--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dinimiz yaşanmadan huzur bulunmaz!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
15

Dinimiz yaşanmadan huzur bulunmaz!

Yaşar Değirmenci

İslam, hayatı kuşatan bir dindir. Camiden çarşıya, devletin başından dağdaki çobana, imamdan cemaate kadar herkese söyleyeceği sözü olan bir din. Medeniyetler yaptı, şehirler kurdu. Ordular yönetti, ülkeler fethetti. Nerede insan varsa, orada bulunmayı kendine uygun gördü. İslam, önceki dinlerin hepsinin kuşatıcısı, hayatın her alanını dolduran bir din olarak akidesini getirdiği kadar, Şeriat’ını da getirdi. İnsanları ikinci bir sisteme muhtaç bırakmadı. Bu dinin uygulayıcısı, dünyamız ve ahiretimizi kuşatan hayat anlayışımız için tartışmasız önderimiz ve örneğimiz Resulullah Efendimiz oldu. O, Allah’ın bize ‘üsve-i hasene’ güzel bir örnek olması için gönderdiği Peygamberidir. O’nu sevmemiz; beraberinde örneğimizin, rehberimizin de Peygamberimiz olmasını gerektirir. Resulullah Efendimiz; Allah’ın bize sunduğu olmazsa olmaz örneğimizdir. İslâm’ın nasıl yaşanacağının en güzel ve mükemmel örneği. Bu sebeple huzur içinde yaşamak dinimizi n yaşanmasıyla olur.

Allah Resulü’nün yaşadığı “model hayat” hiçbir sahteliğe izin vermeyecek kadar gerçek ve açık olarak ortadadır. Resulullah Efendimiz’in hayatı hep ifrat ve tefritten uzak, ‘itidal hayatı’dır. Bir tek tavrını, sözünü, işaretini gösteremezsiniz ki itidal güzelliği taşımasın. 

Peygamberimizi sevmek; anlamak anlatmak, yaşamak ve yaşatmaktır. Dinimiz Peygamberimiz bilinmeden yaşanmaz. Hayat tarzımıza sokulmadan, vicdanlarda tutularak dinle imanla ilgi kurulamaz. Rejim kutsal hâle getirilen laiklik olduğu için mazeretlere sığınılmaz. Her hâl ve şartta yaşanan bir dinimiz olduğu unutulamaz. Müslüman şahsiyet, İslâmî kimliğin gereği olan temel referansları koruyan bir hassasiyet içinde olmalıdır. O, akideye taalluk eden meselelerden tutun da siyasi-konjonktürel mülahazalara varıncaya kadar vahyin aydınlığında yol almalıdır.

Dinimizi sadece ibâdetten ibaret görme alışkanlığımız devam ediyor. Halbuki ahlak “din binası”nın temelidir. Hele incelenmeyen, araştırılmayan, ciddiye alınmayan manevî değerlerimizden uzaklaşma, toplumsal çözülmenin müsebbibi olmuştur. Günümüzde “örnek Müslüman” olma şartlarını taşıyan şahsiyetler oluşturmaya bu toplumun o kadar ihtiyacı var ki! İnsanımız ümitsiz, tedirgin, bunalımlı, yorgun, yalnız ve gâyesiz bırakılmaya çalışılıyor. Halbuki “Güven Toplumu”nun üyesi olmak istiyor. Bu talebi bir tek kişi karşılayabilir: Müslüman! Haliyle, kaaliyle, ahlakıyla, itikadıyla, ameliyle, muamelâtıyla “üsve-i hasene” olan örnek insan oluşuyla… Dillerin susup hallerin İslam’ı konuştuğu “Ahlak-ı Muhammediye”yi sosyal hayata hâkim kılan örnek insan! İhtiyacımız olan bu.   

İslam’ı bırakıp hayatı yaşamak, hayatı bırakıp İslam’ı yaşamak yahut İslam’ı ayrı bir dairede yaşamak. Parçalanmış İslam, düşülen büyük hatalardan. Bunların hepsi yanlış. Doğru olan, İslam’ı hayatın içinde yaşamaktır. Düşünerek, duyarak, bütünlük şuuruyla yaşamak. İçiyle dışıyla, kalbiyle aklıyla, maddeyle manayla; su içer gibi, nefes alır gibi, yürür gibi, suyun akışı gibi bir tabiilik ile gelişerek/geliştirerek yaşamaktır.

Dini her meseleyi Allah ve Resulünün ölçülerine göre değerlendirmekle mükellefiz.

Sınırları aşmamak kadar, o sınırlar içinde sadece asgari icaplarla yetinmemek de önemlidir. Her zaman daha iyi, daha güzel insan ve Müslüman olmak ideali içerimizde capcanlı durmalıdır. Mutlaka yapmamız gereken sorumluluklardan kaçmamak. Kendimizi imtiyazlı olma tehlikesinden kurtarmak. Bu hususta Peygamber Efendimizin “Ey Muhammed’in kızı Fâtıma! Kendini ateşten koru! Çünkü ben, Vallahi Allah’tan sana ulaşacak bir cezanın önüne geçip de seni koruyamam.” İkazlarını unutmamakla mesulüz, mükellefiz. İnsanı ameli kurtaramaz, afv-ı ilahî kurtarır. Elbette ümitli olmak lâzımdır. Ama daima, bir gönül coşkusuyla gayret içinde bulunmak da lâzımdır. Sonra da gurura kapılmayıp, afv-ı ilahî’ye lâyık görülürsek kurtulacağımızın şuuru içinde yaşamak. Sorumluluğunun idraki içinde değilse, aldığı bilgi ve düşünce yardımlarını da değerlendiremez. İslam bilgi verir “düşünün” der; ölçü verir, “düşünün” der; misal gösterir “düşünün” der, tavsiyede bulunur “düşünün” der. Mutlaka düşünün! Düşünmezseniz; anlayamazsınız, uygulayamazsınız, yaşayamazsınız.

“Size sıkı sarıldığınız sürece sapıtmayacağınız iki şey bıraktım: Allah’ın kitabı ve Resulünün sünneti.” Bu sebeple Müslüman kimliği Müslümanları kucaklayan, tüm insanların İslam’a yönelmesini arzulayan, hayat modelini konjonktüre göre değil; vahye göre şekillendirmeye çalışan, vahdeti ve ihlası önceleyen bir kimliktir. Bu çerçevenin dışında kalan anlayışları, kabulleri, pratikleri dışlamak kimlikte karşıtlık ilkesi uyarınca Müslüman kimliğinin gereğidir. İslam’ın, hayatı kuşatan bir din olduğunu unutmayalım.

Müslümanlar olarak bugün en başta gelen vazife ve sorumluluğumuz, İslâm’ın rahmet mesajlarını önce kendi hayatımızda yaşayarak göstermek, sonra da en yakınlarımızdan başlayarak insanlığa sunmaktır. İslâm’ı insanla buluşturmak. Bu görevi ihmal etmeyelim.

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Pelin

17 Ocak 2025 17:46

Muslumanin muslumana faydasimi var ? 

Pelin gibilere

18 Ocak 2025 00:07

Osmanlı sonrası işgalci emperyalistlerle işbirliği karşılığı kendilerine iktidar altın tepside sunuldu.600 yıllık bu toprakların İslam hâkimiyeti kaldırıldı yerine batı tarzı dindarlık hayat tarzı getirilmesi sonucu bu carpikliklar oldu İnşallah halk sahih İslam'a dönerek hesap soracaktır

Izmit 41

17 Ocak 2025 15:56

Dunyada yapilan mutluluk istatistiklerine gore en mutlu en huzurlu ulkeler arsinda 1 tane bile musluman ulke yok. Y.zelanda avustralya norvec kanada finlandiya japonya kore tayvan irlanda sili isvicre gibi ulkeler refah mutlu yada huzurlu.bu ulkelerde bol bol ateist katolik Hindu budist komunist ortodoks hristiyan gibi inanclar cogunlukta

İzmit li sakın bu emperyalist işgaller le ilgisi olmazsın mi

17 Ocak 2025 17:34

Osmanlı sonrası İslam dünyasında uzun yıllar ya fiziki işgal yada yüzyıldır emperyalist güçlere bağımlı yapılması ile ve en önemlisi de yerli işbirlikçi eliyle kaynaklarının gasp edilmesi ile darboğazlara sürüklendi.

CUMHURIYET KADINI

17 Ocak 2025 15:52

GAZZEDE ÒLEN MASUM COCUKLAR VE INSANLAR DININI YASAMADILARMI ? SURIYEDE BOMBALANAN MUSLUMANLAR ? ARAKANDAKI MAZLUMLAR DÌNINI YASAMADIKLARI ÌCINMI ? IRAKTA LIBYADA YEMENDE ACLIKTAN ÒLEN COCUKLAR ? 

Tam da bu hanımefendi

17 Ocak 2025 17:37

Emperyalizmin sistemlerine girerek onlara benzeyerek Müdahil Allah yerine kendileri yasama yargı yaparak ilahlaştiklari rablestikleri hâkim leştikleri için olan oldu

Osman

17 Ocak 2025 15:36

Kilic hakki, ganimetler, sualsiz biat, esir cariyeler, koleler, cenneteki huriler.. gibi maneviyat ve ahlak.. dolu kavramlara, daha cok odaklanmali..

Sahte Osman

17 Ocak 2025 17:41

Bu saydıklarım uyuşturulmus batı da abd e var.

Nedim

17 Ocak 2025 12:22

Yazı güzel.Osmanli sonrası İslam dünyasında ve özellikle de hilâfet merkezinde büyük bir tahribat yapıldı.Tam da yazarın anlattığı İslamın hayatın bütününde ki hâkimiyeti hedef alınarak sinsice hayata dünyaya müdahil tarafı torpulendi.Allah cc insanları ve cinleri yalnızca kendisine İbadet etmeleri için yarattığını buyurmasi ile ters bir durum oluşturuldu.Cunku İbadet yalnızca namaz oruç zekât hac olmadığı hayatın bütününu kapsayan tarafı olduğu insanlara unutturuldu.Emperyal kötü niyeti gören ve o girişimlere muhalif olan İslamcı grupların kişilerin İslami hayatlarında görünür kılmaları vb karşı duruşları güzel olmasına güzel ama sonuçta Osmanlı öncesi gibi bir dinî hayat kalmadı ne yazık ki.. Kuran'da sünnette anlatılan ibadet kavramının namaz oruç hac dua yanında hayatın kime ve neye göre yaşandığı hayatın bütününde hâkimiyetin Allah cc veya onun dışındakilere göre mi olması hayatın her alanında müdahil olan ve çözüm mercii muhakeme olunan kim ve hangi hükümlere ilkelere göre yapılması da İbadet alanı olduğu bilinir İslam da..Mesala uğur mumcu nun ortalama bir Türk'ün ticareti Almanya hukuna ceza hukuku nu İtalyan hukukuna Medeni kanunun da İsviçre kanuna ve ölünce de İslam hukuna tâbi olduğunu söylemesi de manidardır.yani hayatta Allah cc müdahil edildiği o da ideal olduğu şekliyle yalnızca ölüm olayında olduğu görülür.Bu konuda da Allah cc hükümleri geçersiz kılınan mesala ATEİST kâfir olduğunu söyleyen şahit olunan ve ölmeden de Tevbe etmeyen hayatını değiştirmediği bilinen kişileri İslami definle defnedilmesi de önemlidir.Velhasil Osmanlı sonrası İslam dünyasında ne yazık ki Allah cc müdahil değildir.yasama ve yargı gücü başkalarına kurumlara verilmiştir.Bunu görmemezlikten gelinecek bir konu değil.gunahtir denecek bir durum değildir.Zaten Resulullah sav e iktidar teklif edilirken iktidara yani hayata müdahil tek Allah cc olmadıkça olmaz diyen Resulullah sav in bu tutumu anlasilmadigini gösterir.Emoeryal sistemler altında İslami hayat siyaset olmayacagi aksi bir durumda gayri meşru gayrı İslami olmayı Allah cc rağmen yapanlar Allah'a değil başkalarına İbadet ediyorlar demektir.Aksini söylese bile insanlar durum bu.. Çünkü müdahil olan Allah cc değil..Zaten Ebu cehillerin istediği tam da böyle bir uzlaşma idi

GİBİ

17 Ocak 2025 11:13

YALANAN YAŞANAN YERLERİN HİÇİBİRİDE HUZUR YOK ÜSTÜNE ÜSTELİK BİRDE AÇ SEFİLER ASIRLARDIR SUDAN SOMALİ BAMGALDEŞ BAHREYİN PAKİSTAN AFGANİSTAN ENDONEZYA MALEZYAYLA FAS İRAN IRAK GİBİ 

Kanber

17 Ocak 2025 10:53

Selamlar. Allah'ım razı olsun hocam. Ağzınıza sağlık. ceddinize rahmet. Hak ve hakikatleri çok güzel yazmışsınız. Bizi aydınlattınız yine

Abdullah

17 Ocak 2025 08:55

Dünyada huzurun en yüksek olduğu ülkelerin hiçbiri müslüman değil.

MUZAFFER..

17 Ocak 2025 07:28

ELİNE SAĞLIK, CUMA GÜNÜ HÜRMETİNE ÜMMETİ MUHAMMED'İN SAV BİRLİĞİNE VESİLE OLMASINI ALLAH C.C DİLERİM AMİN......MÜSLÜMAN İÇİN DİR.......

Şeref

17 Ocak 2025 09:14

" vatan sevgisi maya gibidir sütü bozuk olanda tutmaz.. "

HİÇ

17 Ocak 2025 12:55

mufasık AĞZI BOZUK AHLAKSIZ MUZFASIĞINDA HİÇ TUTMAZ

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle