--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cuma Düşünce Notlarım

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
2

Mesele, her şeyin değerini, yerini, rolünü kavramada 

Aslında kıvam (doz) denilen şey, gerçeğin ölçüsüdür. Yaratılış kanunu, adeta zorlar buna. Çiçeğe iyilik yapacağım diye, fazla su verilirse gelişme hemen durur. İlaçta ise, doz sınırı aşarsa, zehir halini alır. “Söz de ilaç gibidir. Az olursa faydalı, çoğalırsa zarardır.”  İlaca benzeyen bir başka şeyse, acıma duygusudur. Ölçülü ve yerinde dikkatle kullanmalı. Aksi halde öldüren zehir yerine geçer. Anlamı yitirmek var, hayatı, sınırı aşan dozda yaşıyacağım derken. Madem ki küçük şeyler bu kadar önemlidir. Bir emanet tablonun renkleriyle oynarken, dengeyi düşünmeli. Tablonun ressamı incinebilir bundan. Her şeyin yeri, zamanı, değeri ayrı. Bir yerde doğru olan, bazen öbür yerde yanlıştır.  “İşlerin hayırlısı vasat olanıdır.”  Her şeyin ifratı zararlıdır. Aşırı arzu, aşırı gıda, aşırı spor, aşırı iyimserlik, aşırı güven, hatta aşırı sevgi; tüm aşırılıklar bu espriye girer. Hayatın her anında insanı dengeye çağırır kutsal ölçü. Sınırlar aşıldı mı, erdemin meyveleri acılaşmaya başlar, böylece yozlaşarak, en iyi başlangıçlar uzaklaşır amaçtan. Ne israf, ne cimrilik.. Her şeye değerince yer vererek hayatta, dengeyi korumalı. Ne beğendiği şeyde ifrat etmeli insan, ne de küçümseyerek düşmeli bir yanlışa. Her şey ince bir hesap üstüne kuruludur. Sıfır denir değil mi?  Unutulur ya da yanlış yere konursa, altüst eder hesabı. Mesele, her şeyin değerini, yerini, rolünü kavramada. Huzur içte sağlanan dengenin meyvesidir. Bu denge üzerinde büyür, yücelir ruh!

Sular kaynağından temiz mi çıkıyor, yoksa kirli mi?

Şakik-i Belhi, halife Harun Reşid’i ziyaret ettiği günün birinde halife, kendisinden nasihatte bulunmasını rica eder. Büyük veli, halifeyi şu çok veciz ve çok anlamlı ifadelerle ikaz eder: “Sen dört halifenin seçildiği makama seçilmişsin. Dikkat et, bu halk onlardan istediklerini senden de isterler. Ebu Bekir’den sıdk görmüşlerdir. Senden de sadakat isterler. Ömer’den adalet görmüşlerdir. Senden de adalet isterler. Osman’dan hâyâ görmüşlerdir. Senden de haya isterler. Ali’den cesaret ve kahramanlık görmüşlerdir. Senden de aynısını isterler.” Ve Şakik şöyle devam eder: “Bunları yaptığına kani misin? Kani isen artık bu makamda rahat edebilirsin. Değilsen, titremeli ve ağlamalısın. Makamın mesuliyeti,  zevkine galip gelmeli, geceleri seni uyutmamalıdır!” Şakik’in nasihatlerini ürpererek gözyaşları içinde dinleyen halife ricasını tekrarlar: “Devam et, ey Allah’ın halis kulu, devam et!” Şakik de devam eder: “Sen suyun kaynağısın. Senin altındaki valilerin, kaymakamların ve diğer idarecilerin de suyu nakleden borulardır. Şayet su kaynağından temiz çıkmazsa boruların temiz olmasının bir değeri yoktur. Kaynağından pis çıkan su, borulardan hep kirli akar. Temizlemek mümkün olmaz. Ama kaynağından temiz çıkarsa boruların kirli olması onun aslını bozamaz, yer yer kirlense de boruyu temizlemek mümkün olur. Şimdi sen düşün bakalım Ey Rasulullah’ın halifesi, sular kaynağından temiz mi çıkıyor, yoksa kirli mi?”

Hak ve hakikate çağıranın gözetmesi gereken hususlar

İnancı zayıf mü’minlerden bilgisi ve ameli kısır mü’minlere, öğüt kabul edebilirinden saldırganına kadar pek çok farklı insanlardan meydana gelen muhatabları Hakk’a çağırıp bâtıllardan uzaklaştıracakların pek tabîi ki bazı vasıflarla bezenmiş olmaları lâzımdır. Yani her bir ferdimizin bazı vasıflar kazanması gereklidir.

*Hakk’a çağırıp batıllardan sakındıracak kişiler, ancak bildiği ve açıklamasına yapabileceği hususları tebliğ etmelidirler.

Bilmediklerimizi tebliğ etmeye kalkışmak muhatablarımızı Hakk’a yöneltemez. 

Nitekim Rabbimiz de “… Bilmediğin şeyin ardına düşme…” buyurur.

*Bu vazîfeyi üstlenen kişiler amelli olmalıdır.

Rabbimiz, “Ey iman edenler! Niçin yapmadıklarınızı söylüyorsunuz?” buyurarak amelsiz davetçileri yermektedir.

*İnsanları insan egemenliğinin zulmünden Allah ve Peygamber hakimiyetinin adâletine çağıranlar, çağrılarını katiyen çıkarlarına alet etmemelidirler.

Mü’min için gaye Allah’ın rızasıdır.

Peygamberlerin her biri Hakk’a çağırdıkları toplumlara daima şöyle demişlerdir:

“Ben sizden bir ücret, bir karşılık istemiyorum. Benim mükâfatımı alemlerin Rabbi olan Allah verecektir.”

*İnsanlara Allah’ın hayat düzeni olan dininden gerçekler aktaracak olan mü’minler, muhatablarına anlayışlı ve şefkatli olmalıdırlar.

Rabbimiz, Peygamberimize, “Eğer sen çevresindeki insanlara katı kalpli olsaydın, onlar dağılıp giderlerdi…” buyuruyor.

Katılık ürkütür. Bu nedenle şefkatli olmak, kaba bir tebliğ tavrıyla değil, ince bir telkin edasıyla ve de sevdirici bir dille tebliğ yapmak lâzımdır.

*İnsanları Hakk’a yöneltecek kişiler sabırlı da olmalı, tebliğlerini zaman zaman ve değişik usullerle bunaltmadan tekrarlamalıdırlar.

Ayrıca Hakk’a çağırırken Allah’ın rahmeti ve Cenneti ile müjdelemeli, bâtıl söz, iş ve davranışlardan sakındırırken de Allah’ın gazabı ve Cehennemi ile korkutmalıdırlar.

*Âhiret saadetine sebeb olacak bu mübarek görev yapılırken, muhatabların seviyesi de dikkate alınmalıdır. 

Peygamberimiz bu konuda şöyle emir buyurur.

“İnsanlara bildikleri (ölçülerle ve anlayacakları) şekilde konuşunuz. Sizler Allah’ın ve Peygamber’inin yalanlanmasını ister misiniz?

(O halde insanlarla bilgi seviyelerine göre konuşunuz)”

Bundan ötürü aklî ve ilmî deliller isteyen kişilere hüccetler getirilmeli, normal halk sınıflarına da ilim diliyle değil, güzel öğütler yoluyla tebliğ yapılmalıdır.

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

A.Yücel

9 Temmuz 2021 21:00

Takdiri Hüda'dır makam. Allah'ın kendisine başkanlık makamını verdiği sayın cumhurbaşkanımızın yükü ağırdır. 

Yakup soner

9 Temmuz 2021 12:39

Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali hah işte bizde yıllardır bu iktidara kardeşlik görevimizi yapıyor umarım ders alır diye ama maalesef almıyorlar bu dönem 4 halifenin makamını temsil eden zata yıllarca bunu anlattık durduk dinlersede kendine dinlemez isede kendine yapar başka söze hacet yok yaşar abi güzel yazı yazmış sin ellerin dert görmesin

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle