Bazen çocuk olmak!
Mantıklı olmak “yetişkin” olmanın şartı sayılır. Anladık da, arada bir mantık dışına çıkıp duygusallaşmak da “insan” olmanın şartı değil mi?
Bunu pek kimse dikkate almaz. Dikkate almadıkları için de, en küçük bir sapmada hemen “mantıklı ol”maya dâvet ederler: “Yavuzcuğum, biraz mantıklı ol lütfen!”
Hafif bir uçukluğun ve uçarılığın arkasından ise hemen “akıllı ol” çağrısı gelir: “Deli misin Yavuz!”
İşte o an, “Evet” diye bağırasım gelir, “deliyim!” En azından “akıllı” ve “mantıklı” olarak yapamadıklarından bazılarını yapabilmek için bazen “deli” olmak istiyor insan.Malum: “Delidir, ne yapsa yeridir”…
Deliler daha mutludurlar belki, ne bileceksiniz? Hayatlarında ne siyaset, ne ticaret, ne terör, ne Amerika ne Rusya, ne Birleşmiş Milletler, ne Kıbrıs meselesi, ne Filistin çıkmazı, ne şu, ne bu yok…
“Azıcık aşım, ağrısız başım…”
***
Bir gün rahmetli babam, bilmem neden, “Hâlâ çocuksun” dedi… O gün incindim…
Babama büyüdüğümü ispatlamak için envai çeşit yöntem denedim…
Keşke şimdi de birileri bana “Hâlâ çocuksun” dese…
Bir deseler, öyle mutlu olacağım ki…
Zira çocuk olmak, hayatla buluşup oynaşmaktır!
***
En son ne zaman çocuk olmuştunuz sahi?..
En son ne zaman açık havada sırtüstü yatıp gökyüzündeki bulut karmaşasında değişik şekiller ürettiniz?..
En son ne zaman ıssız bir yerde otomobilinizi (ya da kendinizi) yolun kenarına çekip, yıldızlarla konuştunuz?..
En son ne zaman ayın yüzeyindeki lekeler hakkında kendinize masallar uydurdunuz?..
En son ne zaman içinizden geldiği için bir güle dokundunuz ve eğilip gülü kokladınız?..
En son ne zaman yağmur altında, ya da çamur deryası bir yolda ayakkabılarınız ellerinizde yürüdünüz?..
En son ne zaman güneşin doğuşunu, ya da denizdeki dalgacıklara pembe öpücükler göndere göndere batışını izlediniz?..
En son ne zaman çimlerin, ya da karların üzerine yatıp yuvarlandınız?..
En son ne zaman çıkmak mecburiyetinde olmadığınız halde bir ağaca çıktınız?..
En son ne zaman çocukluğunuzla güreşir gibi, çocuklarınızla güreştiniz?..
En son ne zaman herkesin gözlerinin önünde hiç sıkılmadan, “El alem ne der” endişesine kapılmadan, zevk alarak bir uçurtma uçurdunuz?..
En son ne zaman çocuklarla seksek, saklambaç, yahut misket oynadınız?..
En son ne zaman hiç tanımadığınız birine gülümsediniz?..
En son ne zaman çocuklarınızla birlikte doya doya ve keyif ala ala bir masal okudunuz?..
En son ne zaman sevdiğiniz kişinin ellerini tutup, göz bebeklerine bakarak sevginizi fısıldadınız?..
En son ne zaman bir aynaya uzun uzun bakıp kendinize göz kırptınız?..
En son ne zaman kendi kendinize konuşup güldünüz?
Hadi artık değiştiremeyeceğiniz olaylar üstüne ahkâm kesmeyi bırakın da bari bugünlük çocuklaşın.
Daha çok mutlu olduğunuzu göreceksiniz.


