Yazıcıoğlu'nun vefatında karanlık eller! FETÖ izi ortaya çıktı!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, canlı yayında gündeme ilişkin sarsıcı açıklamalarda bulunarak merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği şüpheli helikopter kazası ve faili meçhul cinayetlerle ilgili çok kritik detayları paylaştı. Ankara Başsavcılığı tarafından derinleştirilen soruşturmada, suikastın arkasında FETÖ parmağı olduğuna dair son derece somut delillere ulaşıldı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, merhum BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatına ilişkin yürütülen soruşturmada FETÖ organizasyonunun açık delillerle tespit edildiğini ve karanlık dosyaların tek tek aydınlatıldığını duyurdu.
"MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN ÖLÜMÜNDE FETÖ İZİ VAR”
2009 yılında biliyorsunuz maalesef Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte altı kişinin vefat ettiği bir uçak, helikopter kırım kazası var. Bununla ilgili tabii daha önce dosya başka bir başsavcılıktaydı. Daha sonra Ankara Başsavcılığımız dosyayı aldı, uzman ekipler inceliyor. Burada biz şunu gördük, arkadaşlarımız Başsavcılığımız bunu gördü Ankara Başsavcılığı, burada bir organizasyon var. Bu işi özellikle FETÖ'nün yaptığı konusunda çok ciddi deliller var. Biliyorsunuz geçen bir operasyon yapıldı, 19 kişi tutuklandı, 21 kişi gözaltına alınmıştı. Şimdi burada FETÖ'ye bu özellikle kırımın FETÖ'nün organizasyonu olduğunu gösteren, ben kendim de inceledim delilleri, çok ciddi emareler var.
Nasıl emareler var? Özellikle helikopterin kazaya uğramadan önce, yani düşmeden önce üzerinden bir F-4 uçağının geçmesi durumu var. Tabii daha önce bu konuda raporlar alınmıştı. Özellikle bu F-4 uçağının geçmesinden dolayı mı helikopter düştü ya da hava şartları, ya da helikopterin diğer eksikliklerinden dolayı mı diye. Burada F-4 uçağının geçmesinden dolayı helikopterin düştüğü konusunda Başsavcılığımızda bir kanaat oluştu. Tabii burada F4 uçağını kullanan pilot ve diğer bağlantıları araştırılıyor. Özellikle o tarihte F-4 uçağını kullanan pilotun eşinin özellikle Adil Öksüz'ün evinde parmak izi çıkıyor. Daha sonra bu pilotun işte Hava Kuvvetleri imamıyla, mahrem imamıyla o tarihlerde telefon görüşmeleri çıkıyor.
"DELİLLER ORTAYA ÇIKTIKÇA BAŞSAVCILIK DURUMU DEĞERLENDİRECEKTİR"
Ve en son biliyorsunuz Elazığ il imamı tutuklanmıştı, onun ByLock yazışmaları çıktı. Elazığ il imamının özellikle mülkiye yapılanmasından birisiyle ByLock yazışmasında "Tereyağından kıl çeker gibi bu işi hallettik. Büyüğümüz özellikle bu sürecin, bu süreçten çok endişeliydi, bu şekilde sonuçlanmasından çok memnun." şeklinde bir yazışması var. Buradan arkadaşlar bütün delilleri araştırıyorlar. Şu an soruşturma devam ediyor ama gördüğümüz kadarıyla burada bir organizasyon var. Özellikle rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun FETÖ'nün hedefine konup daha sonradan örgütün bu şekilde bir eylem yaptığı konusunda Ankara Başsavcılığı tarafından bir kanaat oluştu.
Başsavcılık ilk operasyonunu yaptı, muhtemelen diğer devamı da gelecektir. Ama burada ilk deliller, yani ben kendim de inceledim dosyayı biliyorsunuz ben savcılık, başsavcılık da yaptım, gördüğüm kadarıyla bir FETÖ tarafından bir organizasyon sonucunda rahmetlinin cinayet eyleminin işlendiği konusuna bir şüphe var, ciddi şüphe var, kuvvetli şüphe var. Muhtemelen deliller ortaya çıktıkça da tekrardan Başsavcılık durumu değerlendirecektir.
Soruşturmayı Ankara Başsavcılığımız yürütüyor, orada bir uzman ekip var. Tabii aileyle de görüştüler, onlar da ilk özellikle 2009 yılındaki ilk gözlem anlarını anlattılar. Onu bilemiyoruz, şimdi Savcılık elbette soruşturma yapıyor. Yeni deliller kapsamında tekrardan operasyon yapabilir. Yani FETÖ'nün irtibatları araştırılıyor. Özellikle gözaltında, tutuklama kararı verilenlerin FETÖ'yle irtibatları, bunların tekrardan bir HTS analiz çalışmaları, en son kimlerle görüştüğü, yani bu organizasyonun mutlaka devamı gelecektir. Sonuçta bir FETÖ organizasyonuysa ama burada Başsavcılığımızın takdirinde soruşturmayı yürüten makam Başsavcılık makamı. Devamı gelir ya da ne zaman yapar onu bilemiyoruz.
"FAİLİ MEÇHUL SUÇLARLA MÜCADELE BİRİMİ KURDUK"
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Birimi kurduk. Burada tabii başkanımız var, hakim-savcı kökenli, aynı şekilde de yeteri kadar tetkik hakimi arkadaşımız var. Soruşturma yapma yetkisi ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına ait. Buradaki arkadaşlar tamamen yani farklı bir gözle, profesyonel bir ekip var, farklı bir gözle bakış açısı sağlıyorlar. Yani burada soruşturma yapmıyor arkadaşlar, öncelikli olarak bunun altını çizmek lazım. Başsavcımızla sürekli olarak istişare halindeler, delilleri beraber tartışıyorlar, delilleri beraber gözlemliyorlar. Tecrübeli arkadaşlar bunlar, alanında uzman arkadaşlar.
Tabii burada özel ekipler de kurabiliyoruz. Biliyorsunuz en son Gülistan Doku'da Tunceli'de özel bir ekip görevlendirildi. Bunun görevlerinin içerisinde polis, jandarma personeli de var. İşte aynı şekilde Adli Tıp'tan özel bir ekip görevlendirildi. Bu şekilde tamamen faili meçhul kalmış, zamanında çözümlenmemiş cinayetlerin çözümlenmesine ilişkin soruşturma yapma yetkisi yok, arkadaşlar bir istişare ortamı yapıyorlar. Başsavcı beye yol gösteriyorlar, özellikle bu farklı bir bakış açısı. İşte yeni teknolojiler var biliyorsunuz, şu an DNA incelemesi yapılabiliyor, o konuda pratik çözümleri var ya da işte baz istasyonu çakışması yapılabiliyor.
"28 FAİLİ MEÇHUL CİNAYET AYDINLATILDI"
Faili meçhul suçlarla mücadeleyi ben şahsen çok önemsiyorum. Şu ana kadar ben göreve geldikten sonra bu büro kurulduktan sonra 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Bu çok önemli ve bunlar 20-25 yıl önce işlenmiş olan cinayetler. Bu çok önemli, yani devlet mutlaka hesabını sorar. O zaman ortaya çıkmamıştır ama daha sonradan mutlaka bunu yapanları ortaya çıkarmak devletin en büyük görevidir. Bizim buradaki asıl mesajımız da, asıl yani bu büroyu kurma amacımız da suçlarla ve suçluyla mücadele konusunda kararlılığımızı ortaya koymak. Burada biz arkadaşlarımız faili meçhul dosyaları 680 civarında bir dosyayı büroya aldık. Bunların hepsi tek tek inceleniyor, oradaki savcı arkadaşlarımızla da sürekli istişare halindeyiz. Yani vatandaş nezdinde çok olumlu bir hava oluştu.
Özellikle 15-20 yıl önce işlenmiş bir cinayetin elbette ortaya çıkarılması, failin ortaya çıkarılması, adalet önünde hesap vermesi vatandaş için gerçekten çok önemli. Büro çalışıyor, yani burada önemli soruşturmaların dosyalarını da aldık. Tabii burada zaman aşımı olayı var, zaman aşımına uğramamış dosyaları alıyoruz, 680 civarında. Kısa sürede de az önce söyledim, 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Burada tabii büroda olan önemli dosyalar da var. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir.
Tekrar vurgulamak istiyorum, bu büronun kuruluş amacı tamamen vatandaşlarımızın gönlünde, özellikle karanlık kalan bir cinayet varsa bunun aydınlatılması, vatandaşımızın adalete olan güven duygusunu en üst seviyede hissetmesi, bu amaçla kurmuştuk. Çok faydalı olduğunu da gördük. Sağ olsun Başsavcılığımız da, Başsavcı arkadaşlarımız da üzerine kararlılıkla gidiyor. Çünkü biz onlara da her zaman destek oluyoruz, bu soruşturmaların arkasında olduğumuzu söylüyoruz. Yani şu an olumlu gidiyor, toplumda güzel bir algı var.
GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASI
Gülistan Doku hem Tunceli Başsavcılığımız hem de Erzurum Başsavcılığımız bakıyor, iki Başsavcılık bakıyor. Tabii orada bir vali olduğu için valilerle ilgili soruşturma yapma yetkisi en yakın il başsavcılığına ait. Ona Erzurum Başsavcılığı bakıyor, bir de suçun işlendiği yer Tunceli Başsavcılığı bakıyor. En son bildiğim kadarıyla yeni bir operasyon yapıldı, burada o dönemki Tunceli Valisi'nin eşi, koruyucular, bir kısım işte hastane kayıtlarını silen personel şu an gözaltında ya da tutuklamaya sevk edildi diye biliyorum.
Soruşturma devam ediyor. Özellikle Umut Altaş var, bununla ilgili bizim kilit ismimiz bu, kırmızı bülten çıkartmıştık biliyorsunuz, şu an Amerika'da, ABD'de tutuklandı. Onun cezaevinde görüştüğü bir şahsın ses kaydı dosya delili olarak sunuldu, takip ettiniz mi bilmiyorum. Burada özellikle Umut Altaş'ın çok önemli itirafları var. Ama tabii Umut Altaş'ın biz ısrarla Türkiye'ye getirilmesini istiyoruz. Burada ABD makamlarıyla da görüştük, orada bir iade yargılaması yapılıyor, şu an olumlu gidiyor süreç.
Umut Altaş bence olayın en önemli görgü tanığı. Özellikle çocuğun, yani şüpheli şahsın yakın arkadaşı, aynı zamanda Gülistan Doku'nun da yakın arkadaşı. Yani burada Gülistan Doku hayatının baharında gencecik bir kardeşimiz, umutları var, geleceği var. Aynı şekilde Rojin Kabaiş, diğer kardeşlerimizin de dosyalarını ele aldık. Yani Gülistan Doku'da şu an devam eden bir süreç var, iki Başsavcılığımız devam ediyor.
Özel bir birim kurduk, özel bir ekip kurduk, bu alanında uzman hem jandarma personelimiz var hem emniyet görevlilerimiz var, Adli Tıp'tan da uzman arkadaşlarımız var. Elbette işte bu en son operasyonda yapılan koruyucular özellikle cenazenin gömüldüğü yeri bilen kişiler olarak Başsavcılık bu şüpheden dolayı gözaltına aldı. Bilmiyoruz yani belki onlar itirafta bulunacaklar. Çünkü öyle bir iddia var, cenazenin yerinin koruyucular tarafından gömüldüğü, yer birkaç defa yer değiştirildiği iddiası var.
Soruşturma devam ediyor. Bu konuda biz de elbette eğer bir cenaze yeri varsa bunun ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Çünkü sonuçta Gülistan Doku'nun ailesinin de en azından kabrinin başına gidip bir dua etme hakkı var. İnşallah ben bunun da çözüleceğini düşünüyorum, yani cenazenin yerinin de bulunacağını düşünüyorum.
"ROJİN KABAİŞ SORUŞTURMASINDA CEP TELEFONU ÖNEMLİ BİR DELİL"
Rojin Kabaiş'le ilgili soruşturma devam ediyor. Tabii en son DNA örnekleri alındı biliyorsunuz, orada çok sayıda kişiden DNA örnekleri alındı. Cep telefonunun özellikle açılması için önce Çin'e göndermiştik, Çin'de çözümleme yapılamadı. Tekrar özel bir ekip kurduk. Şu an inşallah cep telefonunu açmayı düşünüyoruz. HTS baz istasyonu çalışması yapıyoruz. Aynı şekilde az önce söylediğim gibi Tunceli'de kurduğumuz özel ekip, aynı şekilde benzerini Rojin Kabaiş soruşturması için kurduk. Başsavcılarımız, savcı arkadaşlarımız kararlı bir şekilde çalışıyor, soruşturma devam ediyor. İnşallah yakın zamanda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum ben.
Cep telefonunun açılması anlamında da özellikle baz istasyonunun daraltılmış baz çalışmasından da olumlu şeyler çıkacağını da düşünüyorum. Burada şunu söylemek istiyorum ortada bir cinayet varsa devletin temel görevi bu cinayeti aydınlatmaktır. Yani zaman geçmiş olabilir elbette, yani zamanında suçlar ortaya çıkarılmamış olabilir ama devlet mutlaka bu cinayetleri ortaya çıkarmak zorundadır. Bunlar Rojin Kabaiş, Gülistan Doku az önce söyledim, bunlar gencecik hayatının baharında insanlar. Elbette ailelerinin de ortada bir cinayet varsa bunun sonuçlarının, faillerinin ortaya çıkarılma hakkını bilme hakkı vardır. Bu konuda biz zaten aileleriyle de görüşüyoruz, ben Ankara'ya da çağırdım, burada özellikle mağdur ailelerimizle de görüştüm. Bu faili meçhul suçlarla mücadele birimi özellikle önemli şeyler yapıyor. İnşallah yakın zamanda da diğer aydınlatılmamış cinayetlerin çözüldüğünü göreceksiniz.
Faili meçhul suçlarla mücadele biriminden az önce söylediğim 28 tane cinayet çözümlendi. Genelde bunlar eski dosyalar, eski dosyalar dediğim işte 15-20 yıl önce işlenmiş olan cinayetler var. Yani sıcağı sıcağına oradaki başsavcılarımızın, başsavcının soruşturma yapması gerekiyor ama bazen deliller toplanmıyor, eksik toplanıyor ya da günümüz teknolojisi gelişti, artık çok fazla farklı yöntemlerle delilleri toplama, eşleştirme yöntemi var. Bunlar yapılabiliyor, yani bu teknolojik olayları da sonuna kadar kullanıyoruz. Mesela şu an DNA eşleştirmesine çok önem verdik. Özellikle Rojin Kabaiş'te DNA eşleştirme sonuçlarını bekliyoruz. Yani günümüz teknolojisi kullanıp uzman ekiplerle gerekirse özel ekip kurarak yerine giderek, olay mahalline giderek delilleri tekrardan toparlıyoruz. Dosyayı en ince ayrıntısına kadar okuyoruz. Yani burada bizim kurmuş olduğumuz birimdeki arkadaşların tek görevi bu cinayetlere bakmak, bu suçların ortaya çıkarılmasını sağlamak. Ama tabii zamanında bunlar teknolojik imkanlardan dolayı aydınlatılmamış olabiliyor. Özellikle bunlara ortaya çıkartmak devletin temel görevi. Bu konuda da inşallah yakın zamanda çıkartacağız.
"BELEDİYELERLE İLGİLİ SÜREÇLERDE MADDİ DELİLLER DEĞERLENDİRİLEREK OPERASYON AŞAMASINA GEÇİLİYOR"
Suçun işlendiği yer Başsavcılığı; gelen ihbarlar, şikayetler, etkin pişmanlıkta bulunan şahısların beyanları, MASAK raporları, para trafikleri, deliller... Yani genelde maddi deliller de oluyor bunlar. Maddi delilleri değerlendirerek bir operasyon aşamasına geçiyor. Belediyelerle ilgili süreçler bu şekilde devam ediyor ama genelde etkin pişmanlık beyanları etkili oluyor. Başsavcılığım zamanında da özellikle İBB operasyonlarında da gördük. Yani içeriden çözülme önemli. Çünkü bir yerden sonra artık itirafçı olmak istiyor, karar veriyor, anlatıyor. Özellikle kendisinin yapmış olduğu eylemleri anlatıyor, başkasının yapmış olduğu eylemleri anlatıyor.
Ama şunu söyleyeyim, kesinlikle vurgulamak istiyorum: Tek başına bir itirafçının beyanına dayalı olarak hiçbir operasyon yapılmıyor. Yani bütün Başsavcılarımız bu şekilde, bunu somutlaştırması lazım. Maddi delil gerekiyor. Yani MASAK raporu alınıyor, HTS trafiğine bakılıyor, söylediği gibi bir para hareketi olup olmadığına bakılıyor. Teyitli olarak yapılıyor. Aynı şekilde bazen teknik takip yapılabiliyor; işte suçüstü yapabilmek için parayı taşıyıp taşımadı, parayı alıp almadı... Bunlar yapılabiliyor. Bu kapsamda Başsavcılarımızın takdirinde olan, devam eden süreçler.
“MAHKEMELER KESİNLİKLE SİYASİ PROPAGANDA ARENASI DEĞİLDİR”
Ben mahkeme başkanlığı da yaptım, büyük davalara bakmak nasip oldu. Ya şimdi bu olmaz. Yani mahkemeler kesinlikle siyasi propaganda arenası değildir. Mahkemelerde, özellikle yargılama yapan heyete, savcıya kimse parmak sallayamaz, "İşte iki gün sonra sen yargılanacaksın" diye hesap soramaz. Yani bu şahıs, sanık Ekrem İmamoğlu dosyada sürekli olarak bunu yapıyor, polemik yapıyor. Yani şu an bence Ekrem İmamoğlu'nun üzerine atılı suçlardan dolayı aslında savunmasını yapması lazım. Onları çürütmesi yani iddia makamı bir iddia sundu, dedi ki "143 eylemden hakkında isnat ediyoruz". Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarıyla birlikte bu eylemlerin böyle olmadığını, işte bu şekilde olduğunu ispat etmesi gerekirken tam tersi olayı farklı mecralara çekmek istiyor.
Mahkemelerde kesinlikle propaganda yapılmaz, yargılama yapılır. Mahkeme heyetleri de bu propagandadan etkilenmez. Yani Ekrem İmamoğlu şu an açıkçası resmen siyasi arena olarak, siyasi şov malzemesi haline getirmeye çalışıyor bunu. Yani mahkeme başkanıyla biz de takip ettik kamuoyundan, sürekli olarak polemik çıkartıyor. Yani işi ileriye götürüyor hatta. "Sizi yargılayacağız" diyor, işte "Bana da" diyor, "Sizi yargılayacağız" diyor, "Günü gelecek" diyor, "İşte yargılanacaksınız" diyor. Bu şekilde olmaz, yani bunlar olmaz. Mahkemelerin kuralları vardır.
Yargılamalar yapılır Türk milleti adına, dosyadaki somut delillere göre, vicdani kanaate göre karar verilir. Ama burada Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı hoş şeyler değil. Mahkeme de eğer mahkemenin huzur ve disiplinini bozuyorsa gereğini yapmak zorunda ki yaptı. En son duruşmada anladığım kadarıyla duruşma salonundan atıldı. Ya bunu yapmak zorunda. Yani burada mahkemelerde savunma yapılır, deliller tartışılır. Sırasıyla avukatlar delilleri çürütmeye çalışır, söz hakkı ister. Ama Ekrem İmamoğlu tamamen burada, yani normalde savunma sırası da kendisine olmamasına rağmen olayı farklı mecralara çekip siyasi bir arenaya çekmek istiyor, olayı siyasileştirmek istiyor. Sanki yani 143 tane eylem söz konusu değil de, "Efendim ben siyasi kişiliğim, bu yüzden bana operasyon yapıldı, bu yüzden dava açıldı", bunu söylemeye çalışıyor. Ama bu tavır yanlış. Mahkemeler de bundan etkilenmez, dosyadaki delillere göre karar verir. Bildiğim kadarıyla yargılama aşaması devam ediyor, sadece bir aylık bir ara verildi herhalde adli tatilden dolayı. Yani sırasıyla savunmalar yapılıyor. Mahkeme burada bir yöntem belirledi; önce tutuklu sanıkların savunmalarını aldı, daha sonra tutuksuzların savunmalarını alacak, daha sonra da tabii avukatlara söz verilecek, tanıklar dinlenecek. Yani yargılama aşaması bellidir.
Ama burada yani bu kadar her duruşmada olay çıkartmak, her duruşmada siyasi bir polemik yapmak, "İşte sizden hesap soracağız" demek, savcıya parmak sallamak, mahkeme heyetini tehdit etmek... Bunlar yakışık şeyler değil. Mahkemeler de bunlardan etkilenmez. Ben de mahkeme başkanlığı yaptım, önemli davalara bakmak nasip oldu.Dosyadaki delillere göre karar verirsiniz, vicdani kanaatinize göre karar verirsiniz. Ben buradan da özellikle Ekrem Bey'in ve diğer yargılanan kişilerin yani siyasi polemiğe girmeden dosyadaki delillere göre savunma yapmasını istiyorum. Yani burada mahkeme de buna riayet ediyor; yani sonuçta duruşmanın huzur ve düzenini bozamazsınız. Huzur ve düzenini bozarsanız da kanunda hakime, mahkeme başkanına yetkiler tanınmış. Bunları uygulamak zorunda.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Terörsüz Türkiye süreci bence çok önemli, güzel bir aşamaya geldi. En son bildiğim kadarıyla Sayın Meclis Başkanımız Numan Bey de bir açıklama yaptı. Önümüzdeki hafta önce Adalet Komisyonu'na gelecek, daha sonra da mecliste Genel Kurul'a gelme aşamasına geldi.
Terörsüz Türkiye, milli birlik ve kardeşlik projesi. Yani bu bizim için çok önemli. Burada terör sadece bir ülkeye maddi anlamda zarar vermiyor, bir güvenlik anlamında zarar vermiyor. Ülkeye gelecek yatırımlar, demokratik ortam, hukuk güvenliği… Bunlar çok geniş katmanlar. Buna önem veriyoruz.
“TERÖR BELASINDAN ÜLKEMİZ, VATANIMIZ KURTULACAK”
Bildiğim kadarıyla bir 15 maddelik metin var. Şu an herhalde önce Adalet Komisyonu'na gelecek, daha sonra da artık Meclis Genel Kurulu'na gelecek. O süreci meclis takip ediyor, biz bu süreçte dahil değiliz. Sadece biz teknik olarak, daha önce de ben çeşitli programlarda söylemiştim, teknik olarak Adalet Bakanlığı olarak kanunların yapılması aşamasında biz öneri sunabiliyoruz istedikleri şekilde. 15 maddelik bir taslak olduğunu biliyorum. Elbette buradaki takdir tamamen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, değerli milletvekillerimizin takdiri. Ama bir an önce bu sürecin tamamlanması lazım. Anladığım kadarıyla da meclis kapatılmadı, süre uzatıldı. İnşallah meclisten de geçip terör belasından inşallah ülkemiz, vatanımız kurtulacak. Milli birlik ve kardeşlik duygusuyla hep beraber kucaklaşacağız.
Eğer terör varsa bir ülkede, az önce de söyledim, huzur, sadece huzur anlamında değil; ülkenin demokratikleşmesi, hukuk güvenliği, yatırımcının gelmesi... Bunların hepsini çok etkileyen bir süreç. Türkiye bu süreçlerden geçti, şu an olumlu bir netice alınacağını düşünüyorum kısa sürede.