--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ruhun önüne dikilen putları kırma seherinde buluşalım!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
8

İnanma ihtiyacı insanın özünde yerleşik olduğu halde; ne oldu da, son yıllarda bariz/belirgin bir şekilde dünyada dine ve kutsala karşı gittikçe derinleşen bir ilgisizlik baş gösterdi. 

İnsanın nefsine hoş gelen ve günlük hayatının bir parçası haline gelen şeyler, onu çepeçevre kuşattı. İstese de istemese de, o kuşatılmışlığın içinde hayatı yaşıyor, etkileniyor. Teknolojik ürünler de böyledir. Teknoloji dünya ile ilgisini attırdı ve dünyayı esir aldı. Bu sayede ‘dünyevileşme hastalığı’ yerleşti. Teknolojinin kendini yenileme hızı arttıkça ve buna paralel olarak sürekli yeni ürünler ortaya çıktıkça, insanın teknolojik ürünlere ve dolayısıyla dünyaya olan ilgisi de artmaktadır. Dünyaya meyletmek ise, dinden ve kutsaldan uzaklaşmayı doğurmaktadır. Son yıllarda, önceki yüzyıllar boyunca ateist ve pozitivist felsefecilerin yapamadığını, yepyeni bir şey (dijital teknoloji) çok kısa bir zamanda yapmıştır. İnsanlık da dijital işgal altında olup “dijital esaret” ağının altındadır. Zihnen, ruhen esir olduğunun farkında değildir. Öyle kiÖzgürlük’ diye bağırırken de.

Allah Teâla ile insanın aklı ve kalbi arasına gittikçe büyüyen engeller koyan sanal dünya; gıdalarımız gibi düşünme melekelerimizin de genetiği bozuldu. Gerçeğe suikast düzenlemek için ortalığı karartmak istiyorlar. Fakat ışığın kaynağının Allah olduğunu unutuyorlar. Özellikle dijital teknoloji alanında inanılmaz bir hızla yeni ürünler ve içerikler icat edilmesiyle insanoğlu sanal dünyanın cazibesine kapılıp hakikî olan her şeyden uzaklaşmaya başladı. Böylece en büyük hakikat olan Cenâb-ı Hak ile de, insanın aklı ve kalbi arasına gittikçe büyüyen engeller koydu sanal dünya. Yiyeceklerimizde organiklik kalmadığı gibi, düşüncelerimizde de fıtrata dayanan hiçbir şey kalmadı. Gıdalarımız gibi, düşünme melekemizin de genetiğiyle oynandı. Üstad Sezai Karakoç’un şiirimsi teşbihiyle, benzetmesiyle; İnsan; Allah’a inancını yenilemeli, tazelemelidir. Cennetten dün koğulmuşcasına, Allah’tan ıraklaşmanın yakıcılığıyla kavrulmuşçasına azap çekmeli, sonra birden O’na kavuşmanın büyük sevinciyle kendini tazelemelidir insan. Arkanda doğum sütunu, önünde ölüm sütunu, Sana Allah’ın varlığını ilan eden iki anıt, iki kitabedir. Sen onları okumasan da onlar, yazılarını ilâhi bir yazıyla gözler önüne seriyorlar. Her şey Allah’la diridir. İnsan, Allah inancını yitirmişse, ölüdür. Ruhu boğulmuştur, koğulmuştur. Onu diriltecek olan Allah inancıdır. Allah’ın her zamanda her yerde var ve hazır olduğuna inanmak. Akıldan geçen düşünceyi, uzanan eli, kımıldayan kafayı, atan nabzı O’nun bildiğini, gördüğünü bilmek. Allah’ın buyruğu dışında kımıldamanın imkânsızlığını kavramak. Allah aşkı dışında bütün aşkların, Allah’ın varlığı dışında bütün varlıkların, Allah’ın buyruğu dışında bütün buyrukların yok olmaya, bozulmaya, değişmeğe çürümeğe, ölmeğe mahkûm olduğunu kayıtsız ve şartsız bilmekten gelen yüce inanç. İman! O’na ortak koşmamanın fecri. Ruhun önüne dikilen putları kırma seheri. İnsanın ve eşyanın ancak Allah’la var olabileceğinin şuuruna erme yüceliği. (10 Kasım’da yapılanlar bana bunları düşündürdü.)

Aklı gitgide yapaylaşan, kalbi gitgide sanallaşan zavallı modern insanın, gerçeklikle ve hakikatle bağı zayıfladı; sanal âlemle uğraşmaktan, metafizik âlemle ilgilenmeye ne vakti ne takati kaldı. Dijital dünyanın ürettiği sanallığın en büyük marifeti, gerçekliği unutturmaktır. Gerçeklik ise insanoğlu için “hakikat”in ipucudur. Sanallık, hakikate götüren ipucu olan gerçeklikten kopardı insanı. Hakikatlerin özü olan ve en büyük hakikat olan Mutlak Yaratıcı, bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden, yaratan-yaşatan-kavuşturan-buluşturan, bunca nimetleri veren, kulluk bilincini bahşeden, kalemle yazmayı öğreten, Celâl-Cemâl- Kemal sıfatlarının sahibi Allah; Dini İslâm’ı, Peygamberler ve Kur’an ile biz kullarına gönderdi. İnsan yükseldikçe Allah’a gidecektir. Allah’tan mahrum oldukça, ruhu kuruyacak modern/sanal dünyanın en büyük darbesi altında kalmaktan kurtulamayacaktır. Bulduğu oyuncaklarla oynayacak, yapay zekâları belki de ‘yapay tanrı’ ya dönüşecek yapay olarak kendine bir “tanrıcık” edinecek. O ne derse onu yapacak. Bir nevi onun kulu ve kölesi olacak. Özgürlüğün “Allah’a kulluk” ile başladığını da unutacak/unutturulacaktır. Asıl buluşmanın olduğu “Mahşer Buluşması” sında kimsenin kimseye faydası olmayacaktır. 

Büyük buluşmada kurtuluşun çaresi; Allah’a dönmektir. O’na dönünce; bahara ermiş ağaçlar gibi yeniden uyanacak ölüyken dirilecektir. Ölü toprakların yağmurla dirilişi gibi, ölü arzın baharda uyanıp kabarışı ve yeşilliklerle donanması gibi, ölü insan ruhu da Allah’a imanla dirilecektir. Her Müslüman iman-amel-ihlas ihsan-ihsan istikametinden kopmadıkça ayrılmadıkça sanal dünyanın attığı ağdan kurtulur. Unutulmamalıdır ki: İnsan; iman edip amel etmeden yaşayamadığını, yaşayan bir ölü (meyyiti müteharrik)den farksız olduğunu anlamalıdır. Allah’a, vahye, Peygambere inanmayan akıl, ölü bir akıldır. 

Kur’an sesini duymayan kulak sağır, Allah’ın kudret ve eserlerini görmeyen göz kör, Allah’a inanmadan yaşayan ruh meflûç ve ölüdür. Allah’ın Şeriat’ını (dinini, kanunlarını, kurallarını, hükümlerini) hayata sokmayan sanal çağ, ölü bir çağdır. Çağ Allah’a dönmekle, O’nun hükümlerinin hayat tarzımız olmasıyla dirilecektir. İnsan, insanlık ve çağ; Allah’tan bağımsız yaşayamayacak “Allah nurunu tamamlayacaktır. Kâfirler istemese de kâfirler hoşlanmasalar da, Allah nurunu tamamlamak dışındaki bir seçeneğe asla izin vermeyecek, İslâm’ı hâkim kılmaktan asla vazgeçmeyecektir. İnkâr edenler istemese de.”

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ahmet Halim

15 Kasım 2024 21:13

Kula kulluk etmeyin yeter.

Çaykaralı Fahrettin

15 Kasım 2024 21:03

Kaleminize, yüreğinize sağlık...

Mi.

15 Kasım 2024 20:12

Saygıdeğer Ağabeyim. Bir yorum yapılmış.! Ünlem..hayret için değil bu sefer. Dün’dü galiba.? Ali beyin yazısına gelen yorumları okuyunca’ki aslında genel olarak önemli haber veya köşe yazılarına gelen yorumları okuyunca ve bugün de Siz’e geleni yüzümde bir tebessüm oluştu.bunları bir kenera koyarsak.. Emin olduğum bir şey var.”binlerce binlerce gönüle dokunuyorsunuz” Sadece, bu yazınız ile değil. Bugün ne yazmış acaba.? Nerede? inceden nezaketen yayın politikasınıda gözeterek gönlündeki sızı’yı,acıyı gizlemeye çabalamış. Aslında yazmak istediklerini yazamamanın ızdırabını nasıl yaşamış ve kimlere bu..acı sitem kime kimlere bu gönül koyma. Biliyoruz ağabey.,derdine ortağız be ağabey. Yoksa.. Biliyoruz’ki şöyle birşeylerde olabilirdi.? 10 sene kimin kimlerin dilinde pelesenk olmuştur bu güne kadar. Nerede duracaksın.? Bu işin Nirvana’sı ne… Seni sevmek ibadettir’e kadar mı.? YOK öyle olmucağını biliyoruz elbet. Aradaki çizğiyi ve nedenleri. İşte yine’de zoruna gidiyor İnsanın. Ellerinden öpüyorum canım ağabeyim.

Kanber

15 Kasım 2024 19:55

Selamlar hocam Allah razı olsun. Ağzınıza sağlık. Firinize zihninize Allah bereket versin. Allah hepimize de şuur nasip eylesin.

Şevki

15 Kasım 2024 19:32

Sen önce emeklinin emekçinin önüne konan tüik putunu kır

nuri

15 Kasım 2024 14:41

Hocam ÇOOKK Uzatıyorsun Yazılarını. Kürsüden sohbet ,hitap eder gibi Yazı yazıyorsun. Ben şahsen sıkılıyor atlayarak okuyorum .Bazen de sadece başlığa bakıyorum...

Okur

15 Kasım 2024 14:20

İnternet'i her yerde kullanıyoruz. zorda kaldığımız zaman internetten her türlü yardımı, bilgiyi aldığımız için Allah'a artık gerek kalmamıştır. Allah'ın her yerde varlığına internet çıktıktan sonra gerek kalmamıştır. İnternetten her türlü bilgiye ulaşma imkanı varken Allah ile uğraşmanın gereksiz olduğunu her gün daha iyi anlıyoruz. Yardım işleri ile Allah'ı uğraştırmak iyi degildir. Allah'ın da rahat etme, emekli olma hakkı vardır.

A.Yücel

15 Kasım 2024 22:03

İyi bir araştırma yap. belki internet sayesinde ölmekten de kurtulursun.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle