--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Suriye’de Soylu Mızrak Operasyonu Fırat Kalkanı’nı delmeyi mi amaçlıyor?

Vehbi Kara
Vehbi Kara

Suriye’de çok yakında büyük değişiklikler olacak. Zira Rusya-ABD-İran-Esed ittifakı dağılmak üzere. Suriyeli mücahitleri bitirmek üzere yapmış oldukları bütün planlar alt üst oldu. Üstelik Türkiye’nin müdahalesi kurulan tuzakları boşa çıkarmış durumda.

Suriye’nin ve hatta Arap Âleminin kapısı olan El- Bab’a doğru Türk-Arap ilerleyişi mücahitlerde büyük bir uyanışa ve gayrete sebep oldu. Beş yıldır süren savaş ve ağır bombardımanların etkisi ile “yeter artık özgürlük istemiyoruz, bombalar dursun” anlayışı sona ermeye yüz tuttu. İyi de oldu yoksa Esed rejimi hem savaşı kazanacak hem de yapmış olduğu zulmü pekiştirmiş olacaktı.

Bütün bunlara ilaveten ABD’nin ikiyüzlü tutumu ve ne derece haince plan yaptığını artık sağır sultan bile duymuş durumda. ABD’nin Kürtleri ateşe atarak Suriye’nin parçalanması pahasına “PKK Terör Koridorunu” desteklemeye kalkması gerçek yüzünün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Artık kimse ABD’yi bu topraklarda görmek istemiyor. Terör, fitne ve katliam ile DAEŞ-Esed-Rusya-İran birlikte anılıyor ise bunun en başında ABD’nin olduğunda şimdi kimse tereddüt etmiyor.

20-30 Kişilik ABD özel gücünün Fırat Kalkanı operasyonuna katılmak istemesi ve bunun sonucunda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından kovulması ABD için utanç vericidir. Türk askerleri olmasa daha da rezil bir duruma düşeceklerdi. Düşüne biliyor musunuz? Ölüm kalım mücadelesi esnasında size dünyanın en büyük ve güçlü ordusu destek oluyor fakat siz bunları hakaret ve aşağılama ile kovuyorsunuz. İşte bu durum Suriye halkının ABD’ye nasıl baktığını çok net bir şekilde gösteriyor.

ABD’nin bir başka kötülüğü ise Suriye’nin güneyindeki ÖSO güçlerini savaşmaz hale getirmesidir. Hangi fitne ve hile ile yaptıkları bilinmez lakin 6 aydan beri Suriye’nin güneyinde hiçbir çatışma olmuyordu. Halbuki Halep-Hama operasyonları esnasında az dahi olsa mermi sıkılsa, rejim güçleri güneye güç sevk etmek zorunda kalacak böylece savaşta ağır yara alacaktı. Buna ABD ve desteklediği ÖSO unsurları engel oldu. Hama’nın kuzeyinde mücahitler başarı kazanmış olsa dahi Halep kuşatması tekrar rejim unsurları tarafından sağlanmış oldu. Bu hususu cephelerdeki durumu izah ederken tekrar dile getireceğiz.

Mücahitlerin bir çok cephede başarı kazanması ve Türk ordusunun mücahitlerle beraber ortak harekât yapması şer ittifakının yani ABD-Esed-Rusya-İran koalisyonunun panik yapmasına neden oldu. Bu nedenle ateşkes anlaşması yaptılar ve mücahitleri “barış” aldatmacası ile kandırmaya çalıştılar. Fakat BM Konvoyunun Halep’e birkaç TIR yardımına müsaade edilmediği gibi üstelik bu konvoyu vurarak dünya ile dalga geçtiler. Bayram süresince Esed ve Rus güçleri ateşkese rağmen bomba yağdırmaya devam ettiler. 250’den fazla ateşkes ihlali bunun en açık delili olmuştur.

Bundan sonra savaşın geleceği ile ilgili analiz yapalım ve olası gelişmelere bir göz atalım. Bunu yaparken bütün cepheleri tek tek ele alıp izah etmeye çalışacağız.

Suriye savaşında cephelerde durum nedir? Buna bakalım. Önce en son açılan cephe olan Fırat kalkanı harekâtından söz edelim. Zira bu harekât 6 yıldır devam eden Suriye Savaşında bir dönüm noktası oldu. Türk-Arap dostluğu ve kardeşliği gün yüzüne çıktı. İşte olması istenmeyen en önemli fitne buydu ve gerçekleşti. Üstelik ABD ve Rusya gibi iki süper gücün gözlerinin içine bakarak tokat gibi bir cevap verildi.

Fırat Kalkanı Harekâtı, ilk günündeki gibi hızlı bir şekilde devam etmiyor. Malum ilk 14 saatte Cerablus DAEŞ işgalinden kurtarılmış ve genişçe bir alan özgürleştirilmişti. Şimdi DAEŞ savaşçıları kendilerinin çok iyi bildiği gerilla savaşına girişmiş durumda. Öyle olunca harekâtın yavaşlaması ve savunma tedbirlerinin alınması zorunlu hale geliyor. Bununla birlikte 22 Eylül 2016 tarihi itibarıyla bin kilometrekarelik bir alan tamamen DAEŞ unsurlarından temizlenmiştir. Bir çok askeri birliğin müşterek harekât yaptığı hatta mücahit birlikleri ile birlikte kazanılan zaferler dünyada emsali olmayan büyük bir başarı hikâyesidir. Bunu akademisyenlerin ve askeri uzmanların yapacağı çalışmalara bırakıp biz cephedeki duruma dönelim.

Fırat Kalkanı Operasyonunun şu şekilde devam etmesi bekleniyor. Bilindiği üzere 3. Aşamada operasyon Çobanbey (El-Rai) bölgesinden batıya doğru harekâtla devam ediyor. El-Bab istikametinde yani güneye doğru çok az bir bölge kurtarılmış durumdadır. Bunu harekâtın 4. Aşamasında göreceğiz ve Türk-Arap birlikleri El-Bab’a doğru ilerleyecek. Bu harekâta Türkiye’nin piyade unsurları da katılabilir. Her ne kadar Milli savunma Bakanı aksini söylemiş ise de ucunu açık bırakarak gerekli görülürse diye not düşmüştür.

Şimdi önümüzde Suran ve Dabık köyü duruyor. Hani 500 yıl önce Sultan Selim Han’ın Memlük Sultanı Kansu Gavri’ye karşı kazandığı Mercidabık Savaşının yapıldığı yer. Birlikler bu istikamete doğru nispeten yavaş bir şekilde ilerliyor. Yakında bu bölge de DAEŞ unsurlarından temizlenince Türkiye sınırındaki 98 km genişliğinde ve 20-25 km derinliğinde bir bölge özgürleştirilmiş olacak. Bu bölgede uzun süre DAEŞ’in yığınak yaptığı ve tuzak kurduğu biliniyor.

Harekâtın 4. Aşaması direkt El-Bab üzerine olacak ve kapı anlamına gelen El-Bab şehri feth edilince (yani açılınca, fetih açama demektir) Suriye savaşında çok önemli bir dönüm noktası geride bırakılmış olacak. Artık bundan sonra Esed’in sonu gelmiş oluyor.

Diğer cephelerde ise son durum şudur:

Halep’in güneyinde mücahitlerce başlatılan kuşatmanın kırılması operasyonu da başarı ile devam ediyor. 4 Gün içinde kırılan Halep kuşatması bakalım bu sefer kaç günde kırılacak. Mücahitler bu operasyonlarda Rejim ve İranlı güçlere ağır kayıplar verdirmişti.

Savaşın en önemli cephelerinden bir tanesi ise Hama’nın kuzeyinde cereyan ediyor. Hama’ya 1.5 km’ye kadar yaklaşan mücahitler Kurban Bayramının araya girmesi ve ateşkes nedeni ile harekata ara vermişlerdi. Şimdi çok büyük bir Mücahit saldırısı bekleniyor. Bu saldırı sonunda aynı İdlip’te olduğu gibi Hama’nın da kurtulması planlanıyor.

Hama’nın düşmesi rejim açısından tam bir felaket olacaktır. Zira Halep yolu bu sefer tamamen kesilecek bu sefer Halep Mücahitler tarafından tam anlamı ile kuşatılmış olacaktır. Sadece havadan destek alacak rejim güçlerinin yenilgisi ve Halep’in kurtulması çok kolay hale gelecektir. Bu harekât en az Fırat kalkanı Harekatı kadar önemli olup savaşın kaderini etkileyecektir.

Savaşta 6 aydır sesin çıkmadığı güney cephesinde ise rejim güçleri son zamanlarda ilerlemeler sağlamış mücahitler ise ABD tuzağına düşerek uykuya dalmıştı. Şam yakınındaki Deraya’nın açlık ve susuzluktan dolayı Mücahitler tarafından terk edilmesi Esed-Rusya-ABD-İran ve hatta BM’in planı idi. Bu plan dâhilinde kuşatma altında kalan bölgeler tek tek düşürülüp işgal edilecekti. Bu işgalin BM’deki adı; “barış planı!” BM Suriye Temsilcisi aracılığı ile yapılan işgal girişimini ne yazık ki dünya kamuoyu “barış” girişimi olarak görüyor.

Eğer güney cephesinde sonuç alıcı olmasa da küçük çaplı çatışmaların olması Esed güçlerinin kuvvetlerinin bir bölümünü buraya yığmasını gerektireceğinden dolayı Hama Savaşının mücahitler tarafından kazanılması sonucunu getirecektir. Hama düşerse Humus’un düşmesi de mukadderdir. Zaten Humus’un kuzeyi olan “Zintan” bölgesinde mücahitle 6 yıldan beri güçlü bir şekilde duruyor Esed güçlerinin ilerlemesine fırsat vermiyordu.

Suriye’nin doğusunda ise Mücahitlerle DAEŞ arasında küçük çaplı çatışmalar var. Bölge çöl olduğu için burada gerilla savaşı pek sonuç vermiyor. Burada savaş taktikleri bambaşka. Zırhlı birlikler önemli olsa da hava desteği şart. Çöl harekâtında tanklar ve zırhlı personel taşıyıcıları uçaklar için kolay bir av oluyor. Öylesine kolay hedef oluyorlar ki Irak savaşında olduğu gibi uçaklar için çocuk oyuncağı gibi hedef oluyorlar. Iraklılar ABD işgali olan “Çöl Kalkanı” harekâtında bu tanklara “demir tabut” adını vermişlerdi.

Son olarak bir de PKK yani PYD’ye bir bakalım. ABD’nin alenen desteklediği PKK güçleri Esed rejimi devrildikten sonra Suriye’deki bütün tarafların en önemli hedefi haline geldi. ABD ile girdikleri çirkin işbirliği PKK’nın ne derece sinsi ve ikiyüzlü olduğunu herkese gösterdi. Esed güçleri dahi bunlardan nefret ediyor.

Son günlerde Münbiç üzerinden El-Bab’a yapmak istedikleri harekâtı Türkiye’nin müdahalesi yüzünden durdurdular. Fakat Afrin üzerinden ABD ile birlikte “Fırat Kalkanı” harekâtına nazire edercesine “Soylu Mızrak (Noble Spear)” operasyonunu başlattılar. Aslında isimlerden kimin ne yapmaya çalıştığı belli oluyor. Açıklamaya çalışalım:

Türkiye PKK güçlerinin Fırat’ın batısına geçmesini istemedikleri için harekâtın adına “Fırat Kalkanı” dediler. Kalkan silahın delip geçmemesi için kullanılan bir araçtır. Yani PKK koridoruna kalkan olma anlamındadır. Hedef DAEŞ gibi görünse de aslında Suriye’de bir Kürt devleti kurmak isteyen başta ABD ve koalisyon güçlerine karşıdır. DAEŞ ikinci hedeftir.

İşin diğer tarafından bakacak olursak Afrin’den başlayan harekâta da ABD “Soylu Mızrak” adını verdi. Yani “Kalkanı delecek mızrak” anlamına geliyor. Aslında herkes birbirini iyi tanıyor. ABD ile Türkiye arasında gün yüzüne çıkmayan müthiş bir savaş var. Savaşın fitilini de bir türlü F. Gülen’i Türkiye’ye iade etmeyen ABD, ateşlemiş durumda. Türkiye ise ABD’ye karşı rest çekmiş durumda. Fakat görüntüde müttefik iki ülke gibi poz veriliyor. Elbette bu durum sürdürülebilir değil. Ya Obama gittikten sonra bu çatışma sona erecek ya da ABD politikasına bir ayar verip yeni düzenlemeler yapacak. Yoksa ne ABD çok sıkıntılı bir duruma düşecektir.

Türkiye ise zaten sıkıntıların en zirve halini yaşıyor. Bundan daha zor bir süreç nasıl olabilir ki? Dolayısı ile adım atma sırası ABD’de olup geri dönüşü olmayan bir yola girilmiştir, vesselam…

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle