--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hâkimiyet Allah’ındır!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
11

Hâkimiyet Allah’ındır!

Yaşar Değirmenci

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu 47 kişinin ismi geçen yolsuzluk ve rüşvet operasyonu CHP’yi ayağa kaldırdı.

“Suç örgütüne üye olma”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “haksız mal edinme” suçlamalarıyla gözaltı kararı verildiği ifade edilmişti.

Bu arada, soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen ve daha önce “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan tutuklanarak görevden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in işlemlerinin de cezaevinde yapıldığı öğrenildi.

Demokrasiye sahip çıkmaya geldiklerini dile getiren 

“Halkın belediyesinden ayrılmayacağız. Bu aşamadan sonra büyük bir mücadeleyi başlatıyoruz” ifadelerini kullananlar, suçlarını kapatmak içinde türlü çaba gösterenler de muhalefetin ve diğer belediye başkanları mensupları. Öncelikle adalete intikal etmiş, suçu sabit görülüp cezaevine giren, diğerinin de soruşturması başlamış mahkeme kararı ile gözaltına alınmışlara sahip çıkmak “suç ortaklığı”dır. Suç ortaklarının yayın organları ‘basın organı’ bile diyemiyor attıkları başlıkları görünce de ‘paçavra’ demekten de kendimi alamıyorum. Cumhuriyet’in attığı manşet “Egemenlik Milletindir” Ulus demeyi unuttular her hâlde. Kendi değerlerinin hep düşmanlığı yapanların önce “millet” kavramını öğrenmeleri gerekiyor. Hiç olmazsa toplanan kuru kalabalığın millet olmadığını öğrensinler.

Gelelim “egemenlik milletindir”e. Hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır. Ebucehil kadar bile inançları yok. Yaşatan, yaratan, öldüren dirilten, dünyaya, tabiata, aya yıldızlara, yer yüzüne gökyüzüne, bütün varlıklara (hayvanı, bitkisi, sebzesi, meyvesi) vs. “Eserden müessire” gitmek ve bütün âlemlerin, kâinatın sahibi Allah’tır! Bütün bu varlıkların sahibi “malikil mülk” olan Rabbimizden başka hâkimiyet kimin? Millet, devlet de bütün bu varlıklar onlara emanet olarak verilmiştir. Emanete bırakılanların sahibinin emanetçi olmayıp ona teslim edenin asıl sahibi olanların olduğu bu güruha anlatamayız. Çünkü bu güruh; bakan görmeyen, işiten duymayan şifa bulmaz gözleri ve kulakları perdeli, duyarlılıklarını kaybetmiş robotlardır. Psikolojik, sosyolojik, pedagolojik tedaviye muhtaçlardır. 

Bizde demokrasi; çok kötü bir muhalefet geleneği devraldı. Bizde muhalefet ‘devirelim kurtulalım’ demekti. Son yaşananlara bakın muhalefetin tek derdi ‘iktidarı devirmek!’ Milletin teveccühünün yansıdığı oy’la bunu yapamayınca asker postallarını beklemek.  

Milletin seçtiği bir iktidar, milletin seçtikleri tarafından oluşturulan bir icra, anayasayı ihlal eder mi, diktaya gider mi, usulsüzlükleri yolsuzlukları destekler mi? Böyle bir şey olmaz.

Kimseye güvenilmediği ve bir güven kurumlaşmasının var olmadığı bir toplumda, en mükemmel sistemleri ve düzenleri bile işletemezsiniz. Bir güvenilmezlik düzeni oluşursa, bu en çok gerçekten güvenilmez olanların işine yarar; onları pervasız ve rahat bir hale getirir.

Demokratik devlet yapısında ve hayatında ‘güven’, esastır. Milletin seçtiği iktidara güveneceksin. Çeşitli sınamalardan ve elemelerden geçerek üst seviyedeki görevlere getirilmiş kişilerin iyi niyetine güveneceksin. Aksi sübut bulmamışsa, güveneceksin. Demokratik toplumda bu güven ilkesinin büyük önemi vardır. Ayet mealleriyle bitireyim.

“Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde, ‘Hayır, atalarımızdan gördüğümüze uyarız’ dediler. Ya atalarının aklı bir şeye ermemiş, doğru yolu bulamamışlarsa! / İnkârcılara seslenenin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyen hayvana haykıran çobanın durumuna benzer. Onlar sağır, dilsiz ve kördürler; çünkü onlar düşünmezler.” (Bakara 170-171)  “Ancak, Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecelli etmesi halinde siz de iradenizi ve tercihinizi kullanarak isabetli davranabilirsiniz. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.” (76 İnsan 30)

Bu sayede siz, zaten Allah’ın istediğini istemiş (olursunuz): Elbette Allah her şeyi bilendir, hep hikmetle hükmedendir. (Zaten Allah (dilemenizi) dilemese siz asla dileyemezdiniz.”

Aklı iyi işleterek imana ulaşmak ne kadar insanca ve insana yaraşır bir durum ise onu bir yana bırakıp körü körüne başkalarının peşine düşmek, bâtıl inanç ve gelenekler üzerinde düşünmemek de o kadar insanı kendine yabancılaştıran ve onu âdeta akılsız canlılar seviyesine indiren bir tutum, bir davranıştır. Allah Teâlâ kullarına, doğruyu, güzeli ve iyiyi bilmek ve bulmak için iki değerli kaynak lütfetmiştir: Vahiy ve akıl.

Vahyi yalnızca peygamberler alır ve ümmetlerine ulaştırır, uygular, gerektiği kadar da açıklama yaparlar. Bu üç vazife ve imtiyazda onların ortağı yoktur. Adı, rütbesi, beşeri bilgisi, yorumu, sosyal mevkii, akademik derecesi… ne olursa olsun başka hiçbir beşer doğrudan Allah’tan bilgi alamaz, yorumu, rüyası, ilhamı, keşfi, düşüncesi hatadan salim olamaz, hatasızlık iddiasında bulunamaz. Dine ait bilgi ve hüküm konusunda herkes birinci derecede vahye dayanmak mecburiyetindedir; çünkü aklın alanına girmeyen din bilgi ve hükümlerinde tek kaynak vahiydir.

Akla gelelim:

İslam, aklı yeterli derecede gelişmiş insanı muhatap alıyor; bu manada aklı olmayanın dini (dini yükümlülüğü) de olmuyor. Aklı bir makinaya benzetsek bilgi onun hem malzemesi hem de üretimi oluyor. Aklın yetkili oluğu alanlarda malzeme bilgi genellikle beşeridir, aklın yetki ve yetisini aşan alanlarda ise malzeme ilâhîdir. Akıl işte bu malzemeyi kullanarak “doğru, iyi, güzel” olanı bilmek, bulmak durumundadır.

Akla sunulan bilgiler beşerden ise onun ilk adımı “şüphe ve araştırma” olacaktır; bu yüzden Allah Teâlâ yanılan kullarına “akıllarını niçin kullanmadıklarını, niçin şüphe edip araştırma yapmadıklarını” soruyor, bunu yapmayanları kınıyor.

Puta tapan cahiliye insanları “geçmişlerimiz, büyüklerimiz böyle dediler, biz de onlara uyarız” diyorlar, Allah Teâlâ ise “doğrunun, güzelin, iyinin ölçütü geçmişlerinizden intikal eden bilgi ve gelenek değildir, vahiy ve akıldır, bunlara uyun, başkalarını da bunlara göre değerlendirin” diyor.

Vahyi ve aklı bir yana bırakıp, “onlar bizden daha iyi bilirler ve yanılmazlar” diyerek birilerinin peşlerine takılanlara bakınca şaşıp kalmamak elden gelmiyor. Mesela adam “vallahi billahi, tallahi önümüzdeki seçimde yüzde elliden fazla oy alarak iktidara geliyoruz, siz araştırma kurumlarının ve medyanın yalanlarına bakmayın” diyor, sonra seçim oluyor, yüzde bir oy bile alamıyor, ama tabileri yine onun peşini bırakmıyorlar.

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

müslüm

19 Ocak 2025 20:02

--Hakimiyet kayıtsız şartsız Allahındır--diyenler yüzünden memleket ahlaksızlık batağına saplandı.Milyonlarca emekli,asgari ücretli dilenir hale geldi.Hukuksuzluk yüzünden kendin olmayanlara yargı tokadı,Ekonominin bozulması yüzünden rüşvet,usulsüzlük,hırsızlık,torpil,yolsuzluk bu dönemde en az % 500-600 oranında arttı.En büyük yatırım cezaevlerine oldu.Geldiklerinde 70 bin mahkum vardı,gizli aflar olmasına rağmen 320 bin mahkum var cezaevlerinde.

Yine mi editör

19 Ocak 2025 17:01

İlla bizim yorumumuzu yayunlaman için muhalif İslam'a haşa aykırı yorum mu.. neden Kur'an'a sünnete uygun yorumları yayinlamazsin bu kompleks neden laikler e yaranmak

Ömer

19 Ocak 2025 16:38

Hakimiyet tabiki Allah’ındır . İnsan nedir ki getirdiği yönetim ne olacak . Laik devlet ne hukukta ne adalette ne düzeni sağladılar toplum aile bozuldu niye Allah’ın hükümleri kur an ve sünnete uyulmadığı için . Batının pis kanunları bize yaramaz . Adalet ancak kısasta hayat vardır hükmüyle geçerli olur

Kanber

19 Ocak 2025 16:11

Selamlar hocam. Allah razı olsun. Bizi aydınlattığın için. Allah'ım bizi akleden, iman eden, şuurlu bir vaziyette yaşayan, Salih kullarından eylesin.

İbrahim Atalay

19 Ocak 2025 14:22

Bu ülkedeki entellektüeller Ebu Cehil'in izinden gidenler ve ZEUS'a tabi olanlardır. İslamla bir ilgileri yoktur. Mekke'de müşrikler nasıl baş belası olmuşlarsa bunlarda bu ülkedeki müslümanların başının belasıdırlar.

Menzil

19 Ocak 2025 13:49

Menzil şeriat mahkemesini tanımıyor, Saki Elhüseyni’nin şeriat hukukundan vazgeçerek, “Meşru vasıtalarla haklarımızı korumalıyız” dediği ve resmi hukukla çözüm bulmaya çalıştığı belirtiliyor. Buna karşın diğer kardeşlerin cemaat içinde abilerine yönelik “Allah’ın şeriat mahkemesinde aradığını bulamayıp, devletin İslami olmayan laik ve demokratik mahkemelerine sığındı suçlamasında” bulunuyor.

Timur Gök

19 Ocak 2025 13:46

Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda demoktatik ve LÂİK olmak şartı ile Türkiye Cumhuriyeti'nde hakimiyet kayıtsız şartsız Türk milletinindir. Ne Mutlu Türküm Diyene. Nokta.

Ethem

19 Ocak 2025 11:07

Biraz da, Allah ve din ticareti esaretinden bagimsiz dusunun !! Egemenlik, hur dusunen insanlarin olmalidir. Secimler - halkin tercihi - katilimci toplum - istisare - farkli dusuncelere - demokrasi gibi degerlere, biraz onem ve deger vermeye odaklanin !!

NİYE

19 Ocak 2025 10:21

VERGİLER SUÇLAR CEZALAR ONUN NİYE HİÇ OLMUYOR 

Geredeli

19 Ocak 2025 09:53

Amenna ve saddakna .Hakimiyet kayıtsız şartsız Allah'ın dir. Bu dünya insanlar için bir ekenek. Ekip biçip ahirete gidecek. Yakasız beyaz kefeni giyecek. Bu dünyada yaptıklarının hesabını tek tek verecek. Allah'ın selamı ümmetin üzerine olsun.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle