MUHABBET VE MUHAMMED (SAV)
MUHABBET VE MUHAMMED (SAV)
RECEP ÖNCEL
24 Ağustos 2026 Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece Mevlid Kandilidir. Yani Rebiülevvel ayının on birini on ikiye bağlayan gece, Hz. Muhammed Mustafa (sav) Dünya’yı teşrif etmişlerdir.
Aslında her işin başı muhabbettir. Rabbimiz (cc); "Levlake levlak, lema halaktül-eflak" (Sen olmasaydın, sen olmasaydın felekleri / kâinatı yaratmazdım) diye buyurmuştur. Bu ifadelerle Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimize olan muhabbetini ortaya koymuştur. Yine bu şekilde Sevgili Peygamberimizin Allah indindeki değeri belirtilmiş olmaktadır. Hz. Peygamber, kâinat kitabının en mükemmel rehberi ve varlık gayesidir. O, insanlığa hakikatleri anlatmış, aktarmış ve örnek yaşantısıyla mesajlar vermiştir.
Allah’ın ilk yarattığı şey Peygamberimizin nurudur. O nurdan Kalemi, Levh-i Mahfuzu, Arşı, Kürsiyi, Melekleri, Gökleri, Yerleri, Cenneti, Cehennemi, Basireti, Marifetullahı, Kalp Nurunu ve "La ilahe illallah Muhammedün Resulullah" nurunu yarattı. Resulullah Efendimiz bir Hadis-i Kudsîde; Allah’ımız, "Seni kendi nurumdan, diğer şeyleri de senin nurundan yarattım" buyurdu, diye ifade etmişlerdir.
Çünkü bu âlemin var olma gayesi Hakikat-i Muhammediye’dir. Muhammed (asv) kâinatta bir güneş gibi gereklidir. Cennetten çıkarıldıktan sonra Hz. Âdem (as); "Beni son Peygamber Hz. Muhammed hürmetine affet" diyerek dua etmiştir. "Nereden biliyorsun?" sorusuna ise "Cennetin kapısında Allah isminin yanında Muhammed ismini gördüm" sözleriyle cevap vermiştir. Sevgili Peygamberimiz ümmetine örnek olmuştur. Mîraç mucizesiyle Yüce Yaradan’ın huzuruna çıkmış, Yüce Makamdan geri dönerek aldığı emirleri tebliğ etmiştir.
O, bütün güzelliklerin menşeidir. O, halk içinde Hak ile birlikte olmuştur. O’nun hayatı doğumundan başlayarak vefatına kadar ve son nefesinde hep "Ümmetim" kaygısıyla geçmiştir.
Ümmeti ise Peygamberimizi destansı bir aşk ile sevmiştir.
Bu açıdan baktığımız zaman, sevgileri dile getiren sayısız şiirler yazılmıştır.
Necip Fazıl; "Beri gel serseri ol, O’nun ümmetinden ol. Sel sel kümelere dol, O’nun ümmetinden ol. Sen hiçliğe bakan yön, Hep sıfır arka ve ön. Dosdoğru Kâbe’ye dön, O’nun ümmetinden ol. Gökte çakıyor haber, Geber çelik put geber. Doğrul yeni seferber, O’nun ümmetinden ol."
Fuzulî'nin Su Kasidesi; Tıyneti pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme, iktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr'a su. (Su, Hz. Muhammed’in yoluna uymuş ve dünya halkına temiz yaradılışını açıkça göstermiştir.) Seyyid-i nev-i beşer deryâ-yı dürr-i ıstıfâ, kim sepüpdür mu'cizâtı âteş-i eşrâra su. (İnsanların efendisi, seçme inci denizi olan Hz. Muhammed’in mucizeleri, kötülerin ateşine su serpmiştir.) Yâ Habîballah, yâ Hayre'l-beşer müştâkunam, eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su. (Ey Allah’ın Sevgilisi, ey insanların hayırlısı! Susamışların daima su diledikleri gibi ben de seni özlüyorum.)
Evet, Peygamber sevgisi Müslümanın inancını olgunlaştıran en temel duygudur.
O’nu sevmek ise yolundan gitmek, sünnetine sarılmakla olur. O’nu sevmek; güzel ahlak ve sırat-ı müstakim ile olur. O’nu sevmek; ailesini, milletini sevmekle eş değerdir. O’nu sevmek, fakir fukarayı sevmek demektir. O’nu sevmek, Müslümanların derdiyle dertlenmek demektir. O’nu sevmek, sözle değil fedakârlıkla, çalışmakla olur.
Evet, bütün sevgilerin evveli de âhiri de O’nun muhabbetinden geçer.
Netice olarak muhabbetin önemini anlamalıdır. Kâinatın yaratılış sebebi ve gerçek sevgi Hz. Muhammed’in sevgisine dayanır.
Evet, Bezmiâlem Valide Sultan’ın belirttiği; "Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl" ifadelerindeki zarafeti hissetmeliyiz.
Allah bu muhabbetten hisse alabilmeyi cümlemize nasip eylesin.
Evet, O’na salat ve selamlar getiriyoruz: Esselatü vesselamü aleyke ya Rasulallah, Esselatü vesselamü aleyke ya Habiballah, Esselatü vesselamü aleyke seyyidel evveline vel ahirin, Salavatullahi ve selamuhu aleyhim ecmain, Velhamdulillahi Rabbil alemin, diyoruz.
Mevlid Kandiliniz mübarek olsun. Allah’ın selamı üzerinize olsun. Sevgili Peygamberimizin muhabbetine ve şefaatine vesile olsun.
Abdullah Sert Hocaefendi’ye Başsağlığı Dileği
Muhterem Abdullah Sert Hocaefendi’nin refikaları Zehra Hanım, bir trafik kazası sonucunda vefat etti. Güzel insanların kaybı daha farklı oluyor. Bir hüzün, bunun yanında bir teslimiyet meydana geliyor. Hocaefendi’yle 40 yılı aşkın bir hukukumuz var. Üniversite yıllarımda Cağaloğlu’ndaki Erkam Yayınlarında ziyaretine giderdim, daha sonra İkitelli’ye taşındılar. Kendisi hatırımızı sayıp çocuğumun nikâh törenine katılmıştı. Muhabbetimiz hâlâ devam ediyor. Kazadan bir gün önce de görüşmüştük.
Ancak Cenâb-ı Hak’ın takdir ettiği tahakkuk ediyor ve ömürler bitiyor. Yüce Allah’tan (cc) Hocamıza sabr-ı cemil niyaz eder, Hanımefendi’ye rahmet dilerim.
Başta bütün sevgilerin menşei Peygamber Efendimiz olmak üzere, cümle geçmişlerimizin ve Zehra Sert Hanım’ın ruhları için bir Fatiha, üç İhlas okumanızı istirham ediyorum.