Aile sistemi değişiyor! Cinsiyetsiz, inançsız toplumlar isteniyor...
Aile sistemi değişiyor! Cinsiyetsiz, inançsız toplumlar isteniyor...
SELMA SAVCI
Her daim bu köşemizde aile kavramı üzerine sayısız makale yazmaya çalıştım ve siz değerli okuyucularımızla hasbihal ederek, olayın ne denli ciddi boyutlarda olduğunu analiz etmeye çalıştım. Şunu düşünmemiz lazım artık; aile kavramı bizim vazgeçilmezimizdir. Aile olmadan toplum olmaz, toplum olmadan da bir ülkenin vatan kavramının içi her daim boşaltılmaya müsait olur.
Aslında aile kavramının içini doldurduğunuzda bir birey olarak daha güzel bir hayatın işaret fişeğini yakar ve ona göre hayatınızı Rabbimizin dosdoğru düsturuyla yaşama fırsatını yakalarsınız. Nedir bu aileyle alıp verilemeyen şeyler peki... Geçtiğimiz günlerde yazdık Çakma diye antin kuntinler peydah olmuştu. Ve daha öncelerine dönecek olursak da bu ülkenin ve aslında tüm dünyanın kırmızı çizgisi olmasını arzu ettiğimiz sapkınlar güruhu olan LGBT'nin önünün her daim kesilmesi de aile kavramımız için vazgeçilmez bir mottomuz olmalıdır.
Tam bu esnada ekranlardan da sıkça takip ettiğimiz Oytun Erbaş hocamızın şu sözlerine yer vermek istiyorum. Ne diyor Erbaş hocamız; "Bütün dünyada şöyle bir şey var: Ailesiz, cinsiyetsiz, mülkiyetsiz, inançsız toplumlar isteniyor. Bu, onları yönetmeyi kolaylaştırıyor. Bir de onlara her şeyi satabiliyorsunuz.
Düşünün, sizin artık bir ideolojiniz yok. İdeolojiniz olmadığı zaman bir şeyi savunmuyorsunuz. Bir ideoloji için ülkenizi savunmaya çalışıyorsunuz ya da bir ideoloji için diyorsunuz ki, işte ben yaşadığım toplumu savunmak istiyorum.
Bunlar olmadığı zaman hiçbir şeyi savunmuyorsunuz. Yani esasında ‘Böl, parçala, yönet’ bu hâle geliyor.
İnsanların inandığı bir şey yoksa onları yönetmek çok kolaylaşıyor. Yani insanları köşeli olmaktan kurtarıp herkesi yuvarlak hâle getiriyorsunuz."
İşte hocamızın da işaret ettiği gibi eğer sizin ailenizi bir cinsiyet kavramı üzerinden toplayıp çıkarıp daha sonra da çarpıp bölersiniz ne denli büyük tehlikelerin kapınıza kadar dayandığını görmeniz mümkün.
Aile, her bireyin kendini güvende hissettiği ve olduğu gibi kabul edildiği bir ortamdır. Burada, hatalarımızla sevildiğimizi ve başarılarımızla gurur duyulduğunu biliriz. Aile, kalplerimizin birbirine bağlı olduğu güçlü bir bağdır. Aile, yaşamdaki en büyük armağandır. Her birey, bu armağanın bir parçasıdır ve her parça, bütünü daha anlamlı kılar. Aile, sevgiyle dokunan, anlayışla büyüyen ve her zaman yanımızda olan bir bağdır ve doğal olarak da tüm hayatımızı aile kavramının enlemlerine ve boylamlarına göre bir kalıba sokmak zorundayız.
Her kim aile kavramı üzerinden bir şeylerin PR'ını yaparak nemalanmak isterse de gereken cevabı tıpkı Çakma denilen tiplemeler, tıpkı LGBT savunucuları ya da sapkınlıklarıyla sosyal medyada kendine bir yer bulup paraları cukkalamaya çalışan karakterlere gereken ayarı vermemiz lazım.
Elbette burada hadi gidelim yok edelim demiyoruz, esas olan hukuki çerçeveler çizgisinde tüm kurumlarımızı alarm haline getirerek, bu ideolojisi olmayan, inancı olmayan ve en önemlisi de cinsiyet üzerine bir takım genellemeler yaparak evlatlarımızı büyük bir obruğun içine çekercesine hareket etmelerinin önüne geçmek zorundayız.
Tabii ki tam bu bilgiler ışığında Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'in ışığını da beynimize yakmak durumundayız.
Allah Teâlâ (cc) aileyi sevgi, saygı, ülfet ve ünsiyet olarak tarif etmiştir: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 30/21.) Aile, sıcak bir yuva ve hayatın fırtınalarından korunmak için güvenilir bir limandır. Modern dünyanın cazibesinden korunmak için sağlam bir kaledir. Ev ve eş sükûnet yeridir.
O zaman ne mutlu bizlere ki, aile kavramını tüm tuşlarına en güzel şekilde basarak yaşayıp bu dünyadan ruh-ı revanımızla dosdoğru bir şekilde emaneti vermeyi Rabbim bizlere nasip etsin inşallah. Selam ve dua ile...