneklerine koşuyorsunuz. Sağolsunlar bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Ama siz bu arada evinizi dededen kalma süpürge ile süpürüyor, bulaşık ve çamaşırlarınızı elde yıkıyor, yemeklerinizi günlük pişiriyor, buzdolabınız bozuk olduğundan mecburen ılık su içiyorsunuz.
Oysa hayatınızı kolaylaştırmak için bunca âlet-edevata avuç dolusu para vermişsiniz. Onlara özel dolaplar yaptırmış, yerleştirmişsiniz. Üstelik de onlarla yaşamaya iyice alışmışsınız. Âdeta tiryakiye dönmüşsünüz...
Hayatınızdan çıkıverdikleri an boşlukta kala kalıyor, ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz.
Anlıyorsunuz ki, “hayatınızı kolaylaştırmak için” satın aldıklarınız, hayatı size zehir etmeye başlamışlar. O zaman hem bunlara, hem bunların elektrik, bakım, tamir masraflarına ve yan ürünlerine para yetiştirmek için harcadığınız çabaya yanmaya başlıyorsunuz.
Eskiden, evlerimizde bunlar yoktu; ama huzur vardı...
Eskiden “elektrikli ev âletleri” denen “medeniyet nimetleri”nden mahrumduk...
Televizyona, buzdolabına, çamaşır makinesine sahip değildik...
Ruhumuza sahiptik, inancımıza sahiptik, vicdanımıza sahiptik, insanlığımıza sahiptik, sağlığımıza sahiptik...
İyi bir aile yapısına, iyi akrabalık ve komşuluk ilişkilerine sahiptik.
En önemlisi de derin duygulara, sevgilere sahiptik.
Bunları bizden alıp yerine buzdolabı, çamaşır-bulaşık makinesi, fritöz, televizyon, vesaire verdiler!..
Onlar da sık sık bozuluyor.
Artık elektrikten çok, elektrikli ev âletleri çarpıyor!


