--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bediüzzaman F. Gülen’i Tarif Etmiş ve Haber Veriyor

Vehbi Kara
Vehbi Kara

F. Gülen fitnesini Bediüzzaman bundan 90 yıl önce tarif etmiş ve haber vermiştir. Mektubat isimli eserinde ve daha bir çok eserinde bu dehşetli zındık hakkında insanların uyanık olması ve tuzağına düşmemesi için gayret sarf etmiştir. Risale-i Nur Külliyatını okuyup bu fitneyi anlayan insanlar daha 17-25 Aralık kumpası meydana çıkmadan bu örgütün varlığını anlamış dostlarını ikaz ederek bu örgütle her türlü ilişkisini kesmiştir.

Bundan yıllar önce bu bahsi de nazarlara sunarak F. Gülen’in “Süfyaniyetin 4. Rüknü” olduğunu ve çok dikkat edilmesi gereken bir fitne hareketi içinde olduğunu yazarak neşretmiştim. Bir çok site ve dergide yazı yazmama rağmen bu yazıyı neşretmekten çekinen dostlarım da oldu. Zira yargı ve emniyet kuvvetlerini ele geçirmiş bu dehşetli terör örgütü, pervasızca saldırıyor kendisine itiraz edenlere aman vermiyordu. Hatta çoğu zaman hakaret davaları ile muhaliflerini susturmaya çalışıyordu. Bana da aynı şeyi yaptılar. Hem de yıllarca dost görünümünde olan kişiler dava açtılar. Bakırköy Adliyesinde savcının karşısına çıkınca bu dehşetli örgütün ahtapot gibi kollarının nerelere kadar uzandığını müşahade etmiş oldum.

Kısaca söylemek gerekirse bu FETÖ’ye bulaşan ve ilgi alanına giren her insan dikkatli olmak zorundadır. 15 Temmuz 2016 darbesinden sonra hala bunlara sempati ile bakan her kim olursa olsun isterse tarikat şeyhi olsun, bunlarla yolumuzu ayırmak İslam adına vatan ve millet adına bir borç ve vazifedir. Eğer ikna edilebilir bir kişi ise bu fitne örgütünden ayırmak için bütün gayretimizle çaba sarf etmeliyiz.

Risale-i Nur eserleri, insanların iman kuvvetini tahkim etmekte ve özellikle materyalizm tuzağına düşmekten korumaktadır. Bediüzzaman, bu eserlerinde sadece imanı güçlendirmekle kalmamış çeşitli yerlerde dehşetli fitne örgütlerinin tuzaklarını da deşifre etmiştir. Bu sayede bir çok insan hayatını karartacak olan ve dost görünümünde olup Siyonistlere hizmet eden FETÖ örgütünü tanıma imkânı bulmuştur.

İşte aşağıdaki yazı, bu eserleri yeterince okuyamayan insanları ikna etme hususunda oldukça yararlı olacaktır. Sanki görmüş gibi bu dehşetli fitneyi haber vermektedir. Zaten bu eserler layığı vecihle okunup anlaşılsaydı FETÖ’nün yaptıkları zarar bu noktaya kadar ulaşamayacaktı. Sadece Mektubat değil başka bir çok eserinde FETÖ’nün mahiyeti anlatılmaktadır. Şahsım adıma konuşmak gerekirse 19 maddeyi Risale-i Nur eserlerinden çıkararak neşrettim. Hatta bu yazım “risaleantep” isimli internet sitesinde en çok okunan yazı oldu ve halen de bu seviyeyi korumaktadır.

Hücumat-ı Sitte (altı saldırı) çok ehemmiyetli bir risale olup Mektubat isimli eserin 29. Sırasında yer almaktadır. Bediüzzaman, bütün insanları şeytanın günümüzdeki altı önemli tuzağına karşı uyarmıştır. Bunlar; sırası ile hubb-u cah, korku, ‎tama, ırkçılık, enaniyet ve tenperverlik olarak ifade edilmiştir. Bu şeytanî hücumlara karşı müdafaa yolları gösterilmiştir.

‎Bu risaleyi belki yüzlerce defa dinlemiş olanlar vardır. “Enaniyet” yani benlik, kibir tuzağı hakkında Bediüzzaman öyle ifadeler kullanmıştır ki bunların kime söylenmiş olabileceği insanları hep düşündürmüştür. Mübalağalı gibi görünür fakat hiçbir Risale-i Nur eserinde mübalağaya rastlanmamıştır. O halde bu kadar şiddetle ikaz  neden yapılmıştır?

İşte olaylar meydana gelince bazı sözlerin hikmeti de kıymeti de anlaşılabiliyor. Bu eserleri dikkatle mütalaa edenler büyük bir sürpriz yaşamamış olsa da şimdi birçok insan şaşkınlıkla karşılamaktadır.

Çok canlı bir tasvir vardır. Bu tasvirin kime uyduğu konusunda uzun mütalaalar, tartışmalar yaşanmıştır. Bu ifadelerin F. Gülen için söylenmiş olacağını söylemekten çekinmedim. Hatta neşredebildiğim yerlerde açıkça belirtmeme rağmen bir çok insan tarafından tehdit edilip günahkârlıkla suçlandım.

Sa(h)deleştirme ve 17 Aralık ile başlayan süreçten sonra Gülen’in görünmeyen o karanlık yüzü halkımız tarafından kısmen görülmüş oldu. Yoksa 15 Temmuz 2016 darbesi bu kadar az hasarla atlatılamazdı. Dehşetli bir zındık olan Gülen için söylenildiği anlaşılan yazılar sayesinde kararlı ve net bir duruş sergileyen halkımız bu büyük darbe girişimini önlemeye muvaffak olmuştur.

Neyse zararın neresinden dönülürse kardır. Bakın Bediüzzaman nasıl uyarıda bulunmuş ve ikaz etmiş. Hücumat-ı Sitte deki o ifadeler şöyle:

“…Bir şey daha kaldı; en tehlikelisi odur ki: İçinizde ve ahbabınızda, bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak, en tehlikelidir. Sizlerde mühim ehl-i ilim de var. Ehl-i ilmin bir kısmında bir enâniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazi de olsa, o cihette enâniyetlidir; çabuk enâniyetini bırakmaz. Kalbi, aklı ne kadar yapışsa da, nefsi, o ilmî enâniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister, hattâ yazılan risalelere karşı muaraza ister. Kalbi risaleleri sevdiği ve aklı istihsan ettiği ve yüksek bulduğu halde, nefsi ise, enâniyet-i ilmiyeden gelen kıskançlık cihetinde zımnî bir adâvet besler gibi, Sözlerin kıymetlerinin tenzilini arzu eder—tâ ki kendi mahsulât-ı fikriyesi onlara yetişsin, onlar gibi satılsın. Halbuki, bilmecburiye bunu haber veriyorum ki: Bu durûs-u Kur'âniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir. Çünkü, çok emârelerle anlamışız ki, bu ulûm-u imaniyedeki fetvâ vazifesiyle tavzif edilmişiz. Eğer biri, dairemiz içinde nefsin enâniyet-i ilmiyeden aldığı bir hisle, şerh ve izah haricinde bir şey yazsa, soğuk bir muaraza veya nâkıs bir taklitçilik hükmüne geçer. Çünkü, çok delillerle ve emârelerle tahakkuk etmiş ki, Risale-i Nur eczaları Kur'ân'ın tereşşuhâtıdır; bizler, taksimü'l-a'mâl kaidesiyle, herbirimiz bir vazife deruhte edip o âb-ı hayat tereşşuhâtını muhtaç olanlara yetiştiriyoruz…” (29. Mektup)

Yazıda neredeyse tamamen Fetullah Gülen’in mahiyetinden bahsedilmektedir. İsim verilmemekle birlikte ortaya konulan şablon tam da bu dehşetli zındığa uymaktadır. Yazıda geçen konuları 6 maddede toplayacak olursak şu hususlar göze çarpmaktadır:

1-İlmî enâniyeti cihetinde imtiyaz ister.

2- Kendini satmak ister.

3- Yazılan risalelere karşı muaraza ister.

4- Nefsi, enâniyet-i ilmiyeden gelen kıskançlık cihetinde zımnî bir adâvet besler.

5- Sözlerin kıymetlerinin tenzilini arzu eder.

6- Tâ ki kendi mahsulât-ı fikriyesi onlara yetişsin, onlar gibi satılsın.

Bu risale te’lif edildiği zaman bahse konu “cinayetleri” işleyebilecek birisi henüz ortaya çıkmamıştı. Öyle anlaşılıyor ki Bediüzzaman, bu ikazları istikbalde çıkacak Gülen gibi zatları ikaz etmek ve insanları uyarmak için söylemiş. Gülen’in hayat serencamı, vaazları, yazıları, kitapları, Risale-i Nur’u tahrifi, sadeleştirme girişimi bilhassa en yakınında bulunan arkadaşları Latif Erdoğan, Nurettin Veren, Ahmet Keleş, Hüseyin Gülerce gibilerinin şahitliğiyle dikkatlice incelendiğinde bu olumsuz özelliklerin hepsine birden fazlasıyla sahip olduğu rahatlıkla görülecektir.

Hasılı kelam bizlere düşen; Bediüzzaman’ın eserlerini okuyup ders almaktır. Bu sayede dinini dünyaya satan bedbahtlara kolay kolay aldanmayız, vesselam…

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle