--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hayatımızın ölçüsü Kur’an-ı Kerim ve Sünnettir

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
13

Peygamberimizin sözleri, fiilleri/davranışları, tasdikleri/tasvipleri Sünnetidir. Sünnet ve hadisler gerek ferdî, gerekse toplum hayatında yerini almalıdır. Müslümanların en önemli vazifesi, en tabii kulluk görevlerini yerine getirilebilmeleri, Kur’an-ı Kerim’de üsveyi hasene olarak zikredilen Peygamber Efendimiz örneğine uygun davranmamıza bağlıdır. Sünnet dışında yaşamak, o yaşayışını bile ‘dindarlık’ olarak değerlendirmek tamamen yanlıştır.

Günümüzün en acı gerçeği, dini kurum ve kuruluş adı altında yaşayan değil, tartışan Müslüman olma eğilimidir. Din, sadece iman değil, ameldir de. “Allah, bir topluluğa şer murad ederse onlara tartışma (cedel) kapısını açar ve onları amelden alıkoyar.” Sözünü dikkate almamız gerekmez mi? Yaşanmayan, hayata intikal etmeyen, vicdanlara hapsedilmiş, tartışmalarla ana çizgisinden saptırılmış bir din ve iman iddiasının pratik bir faydası görülemez. Dindarlık, dini olanı, dinde olanı tartışmakla değil, yaşamakla ve kullanmakla olur. Dinlerini oyun ve eğlence haline getirenlerle yahut oyun ve eğlenceyi din haline getirenlerin arasında yaşayan bizler, dinimizin hayat tarzımız olduğunu unutmamalıyız.

Sünnet, Kur’an-ı Kerim’in vahiy kontrolünde Peygamberce uygulanmasıdır. Peygamberimiz vahyin muhatabıdır. Allah’ın elçisi olma vasfıyla bütün söyledikleri ya doğrudan vahiydir veya Sünnet ismiyle Kur’an-ı Kerim’in uygulanmasıdır. İslâm, Kur’an-ı Kerim’den sünnet örneği ile anlaşılandır. Kur’an; İslâm’ın canı ve ruhu ise, sünnet de eti ve kemiğidir. Sünnet Kur’an-ı Kerim’in beyanı olması bakımından Kur’an’a tâbidir. Kur’an sünnete tâbi değildir. O halde Kur’an-ı Kerim’e muhalif sünnet düşünülemez. Usulü hadis okuyanlar, hadis meselesine kafa yoranlar, Sünneti Kur’an-ı Kerim’in Peygamberimizce uygulanması olarak görmelidirler. Peygamberce olması, tam isabet olmadığı yerde Allah tarafından anında düzeltilmesi demektir. Bütün mesele, bir sözün veya fiilin Peygamberimize ait olup olmadığını tesbit meselesidir. Peygamberimizin İslâm’ı bütünüyle uygulama tarzı da Sünnettir. Sünnetin, hadislerin devreden çıkarılması, İslâm’ın sadece hukuki yönü değil, ahlaki ve imani yönü de anlaşılmamış olur. 

İslâm Medeniyetini kurarken; müessevi (kurumsal) alanda mescid inşası, toplumsal zeminde muhacir ile ensar arasında kardeşlik antlaşması, ekonomik alanda Müslümanlara mahsus Pazar yeri tesbiti, sosyal güvenlik alanında da Medine vesikası olarak bilinen diğer din mensuplarıyla yaptığı yazılı antlaşma ile başlamıştır. Medine döneminde inzal olan vahiylerle şekillenen ve bütünlenen İslâm, kendisine mahsus, içinde Peygamber Efendimiz tarafından hayata geçirilmiş/yansıtılmış ve on senelik bir müddet içinde her alandaki kural ve kurumlarıyla İslâm Medeniyeti ve Medine’si iyice belirgin hale gelmiştir. Sünnet ve hadis; çeşitli isimler altında dışlanarak, tartışılır hale getirilerek zihin bulanıklığı, kültür kirlenmesi, kafa karışıklığı, yaşanan din yerine tartışılan din yerleştirilerek, ne gerçekleştiriliyor? Belli mahremiyet içinde ilim adamları cemiyetinde yapılması gereken toplantı ve çalışmaların sonucu bu mu olmalıydı? İslâm ile insanımızı buluşturma, yaşama ve yaşatma, salih amellerle dolu bir hayat yaşama/yaşatma, Sünneti çağa taşıma/taşıtma, unutulan Sünneti ihya gibi Allah Rızası kazandıracak ameller varken bu seviyesizliğe nasıl âlet olunabilir?

Peygamberler mirasının en gelişmiş şekli demek olan Peygamberimizin Sünneti’ni her çağda bireysel ve toplumsal değerler adına can simidi gibi ona sarılmak, Peygamberimizin ortaya koyduğu bireysel, toplumsal ve devlet/millet/ümmet idaresine varıncaya kadar hayat tarzını dikkate alarak canlı, yaşanır hale getirmek yaşadığımız problemlerin/meselelerin çare ve çözüm kaynağıdır. Kaynağımız da Kur’an (vahiy) Sünnet (ve hadisler) hayatlarına yansıtan sahabeyi kiramdır. Sünnet; söz ve şekilden ziyâde hikmet/ruh/ilke/mânâ ve gaye ile anlaşılmalıdır. Kur’an’ın pratiği veya hayata aktarılışıdır.

İslami Hayat Görüşü’ne sahip miyiz, değil miyiz? Sahip değilsek, Müslümanlığımızda eksik bir taraf var demektir. Bu fark ihmal edilemez ki. İhmal edilirse, kavram yetersizliğine uğrarız ve anlaşabilmemiz çok zorlaşır. Elbette ki inandığım gibi düşüneceğim. Düşünceye yön veremeyen inanç, zaten ciddiye alınmaya layık değildir. ‘İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi, inanmaya başlarsınız’ sözü boşuna mı söylenmiş. Mesele “ölçü” meselesidir. “Bana göre, sana göre, ona göre.” Dinin sâbitelerinin kaldırılması demektir. Sabite pergelin sivri ucudur. Sabitesi olmayan pergel, daire çizemez. Sabiteleri bilinmeyen din yaşanmaz. Her kafaya göre din anlayışı müşterek ölçülerin semtine uğramamalı. Yorum sonraki iştir. Merhum Erol GÜNGÖR ile bitirelim.

“Eğer İslamiyet bir hayat tarzı ise, onu bazılarının istediği gibi vicdanların gizli köşelerine hapsetmekten kaçınmalıyız. İslamiyet’i hayata açmak isteyenler, onun her meselesini gün ışığına çıkarmaya mecburdur.”

 

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nedim

22 Eylül 2024 17:59

Sn editör neden yorumumu yayınlamıyorsunuz.o kadar saçma sapan yorumlar var ki

Nedim

22 Eylül 2024 16:41

Yazı gerçekten çok güzel.. 

Nedim

22 Eylül 2024 23:06

Devamını neden yayinjlamiyursun.. Böyle saçmalık mi olur.senin yaptığını İslam düşmanı gazeteler yapmaz be

İbrahim

22 Eylül 2024 12:35

Sayın yazar Hz. Muhammed peygamber öldüğünde serveti ne kadardı. Günlük harcaması ne kadardı harcamalarını hazinedenmi yoksa kendi cebinden mi karşılıyordu gelirleri ve giderleri ile ilgili kaynak varmı bu sorular çok önemli bunları bilen Allah rızası için yazsın

Nuh

22 Eylül 2024 12:33

Sayın hocam çok güzel yazmış ve ifade etmişsiniz, ancak bizim yaşantımız ve hayat nizmımızda tagutun kural ve kaideleri geçerli. Alemlerin rabbinin kuran ve sünneti kalplerde ve gönüllerden çıkamaz ve uygulanamaz diyor geçerli nizam. Gerçek hayat böyle ama müslümanlar ya merdiven altı müminlik yaşıyor, yada ingiliz usulü(onların belirledikleri şekil ve oranda) yaşıyor. İlahi ve resulü olmak ve yaşamak her türlü ilegal, gerici, irtica,mürteci, bozguncu, meczup gibi hitap ve suçlamalara muhatap olmak demek, yusuf as mısırda yaşadığı gibi yaşıyoruz. Diyebiliriz.

TAGUTA

22 Eylül 2024 15:19

nursyz DUVA ET O TAGUTUN KURALLARI DEDİKLERİN SAYESİNDE BU DÜNYADA SEFA SÜRÜP İNTERNET CEP TELOFONU TV MR DAN MEDENİYETİN NİMETLERŞNDEN FAYDALANIYORSUN YARARLANIYORSUN YOKSA TAŞ DEVRİNE GERİ GİDERSİN SICAK DEVE SİDİĞİ İÇERDİN TAGUTA YAT KAL DUVA ET BEŞ VAKİT ZINDIK

Kanber

22 Eylül 2024 12:26

Allah razı olsun hocam Ağzınıza sağlık Allah bize Kur'an'a ve sünnete göre yaşamayı nasip etsin.

Hikmet Yılmaz

22 Eylül 2024 10:40

Rahmetli Erol Güngör'ün tarikatlarla,cemaatlerle ilgili görüşünü ve Türk- İslam sentezi görüşünüde yazmalıydınız.

Şeref

22 Eylül 2024 09:44

Geçenlerde bir ticari örgütün başındaki adam ben peygamberimin sünnetini yaşayamıyorum dedi. Ne demek istediğinide söyle açıkladı.

Nuran Devres

22 Eylül 2024 08:26

Beyefendi, Peygberin yaşam tarzını bugün uygulamamız mümkün mü? Biz şimdi 1500 yıl önceki Bedevi kabilelerin Arap çöllerinde yaşadığı gibi yaşayabilir miyiz? Dünyada millet, ulus, devlet kavramlarının olmadığı, demokrasi diye, insan hakları diye, teknoloji diye bir şeyin duyulmadığı bir döneme ışınlanabilir miyiz? Dünya ileri gitmeye çalışırken biz geri mi dönelim? İstesek de dönemeyiz ki. Yeni gezegenlerin keşfedildiği, evrenin araştırıldıği, labaratoruvarlarda embriyo üretildiği bir dünyadan deveyle seyahat edildiği, insanların tuvalet kağıdı yerine taşla silindiği, dünyanın tepsi gibi düz bir yer olduğu ve öküzün boynuzları arasında durduğu sanılan bir döneme mi döneceğiz? Siz yapabilirseniz buyurun yapın. Herkes gider Mersine biz gideriz tersine.

Nuh

22 Eylül 2024 12:38

Bedevi arablardan biri geldi resule bizde iman ettik müslümalardanız dedi, rabimiz hayır onlar sadece boyun eğdiler, teslim oldular, gerçekten iman etmediler dedi. Buradan bedevi nedeni bir sonuç çıkarabiliriz.

PİLOT

22 Eylül 2024 07:08

Genelleştirilme dayı, senin tercihin olabilir ama benim ölçüm farklı. Ben doğruluğu, dürüstlüğü, insanlığı, ahlakı ölçü olarak alırım hayatıma. Önce ahlâk ve erdemli bir insan olmak, bunlar bir insanda olmazsa olmazdır. Din ise bir tercih meselesidir.

ÖZCAN ŞAHİN

22 Eylül 2024 07:59

GÜNAYDIN ÇOK GÜZEL NİR YORUM TEBRİKLER EFENDİM

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle