İspanya’nın Tarık bin Ziyad tarafından Fethi (25 Temmuz 711)
İspanya’nın Tarık bin Ziyad tarafından Fethi (25 Temmuz 711)
Halit Kanak
İspanya’nın 25 Temmuz 711 yılında fethini tamamlayarak İber Yarımadasını İslâm topraklarına katan Tarık bin Ziyad’ı yetiştirmesi, ona güvenmesi ve bu önemli fetih için onu görevlendirmesiyle öne çıkan Musa bin Nusayr (Nusayr’ın oğlu Musa) İslâm tarihinde büyük kumandanlarından biri olarak yerini almıştı.
Babası Nusayr; ünlü sahabe Hâlid bin Velîd Hazretleri’nin 633 yılında Irak’ın Anbar vilayetinin batısındaki Aynüttemr’de (Ayn el-Tamr) ele geçirdiği esirler arasında iken ileride Emevî Devletine ismini verecek olan Benî Ümeyye kabilesine ganimet olarak verilmiş, onların azatlısı olarak İslâm Ordusu saflarına katılmış, gösterdiği üstün hizmetlerinden dolayı Emevî Devletinin kurucusu Muâviye bin Ebû Süfyân’ın özel muhafız birliği kumandanlığına kadar yükselmiş, bu görevde iken Muâviye’yi Hz. Ali’ye karşı yürüttüğü mücadelede haksız gördüğü için Sıffîn Savaşı’na katılmamıştı.
İleride Emevî Devletinin Kuzey Afrika Valisi olacak ve İspanya’nın fethi için Tarık bin Ziyad’ı görevlendirecek olan Musa, işte bu Nusayr’ın oğlu olarak 640 yılında Suriye’de Kefermüsrâ köyünde doğdu. Şâm-ı şereflendiren Sahabe Efendilerimizden ders aldığı için de tâbiîn’den sayılıyordu.
Çalışkanlığı ve hizmetleriyle Emevî Halifesi Birinci Velid döneminde Kuzey Afrika valisi olarak atanan Musa bin Nusayr, Mağrib’in İslamlaşmasını sağlamış, Berberi kabilelerini itaat altına almış ve o bölgede kazandığı zaferler neticesinde elde edilen esirlerin arasında kabiliyeti ile öne çıkan Tarık’ı keşfetmişti.
Tarık’ın Müslüman olmayı kabûl etmesiyle de ona önemli görevler vermekten çekinmemiş, Tanca’yı fethedecek birkaç komutanın arasına onu da seçmişti.(Tâbiîn’den olan Kuzey Afrika Valisi Musa bin Nusayr ile çalışması ona Tebe-i Tâbiîn vasfını da yüklemişti.)
O da yetmemiş, 708 yılında fethedildikten sonra da fethe katkısından dolayı Tanca’ya vali tayin etmişti. Tarık bin Ziyad’ın Musa bin Nusayr’dan aldığı en önemli görev ise Tanca Valisi iken İspanya’nın (Endülüs’ün) fethedilmesi görevini almak olmuştu.
Endülüs’ün fethedilme süreci ise Sebte Kontu Julianos ile İspanya’daki Vizigot Kralı Rodrigo ile aralarının açılmasıyla başlar. Şimdiki Cebelitarık Boğazının Afrika tarafındaki çıkıntıda yer alan boğaza hâkim 19 kilometrekarelik yer İspanya’ya bağlı (hâlen öyledir) Sebte Kontluğunun merkezidir.
Kont, 710 yılı başlarında Kuzey Afrika Vâlisi Mûsâ bin Nusayr’aya başvurarak onu İspanya’ya çıkarma yapmaya teşvik etti. İspanya’da hüküm süren Hristiyan Vizigot Kralı Rodrigo o sıralar kuzeyde Fransa sınırlarında çatışmalarla meşgûldü. Mûsâ bin Nusayr bunu fırsat bilerek komutanlarından Târif bin Mâlik’i yaklaşık 500 kişilik küçük bir keşif birliği ile Güney İspanya’ya gönderdi.
Tarîf bin Mâlik’in ciddi bir dirençle karşılaşmaması, ardından bol miktarda ganimetle geri dönmesi herkeste fetih yapılabileceği intibâsı bıraktı. Bunun üzerine Mûsâ bin Nusayr daha fazla beklemedi. Târık bin Ziyâd’ı çağırdı, İspanyada fetih hareketini başlatması için görevlendirdi.
Emrine 7000 kişilik bir ordu verdi. Septe Kontu Afrika ile Avrupa’yı birbirinden ayıran boğazın en dar kesimi olan toprağından İslâm Ordusunun geçişine izin verdi. Sebte’den gemilerle İspanya’nın en güneyindeki Calpe bölgesine ulaşan Târık, mübârek Recep Ayının girdiği ilk günlerde karargâhını burada kurdu.
İleri harekâta başlamadan önce limanda bağlı geldiği 4 gemiyi yaktırdı. Sonra besmele ile başladığı o meşhûr konuşmasında askerlerine, “Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman var” diyerek tek yolun zafer olduğunu göstermiş, bu kararlılık mutlak zaferi getirmişti. Ancak bu da kolay olmadı. Târık burada fazla beklemedi kuzeye yöneldi..
O sırada Vizigot Kralı Rodrigo, Kuzey İspanya’da topraklarına saldıran Franklar’la mücadeleye devam ediyordu. Rodrigo’nun karargâhının bulunduğu Arbûne Şehri (Fransa’ya ait Narbonne şehri) ile Tarık bin Ziyad’ın arası yaklaşık 1.100 km. civarındaydı.
Bu yüzden Radrigo kendisi kuzeye doğru ilerleyen Tarık bin Ziyad’ı karşılamaya gitmedi. Tâbiri câizse istifini bozmak istemedi yeğeni Bencio’yu Tarık’ın üzerine gönderdi. Bencio bir kaç kez Tarık bin Ziyad’ı durdurmak istediyse de muvaffak olamadı, her saldırışında mağlûp olarak geri çekildi.
Bunun üzerine Rodrigo işin ciddiyetini anladı. 100 bin kişilik büyük bir haçlı ordusu hazırladı. Afrika’dan kuzeye atlama cesaretini gösteren şu Müslümanlara iyi bir ders vermeliydi ki bir daha buralara gelmeye cüret edemesinlerdi. Bu düşüncelerle yavaş yavaş güneye inmeye başladı.
Bu durum karşısında Târık, acele olarak Musa bin Nusayr’a mektup yazarak durumu özetledi ve yardım istedi. Musa’nın gönderdiği beş bin kişilik yardım birliği Tarık’ın birlikleriyle buluşunca iki ordunun karşılaşması kaçınılmaz oldu ve Şezûne (Sedona) şehri yakınlarındaki Lekke (Barbat) vadisinde (Rio Guadalete) karşı karşıya gelindi. Meşhûr Guadalete Muharebesi başlamak üzereydi.
Târık burada askerlerine motive edici cihad, şehitlik ve gâzilik üzerine bir konuşma yaptı. “Ölürsek Cennet, kalırsak İspanya bizim” sözleri etkili oldu. Ordunun mâneviyatı zirve yaptı. Çok hızlı başlayan savaşta İslâm Orduları zaman zaman zor anlar yaşasa da Tarık savaşı bırakmıyor her yere yetişiyor, askerlerine âdeta yeniden can veriyordu.
Mübârek Ramazan Ayında üstelik Kadir Gecesinin olduğu gün başlayan savaş, Şevval Ayının dördüncü günü yâni Ramazan Bayramından bir gün sonra sona erdiğinde zafer, kat kat fazla düşman askerlerinin değil, az ancak Hakk’a inanan ve ona teslim olan Müslümanların oldu. Takvimler 25 Temmuz 711 Cumartesi gününü gösterdiğinde haçlı ordusu ağır bir yenilgiye uğramış, kralları Rodrigo dâhil on binlerce düşman askeri savaş meydanında kalmıştı.
Kısa sürede kurulan Endülüs Emevî Devleti ile yaklaşık 800 yıl boyu İslâm toprağı olacak İspanya için yeni bir dönem başlamış oluyordu. “Müvelledûn” denen islâm’la şereflenmiş yerel halkın nüfusu (İslâmiyet’i kabul eden yerli İber/Got halkı) dönem içerisinde İspanya nüfusunun yüzde seksenini geçecektir. Cihad için yollara düşen, varlıklarıyla bir medeniyet inşâ eden o yüce komutanlar ve askerlerinin makamları âli olsun inşaallah.
Bir duâmız da; geçen hafta oynanan dünya kupası final maçında her dâim Filistinli Kardeşlerimizin yanında durduğu için gönülden kazanmasını istediğiniz (öyle oldu) günümüz İspanya’sına gelsin. Her sene ziyâret ettiğimiz Valensiya’daki hatırı sayılır sayıdaki Katolik Türkler başta olmak üzere bütün İspanya’nın her şey aslına rücu eder ümidiyle ve Tarık bin Ziyad’ın bereketiyle yeniden İslâm’la şereflenmeleri nasip olsun.. Âmiin.