• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Koronavirüs sonrası şok eden uyuz vakası! Artıyor

31 Temmuz 2023
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

Dünya ve ülkemiz geçtiğimiz dönemde çok ciddi bir koronavirüs hastalığını yaşadı.. TÜİK, koronavirüs pandemisinin başladığı 2019 yılı aralık ayından sonra ölüm istatistiklerini ilk kez 23 Şubat 2023'te açıklamış. TÜİK verilerine göre 2020 ve 2021'de 87 bin 334 bin insanımız hayatını kaybetmişti. Önceki yıllardaki kaba ölüm hızı hesaplandığında yaklaşık 200 bin kişilik bir ek ölüm gerçekleştiği ise kayıtlara geçmişti maalesef.

Evet ülkemiz çok büyük bir badire atlatmıştı, özellikle ekonomik ve toplumsal olarak büyük bir handikap yaşamıştık… Elhamdülillah koronavirüs artık daha stabil bir duruma dönüşürken, şimdilerde ise hem dünyada ve ülkemizde uyuz vakalarında ciddi bir artışın olduğunu okuyoruz

Böylesi kötü bir tecrübeden sonra, yine yeniden salgına dönüşebilecek ve potansiyeli olabilecek bu hastalığa karşı da özellikle biz vatandaşlar olarak duruma hakim olmamızda yarar var kanısındayım.

Eskiden daha çok kalabalık ortamlar, askeri koğuşlar, yurtlar, bakım evleri gibi toplu yaşamın yoğun olduğu yerlerde rastlanan uyuz salgınları, son 3 yıldır evlerde de ortaya çıkıyor oluşu, hastalığın boyut atladığının en büyük göstergesi olarak karşımızda durmaktadır.

Dirençli uyuz vakaları sebebiyle neredeyse 3 yıldır devam eden salgının piyasadaki ilaçların çoğuna hastalarda direnç gelişmesi nedeniyle hastaların tam olarak tedavi edilemediğini, bu nedenlerle de aile içi bulaşın devam ederek topluma da yayıldığını vurgulayan uzmanlar, çareyi geleneksel yöntemlere dönüşle bulmaya çalışıyor.

Tam bu esnada daha da bilinçlenmemiz için görüşlerine yer vermek istediğim, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Zekayi Kutlubay’a kulak verelim: "22 yıllık meslek hayatımda ilk defa bu kadar uzun süre devam eden bir uyuz salgını görüyorum. Yaklaşık 3 yıldır falan sürüyor. Genellikle birkaç tane dermatolog dolaşıp, piyasadaki birçok ilacı kullanıp fayda görmeyen hastalar geliyor. Hatta tüm aile, çoluk çocuk uyuz şikayeti ile başvurabiliyor. Ya da aynı evde yaşayan arkadaşlar arasında değişik zamanlarda hastalık ortaya çıkabiliyor. İlaçları etki etmeyince de aile içinde yayılıyor, aile içinde yayılım da toplumda yayılmasına artırıyor. Biz eskiden uyuzu daha çok koğuş, yatakhane, yurt ya da bakım evi gibi toplu yaşanılan yerlerde görürdük. Çünkü oralarda bulaş çok daha kolay olurdu. Oralarda yine görüyoruz ama artık aile içi bulaşlar çok arttı. Artık eczacılara özel olarak ilaç hazırlatıyoruz. Dolayısıyla geleneksel yöntemlere biraz dönüş yaşıyoruz. Bu tarz yapma ilaçları eski doktorlar çok kullanırdı, çünkü piyasada bu kadar ilaç seçeneği yoktu. Ama şu an çok seçenek olsa da mevcut ilaçlara bir direnç söz konusu. O nedenle yapma ilaçlara yönelmek zorunda kaldık. Yapma ilaçlarda kükürt, katranlar, bir takım farklı maddeler var. Tek dezavantajları kötü kokması. Çünkü bu ilaçları cilde en az 3 gün üst üste sürmek ve 3 gün boyunca yıkanmamak gerekiyor. Bu da hastalarda biraz sosyal izolasyona sebep oluyor, ya işe gitmiyorlar ya da sosyal hayattan çekiliyorlar tedavi nedeniyle" diye hastalığın vehametini bizlere anlatıyor.

Yine İHA’ya açıklamalarda bulunan hocamız, sadece ülkemizin değil dünyanın da başının dertte olduğunu söyleyerek şunları kaydediyor: “Onların da başlarına bela. Ama sanırım bizde biraz daha fazla gibi duruyor. Pandemi ile beraber aile içi bulaşlar arttı evet, tüm aile uyuzlu bir şekilde kliniklere gitmeye başladı. Ama salgının devam etmesinin asıl nedeni, piyasadaki mevcut ilaçların çoğuna karşı hastalarda direnç gelişmesi. Uzun süre aynı ilacı kullandığınızda mikroorganizma ya da parazitlerin direnç geliştirme durumu var. Ayrıca, biz tedaviyi belirtisi olsun olmasın ailedeki herkese veriyoruz. Çünkü aile içinde bir kişide uyuz varsa, diğerlerinde belirtiler hemen ortaya çıkmayabiliyor. Uyuzun belirtisi gece uyutmayan kaşıntılar, el parmakları arasında, el bileği ve karın bölgelerinde sivilce benzeri döküntüler. Bu belirtiler olmadan da uyuz kapmış olabiliyorsunuz, çünkü bu kaşıntılar 2-3 hafta sonra ortaya çıkıyor. O yüzden kaşıntı olsun olmasın, evdeki herkesin bu ilaçları kullanması zorunlu. Ayrıca evdeki bütün çarşaflar, havlular, giysiler, en az 60 derecede yıkanmalı. Yıkanamayacak olanlar ya kuru temizlemeye verilmeli ya da bir torbaya sıkıca kapatılıp balkonda bir hafta bekletilmeli."

Evet hastalığın boyutlarını ve ne denli süreç olarak ilerlediği çok net bir şekilde anlatılıyor… Sağlık problemleri konusunda zaman zaman esnek davrandığımız aşikar. Bunu pandemi döneminde zaman zaman önemsemediğimiz karantina süreçlerinde çok daha yakından takip etmiştik.

Umarım bu hastalık boyutunun hocamızın da değindiği gibi, kalıcı ve esnek davranmayıp kurallar bütününden uzaklaşmadan tedavi sürecini ailemiz ve toplumumuzun her ferdi dikkatlice sürdürürse, bir pandemi dönemi gibi değil de küçük bir kırgınlık dönemi olarak atlatmamız; hem ailemiz, hem de toplumumuz için çok daha faydalı olacaktır.

Selam ve dua ile…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Umut

Ben de malesef şu an uyuza yakalandım ve bu hastalığın artışında ülkeye akın eden sığınmacı ve kaçakların yüzünden olduğunu düşünüyorum

Zks

Bu konunun suriyeliler,afganlar,pakistanlılar,ve sudanlılarla hiç alakası yok korona tek sorumlu yani öylemi ?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23