--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bediüzzaman’ın dinsiz siyasete bakışı

Vehbi Kara
Vehbi Kara
24

Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerini çok okuyan birisiyim. Öyle ki; akademik hayatımda dahi Bediüzzaman’ın eserlerinden yola çıkarak “Malikiyet ve Serbestiyet Devri” başlıklı bir doktora tez çalışmam oldu. Arkasından bu çalışma ile alakalı bir tanesi İngilizce beş kitap yazmış bulunuyorum. Bu yazıda ise sadece Bediüzzaman’ın siyasete bakış açısını ve özellikle siyaseti dinsizliğe alet eden siyasi teşekküllere karşı tavır ve eserlerini değerlendirmeye çalışacağım.

Bediüzzaman, materyalizmin çok güçlü olduğu bu zamanda Kur’an ve İslam’a hizmetin ancak imanın kuvvetlendirilmesi ile mümkün olacağını düşünüyordu. Önceliği, insanların tahkiki imana sahip olması meselesiydi. Bu nedenle siyasete mesafeli idi. Kendisinin ve birçok talebesinin bir iktidar projesi ve beklentisi ise hiç olmamıştır. İmana ve Kur’an’a hizmet edenlerin siyasi makamlara talip olmasının, ihlâsa yani Allah’ın rızasını kazanmaya zarar vereceğini düşünüyordu.

Kendisini yüksek makamlarda görerek ziyaret etmek isteyen özellikle çok iltifat eden ziyaretçileri de kabul etmezdi. Hediye dahi kabul etmiyordu. Öyle ki; kendisine hizmet eden kişilerin dahi hediye almasını istemiyordu. Bu hususları yıllarca yanında kalmış kişilerin hatıralarından öğrenebiliyoruz. 

Bediüzzaman’ın Türkiye ve âlem-i İslam’ın mukadderatı ile ilgili siyaset hususunda elbette analizleri, fikri ve tercihi de vardı. Bununla birlikte kendisini takip ettiğini iddia ederek suiistimal edenler de çıkmıştır. Özellikle son zamanlarda “seküler ve dinsiz bir siyasete razı olduğu” gibi gerçek dışı beyanlarda bulunan kişilere rastlayabiliyoruz. Hiç utanıp sıkılmadan yıllarca bu vatanda dindar insanlara kan kusturan CHP gibi partileri destekleyen bu çeşit insanlar çıkabilmiştir. 

Bediüzzaman’ın dinsiz siyasetçilere karşı tavrını anlayabilmek için yayınlanmış eserlerine bakmak yeterlidir. Zaten hayatı, iman ve Kur’an’a adanmış dindar bir insanın; siyasetçilerin dindar değil de dinsiz olmasını istiyor olması akıl dışı bir tutumdur. Herkesin önce tahkiki iman, sonra namaz, oruç, zekât gibi ibadetlere sarılmasını isteyen bir İslam âlimi; “siyasetçi namaz kılmasa oruç tutmasa da olur, siyasette dinin ve dindarın yeri yoktur, siyasette dine ve dindara itibar etmeyin” demesi mümkün müdür? Herkesin dindarlığını arzu eden biri, siyasetçiyi istisna tutmaz. Çünkü siyasetçinin dindarlığı diğer insanlardan daha önemlidir. Zira yöneticidir ve toplum ve devlet üzerinde etkilidir.

Bediüzzaman’ın eserlerinde açıkça meşrutiyet, cumhuriyet, hürriyet, istişare ile konular ve bunların izahları yapılmıştır. Nasıl olması gerektiğini kavramları halkın anlayışına göre vasıflandırarak izah etmiştir. Örneğin; “cumhuriyetçiyim” demez, “dindar bir cumhuriyetçiyim der”. Meşrutiyeti ise “Meşrutiyet-i Meşrua” olarak savunur. Soyut hürriyeti değil, “Hürriyet-i Şerriye” ve İstişareyi “Meşveret-i Şerriye” şeklinde izah eder. 

Keza Bediüzzaman ve eserlerinin genel ismi olan “Risale-i Nur Külliyatında” dindar demokratlar, dindar hürriyetperverler, hürriyetperver dindar demokratlar, dindar ve dine hürmetkâr demokratlar şeklinde ifadeler sık sık geçmektedir. “Dindar ve hamiyetkar ve vatanperver milletvekilleri”,  “dindar milletvekilleri” gibi vasıflandırmalar yapar. Bu konuda Demokrat Parti lideri Adnan Menderes için “İslam kahramanı Menderes” şeklideki ifadeleri ile siyasetçileri dindar olmaya teşvik etmiştir.

Bediüzzaman, siyasi tahliller yaparken konuyu başında veya sonunda mutlaka milli ve dini zemine yerleştirmeye gayret etmektedir. Mesela “Kur’an, İslamiyet ve vatan hesabına” gibi ifadeler kullanarak nazarları dine yöneltmeye çalışmaktadır. Çünkü asıl olan ahiret hayatıdır. Dünya hayatı ise bir oyun ve oyalanmadan ibarettir.

Bediüzzaman, siyasetçilerden şahsı adına bir talepte bulunmamıştır. Üç tane bilemediniz dört tane isteği vardır. Bunların ilki olan “Ezan-ı Muhammedi” (asm) konusunda Menderes’in gayretleri sonucunda muvaffakiyet gerçekleşmiştir. İkinci ve üçüncü hususlarda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, gereğini yapmıştır. 

Risale-i Nur eserlerinin Diyanet İşleri Başkanlığınca neşredilmesi ve Ayasofya’nın cami olarak açılması, Erdoğan’ın en önemli icraatları arasında yer almaktadır. Böylesine güzel bir hizmet ancak Erdoğan ve Menderes’e nasip olmuştur. 

Bediüzzaman’a Menderes için “İslam kahramanı” demesini abartılı bulan bazı insanlar bu zatın mazlum olarak idam edilmesi sonucunda akılları başlarına gelmiştir. Çünkü “mazlum olarak idam edilmenin iki şehit ecir ve mükafatı olduğuna” dair rivayetler vardır. Menderes’in mazlum olduğu ve şehit olduğu bizzat devlet tarafından ilan edilmiş törenle İstanbul Topkapı’da bulunan türbeye defni sağlanmıştır.

Erdoğan, hâlâ görev başında bulunmaktadır. Ezan konusunda bu derece hassas olan Bediüzzaman’ın, Erdoğan’a eserlerinin neşredilmesi ve Ayasofya’nın açılması konusunda kim bilir ne derece iltifatkâr olacaktır? Allah emeği geçen bütün bürokrat ve siyasetçilerden de razı olsun…

Bediüzzaman’ın talepleri içinde dördüncü husus olarak “Medresetüz Zehra” isimli bir üniversitenin kurulmasını sayabiliriz. Şarkta yani doğuda din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğu bu üniversitenin onlarca benzeri özel ve kamu kurumlarının gayreti ile gerçekleştirilmiştir. Her ne kadar tam da Bediüzzaman’ın istediği tarzda olmamış ise de doğu üniversitelerinin birçoğunda dine bakış açısı oldukça güzeldir. CHP’nin tek partili döneminde “Köy Enstitüleri” adı altında dinsiz bir nesil yetiştirmek adına yapılanları görünce; şu andaki üniversiteler zemzemle yıkanmış gibidir, diyebiliriz.

Bediüzzaman, bu dört icraatı gerçekleştirecek bir iktidarın Türkiye’de ve İslam dünyasında sevgi ile anılacağını, çok büyük bir kuvvet elde edeceğini ifade etmiştir. Şu halde dinsiz bir siyasete rıza göstermek, savunmak; Bediüzzaman’ın izinden gidenlerin işi olamaz, vesselam…

 

Yorumlar

(24)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Arzu

6 Ağustos 2024 11:33

Hani bir hikaye vardır komutan orduyu Teftiş eder eksiği sorar asker motorun barutun eksik olduğunu söyler ilk olarak daha bir şey söylemeder komutan. Kusura bakmayın ama sizin Yazınız da benim için tam böyle oldu Saidi Nursi'ye Bediüzzaman demeniz benim için yetti Bu kelimenin anlamını da keşke düşünerek yazsaydınız

necati gündoğdu

13 Mart 2023 15:11

bu vebunun gibi yaratıkları bir an önce yok etmek ve büyük cezalara çarptırmak getekir insanları kandırmakta birebirler  neler yazarım ama okuyanlar nedemek istediğimi anlamıştır

Hakan yigit

22 Ocak 2023 08:57

Çok tam doğru güzel yazı anlatım Sait Nursi ALLAH Ondan razı olsun hayatını dine imana adamış bir büyük ruha sahipti bütün İslam dünyasının ve insanlıgın imanının kurtuluşu için calıştı

Kerim

16 Ağustos 2022 01:24

Said Nursi ile ilgili anlamadığım ve tasvib şey çok da bir tanesini yazayım. Said Nursi "Zalimler İçin Yaşasın Cehennem" lafını nerde ne zaman ve hangi ortamda söyledi? Abdülhamid tahttan indirildikten sonra , ihtilali yapanların mahkemesinden çıkıyor, mahkemenin dışında haklı veya haksız olarak idam kararı infaz edilecekler var. Ayrıca asılanlar, darağacında can çekişenler var. darcağında can vermiş ipten indirilmesi gerekenler var. Yani mahkemenin dışında bu dünya hayatına veda etmek üzere olan insanlar var. Bir can pazarı var mahkemnin dışında. İşte o idam mahkumlarına bakarak "zalimler için yaşasın cehennem" diye defalarca bağırıyor. Bir İslam Alimi son nefeslerini alan idam mahkumlarının yanından geçerken böyle bir nara atar mı? Bu nasıl bir davranıştır? Yoksa kendisi bu şekilde bağırarak "Siz 2. Abdülhamid yanlılarısınız, Mahkeme de sizi bunun için idam ediyor. Siz zalimsiniz. Yeriniz cehennem. Sizin için yaşasın cehennem" diyerek bir intikam çığlığı mı atıyor.

Limoncu kardeş soru cevaplamak yerine.. hep limon satmissin..bi ne yaparsa yapsın adnan menderese helal olsu denediğin kalmış....

15 Ağustos 2022 22:05

Küçük bi anekdot....menderesi ordu üzerindeki gücüyle aştı inönü......genellikle iftira bu.....27 mayis 1960 in ikinci ordu ve kara kuvvetleri komutanı ve ağustos 1960 in genel kurmay başkanı cevdet SUNAYDIR. 

ZÜLKARNEYN

15 Ağustos 2022 20:56

Bakıyorum bazıları HACI nın Esmaül Hüsna dan olan BEDİ (CC) yorumuna hemen kafayı kaldırmışlar. Doğru söylüyor esmadandır. Açın bakın. Saidi Nursi dendiği zaman yetmiyormu. İmanımızmı gidiyor. ALLAH CC VE RASÛLULLAH SAV ne diyorsa o. Gayrısı, uyarsa baş tacımız, uymazsa çöpe. İtirazı olan kendine itiraz etsin.

Mehmet HATİPOĞLU

15 Ağustos 2022 18:09

Said nursi neyinize eksik kalıyorda 'BEDİ' gibi yanılmıyorsam yoktan var eden anlamına gelen zamanın var edicisi sıfatıyla anarak yüceltmeye çalışmak.....anlayamadım

alperen

15 Ağustos 2022 14:27

Evet Ak partimiz İslami Dayanışma oyunları düzenleyip çok dindar siyaset yapmış..İslami değerleri tahrip siyasetinin önde geleni Ak parti..Hususen Dinler arası diyologta fetöye destek verirken medeniyetler arası diyolog ayağını da AK parti yürütüyordu ve hala yürütüyor..Demokratik siyasetçiler dinden ellerini çeksinler siyasetlerine ne isim veriyorlarsa versinler..

diğer bir hacı

15 Ağustos 2022 13:34

Resulu Ekrem (as), hazreti Ali (ra)’ın ismini değiştirmedi; halbuki o Allah’ın ismiydi.

2023?

15 Ağustos 2022 13:30

Son yirmi yıl, siyaset tarihimizin Osmanlı’nın son üçyüz yılını da içine alan en parlak yılları oldu. Ancak bu son 10 ay her şey perişan! (ekmek 5 lira, gazoz 5 lira, kira 15 bin lira!) Ben buna rağmen sırada bekleşen it ve eşşek sürülerinin iktidarı ele geçireceklerine inanmıyorum, inşallah öyle bir şey de olmaz, ama yeni bir fetret dönemi bizleri bekliyor.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle