--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Davutoğlu davasının değil, hevasının peşindeymiş

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
17

Hatırlayın. Ne demişti hazret? “İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 arasındaki dönem olarak yazılacaktır” demişti değil mi?

Merd-i Kıptî şecaat arzederken sirkatin söyler ya, aslında Ahmet Davutoğlu’nunki de o hesaptı. Başka bir mesele yüzünden söz konusu tarihlere anlam yüklese de esasında mevzu başkaydı.

Neden mi? 

Çünkü 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 arasında beyefendi Kemal Kılıçdaroğlu ile “istikşafi görüşmeler”e başlamıştı. Bu görüşmeler Davutoğlu için o kadar önemliydi ki, zat-ı âlilerinin “CHP ile koalisyon hükümeti kurulsun da varsın ben başbakan olmayayım” dediği bile iddia edilmişti hatta.

Anımsayın, 7 Haziran seçimlerinde AK Parti’nin tek başına iktidar olamaması üzerine start alan bu süreçte, güya CHP keşfedilecek, tanınacak ve yoklanacaktı. Zaten CHP Genel Başkanı ile koalisyon görüşmeleri yürüten Davutoğlu’nun ortaya attığı “istikşafi” kelimesinin sözlükteki karşılığı da buydu: Keşfetmek, tanımak, yoklamak.

Ahmet Bey yıllardır bununla uğraşıyor zaten. CHP’yi keşfetmek, tanımak ve yoklamak için canhıraş bir gayret sarf ediyor.

Nedendir bilinmez, “sol”a karşı bitmek bilmeyen bir sempatisi var.

Yakın zamanda bu gerçeği itiraf da etti üstelik. Kendisini hiçbir zaman sağcı olarak görmediğini, büyüdüğü ortamlarda hep sol görüşün ağır bastığını anlatıp, kültürel değerlerini sol değerlerle birleştirdiğini söyledi.

Gerçekçi olmak gerekirse, Ahmet Davutoğlu bunları derken, biz “Beterin beteri var canım. Neyse ki adam ‘Siz beni tanımıyorsunuz. Ben aslında dededen CHP’liyim’ falan demedi. Buna da şükür” diye teselli bulmuştuk. Ama şimdi anlıyoruz ki, çok yanlış düşünmüşüz.

Son Ahmet Davutoğlu-Kemal Kılıçdaroğlu buluşmasında bunu bir defa daha müşahede ettik. Evet, Bay Kemal’in, Gelecek Partisi Genel Başkanı’nı ziyaretinde, “Davutoğlu’nun davasının değil, hevasının peşinden koşan bir siyasetçi olduğunu” tekrar gözlemleme imkanı bulduk. 

Hayır, abartmıyoruz.

“Ne olmuş canım. Davutoğlu parti kurmuş, Kılıçdaroğlu da ‘hayırlı olsun’a gitmiş işte. Ne var ki bunda şimdi? En nihayetinde basit bir nezaket ziyareti” denilecek bir buluşma değil bu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın da dediği gibi, Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu arasında yarım kalan istikşafi görüşmeleri yeniden başlatacak bir ziyaret söz konusu olan.

Baksanıza, biri “Bundan sonra her süreçte istişarelere devam etme kararlılığı içindeyiz” diyor, diğeri “ortak söylem oluşturmak”tan bahsediyor.

Söylesenize, bayram değil seyran değilken, nereden çıktı bu yakınlaşma?

Davutoğlu, geçmişte “Adamdan saymıyorum” dediği Kılıçdaroğlu ile bugün niçin her süreçte istişare etmek istiyor?

Ya da şöyle soralım: Kemal Bey, “Cumhuriyet tarihinin en çapsız bakanı” olarak nitelendirdiği Ahmet Bey’le hangi “ortak söylem”de buluşacak?

Bu yakınlaşmanın ABD Başkan adaylarından Joe Biden’ın sözlerinden sonra gelmesi sizce de düşündürücü değil mi?Bu ikiliyi yeniden bir araya getiren en önemli etkenlerden biri Tayyip Erdoğan karşıtlığı çok açık ki. 

Evet, her iki ismin de Türkiye’nin istiklali ve istikbali için didinip duran Cumhurbaşkanı’nı alaşağı etmekten başkaca bir amacı yok.

Bunlar 15 Temmuz gecesinde de “aynı nokta”da buluşmuştu haddi zatında.

Biri FETÖ’cü alçaklardan aldığı izinle güvenli eve kaçıp darbeyi ayağında terlikle TV’den seyretmişti, diğeri de yine son derece güvenli bir evde erketeye yatıp bir-iki tweet atmakla yetinmişti…

Anlaşılan o ki, 15 Temmuz’un ruh ikizleri, siyaseten ruhlarını henüz teslim etmemiş.

Ne diyelim, FETÖ’nün çöpçatanlığında hazırlanan odalarda halvet olanlara mutluluklar dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.

Bari şu iş resmiyete dökülsün de herkes rahatlasın.

Böyle “nikâhsız birliktelikler” örfümüze de dinimize de ters zira.  

 

Yorumlar

(17)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Şeref

20 Eylül 2020 19:59

Davutoğlu'nu anladıkda, Has adamınız Binali Yıldırım nerede idi 15 temmuzda.!!!!!!!

Gaffur baba

20 Eylül 2020 16:41

Sokağın sesi.. Sende fetö abilerine benziyorsun.!

Rıfat

20 Eylül 2020 15:25

Fetönün enikleri buraya doluşmuşlar..

Emrk

20 Eylül 2020 13:41

Adamı Başbakanlık’tan al boş çuval gibi salla sonrada kalk adamı kötüle sonrada biyat etmesini bekle varmı böyle bir dünya

Durmusmu

20 Eylül 2020 12:19

Yerel seçim öncesinde sahte senet, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlaması ile hakkında dava açılan Mansur Yavaş beraat etti. Suçlamayı yapan Necmettin Keskin ise aranıyor.Utanmiyormusun, secimlerden önce attiginiz iftiralara.Insan olan insan icine giremez.

Hakan

20 Eylül 2020 12:08

15 temmuzda suç işleyen herkes eninde sonunda yargılanacak

Rıfat

20 Eylül 2020 10:57

Ben bu adamı başbakanken adam zannederdim ama adam olmadığını zaman gösterdi!

Birsen

20 Eylül 2020 10:29

Ahmet DAVUTOĞLU hocam keşke bu kadar savrulmasaydın.

Abbas

20 Eylül 2020 10:13

Değerli hocam sanırım biraz soft kaçıyor diye sonlara doğru sert bir yazı olmuş ...ama yetmez darbeyi seyretti değil darbeye karıştı ve suçlu diyeceksiniz ki tam olsun ...ve sn hocam darbeyi karıştıracak olunursa sen çıktın o çıkmadı direnmek için iş o noktaya gelirse çok kişi için burada yazmanız gerek ve bu sizin en yakınınız yada en sevdiğiniz bir siyasetçi yada iş adamı olabilir ...darbeye direnen vatandaşlar bile demiyor o gelmedi bu gelmedi diye ama siz elestireceginiz kişiyi tam etkisiz bırakmak için darbe yada fetoyu araya karıştırıyorsunuz hocam

SOKAĞIN SESİ

20 Eylül 2020 09:35

BU DAVUTOĞLU NUN AİLE GÖRÜNTÜSÜ İSLAM GÖRÜNÜYORDU! (YOKSA HÜDA KAYA GİBİMİ?) BİZ BUNLARA İSLAMİ YAŞANTILARI VAR DİYE İNANDIK OY VERDİK. DEMEKKİ SİYASİ OLARAK YÜKSELMEK İÇİN TAKİYE, SAĞ GÖRÜŞ DİNDAR MUHAFAZAKAR SEÇMENİ KANDIRMAK. YAZIKLAR OLSUN, BENİM OY UM HARAM OLSUN. ZATEN BAŞTAN BERİ ABDULLAH AHMET ALİ NİN EŞLERİ EMİNE HANIM İLE HİÇ ANLAŞAMAMIŞTI! BUNLAR TİPİK FETÖ ABLALARINA BENZİYOR.

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle