• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Çevre kirliliği! Acilen çözüm bulmamız gerekiyor, biz yapalım

21 Haziran 2023
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

‘Ben şöyleyim, ben böyleyim’ naraları atanlar nerde? Hatırlarsanız, her platformda ve özellikle ulusal TV kanallarında yapılan söyleşilere bakın, yapılan sokak röportajlarının kesitlerine bakın şunu kesinlikle duyarsınız…

Çevremizi temiz tutmalıyız, çevre bizim herşeyimiz, doğamızı özellikle ormanlarımızı temiz tutarak geleceğe iyi bir çevre bırakmalıyız klişelerini hep duyarsınız.. Ama gelin görün ki, ormanlarımızdan tutun, çevremizdeki kirliliği gördüğünüzde yahu madem bu kadar çevre hassasiyeti olan insanla aynı anda yaşıyoruz bu ormanlarımızdaki pislik görüntülerinden tutun da, denizlerimizin kirliliğine oradan sokaklarımızdaki kirliliğe kadar yapılan bu antipatik kirlilik de neyin nesi oluyor diye sorası geliyor insanın haliyle!

Geçenlerde bir dostum, Kemerburgaz taraflarında ormanda ailecek pikniğe gittiğini söyledi… Güne iyi bir başlangıç yapmak için güzel bir hamle yapmış doğrusu… Ama gel gelelim ki, attığı görüntüleri görünce hakikaten böylesi bir güruhla aynı İstanbul’u paylaşmak zorunda bırakılıyoruz sorusu aklıma geldi…

Yiyilen tüm yiyecekler ve kullanılan tüm paketler, poşetler, ambalajlar, şişeler hepsi yerlerde.. Hepsi doğal yaşam alanlarını gasp ettiğimiz canlıların evlerinin üzerine çökmüş durumda…

Tabi ki bu durumun ajite edilerek anlatılması bazı kesimleri bir hayli rahatsız edecektir kuşkusuz. Özellikle de hani bu her alanda ‘Çevreciyiz’, ‘Ağaçlarımıza dokunmayın’, ‘Yeşilimi gaspetme’ diyen sözde çevreciler bu durumdan hoşlanmayacaktır. Nedeni ise, bu kirliliğin algı düzeneğinin başlıca sebepleri bu zevatlar çünkü. Neden bu denli garanti konuşuyorum sorusunun cevabı ise, aslında şu mantalitede gizli…

Eğer sizler, böylesi bir algıyla insanların saf ve temiz duyguları üzerinde bilinçaltlarına girerek orada sınırsızca tepinerek, insanların akıllarında olmayan zihniyet değişimlerini yaralarsanız işte böylesi tablolar da maalesef karşımıza çıkmaktadır… Bu sadece tekil bir örnek değil. Google’a yazdığınızda “ormanlarımızın son durumu” hakkında diye tüm ormanlardaki gaspedilen maganda tarlalarına şahit olacaksınız zaten…

Öylesi bir topluma dönüşmemizin temel nedeni ise, ters manyel yaparak insanların zihinlerini kışkırtan bazı kesimlerin hala köşebaşlarında dolanmaları olarak karşımızda durmaktadır

Öncelikle bu çevre kirliliğinin dünya üzerindeki rakamlarına şöyle bir göz atarak beyin dağarcığımızı daha da engin bir denize dönüştürelim… Çünkü rakamlar asla ama asla yalan söylemezler…

Dünya genelinde her yıl 300 milyon ton plastik üretilmektedir. Bu plastiklerin önemli bir kısmı denize ve doğaya atılmaktadır. Doğaya atılan plastiğin çözünmesi bin yıl kadar uzun sürede gerçekleşmektedir.

Atıkların çevreye verdikleri zararlar; hava kirliliği, küresel ısınma, yer altı suyu kirliliği, bitki örtüsünün zarar görmesi, yangın ve patlamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Değerlendirilebilen atıkların çeşitli fiziksel ve kimyasal işlemler aracılığıyla ikincil maddeye dönüştürülerek tekrar üretime dahil edilmesi doğanın zarar görmemesi açısından gereklidir.

Her yıl yaklaşık 5 trilyon plastik poşet üretiliyor ve her yıl yaklaşık bir milyar kuş ve memeli hayvan plastik atıkları sindirdiği için hayatını kaybediyor.

Plastik kirliliğinden etkilenen canlı türü sayısı yaklaşık 400’dür.

1950’den bugüne 8.3 milyar tondan fazla plastik üretildi ve bu plastiklerin %60’ı atık sahalarına veya doğrudan çevreye bırakıldı. 2015 yılı itibarıyla 6300 ton plastik atık ortaya çıktı ve bu atıkların yalnızca %9’u geri dönüşüme uğradı.

Önlem alınmadığı sürece, plastik atıkların 2050 yılına kadar 56 milyar ton karbon salımına sebep olacağı tahmin ediliyor.

Görüyorsunuz değil mi, hani ailecek gidilen pikniklerde aile bireylerinin birbirlerine gülümseyerek, “hadi be canım boşver şimdi çöp kutusunu bırak oraya poşeti gidelim” sözünün geleceğimiz olan çocuklarımıza bırakacağımız büyük bir hainlik sözü olduğunu acaba ne zaman anlayacağız!

Bakınız, bu işin gırgırı yapılmamalı, karikatürize edilmemeli. İşin rengini anlamamız için de ille büyük orman yangınlarına, büyük doğa facialarına dönüp yüzümüzü ‘ahlarla, vahlarla’ vakit geçirmemeliyiz…

Bu konuda özellikle mesire alanlarımızı kirletenlerin en büyük suçla cezalandırılmasını ısrarla talep ediyorum. Nedenine gelince, hiç kimse ama hiç kimse, evinde odasının ortasına bırakmadığı yada bırakın cesaret edemediği (!) çöp dolu poşeti Cenab-ı Mevla’nın tüm insanlığa bahşettiği ormanlarımızın, ciğerlerimizin tam ortasına bırakmaması şarttır! Bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın tüm organlarının ivedilikle bu konuya eğilmelerini bu güzelim yaz aylarında daha faydalı olacağı kanaatindeyim..

Ne diyelim çevresi de, toprağı da, ağacı da, bostanı da, bağı da, bu cennet vatanımızın her karışını korumak ve en önemlisi de temiz bir şekilde gelecek kuşaklara aktarmak bizim boynumuzun borcu olsa gerek!..

Selam ve dua ile…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23