Allah’ın Nizamı İslâm -59-
Allah’ın Nizamı İslâm -59-
Prof.Dr.Yusuf Özertürk
B- İSLÂM DEVLETİ
4- İSLÂM DEVLETİNDE KUR’ÂN ANAYASADIR
b-Kur’ân’da devlet yönetimi ile ilgili temel hükümler
7-İslâm Devletinde Devlet Başkanılığı
c- Devlet Başkanı olarak Hz.Peygamber(sav)
7b-Hz.Peygamber, Krallar gibi yaşamadı
Hz.PEYGAMBER, İTİBARI İSRÂF İÇİNDE YAŞAMADA DEĞİL, TEVAZÛDA GÖRDÜ *Hz.Resulellah(sav) hep kul bir peygamber olmayı tercih etmiştir. O, her zaman sıradan bir insan gibi yaşadı. O, bir peygamber ve devlet başkanı olarak kendinde bir imtiyaz ve üstünlük tevehhüm etmedi. O, her fırsatta Allah’ın kulu olduğunu söylemiştir. Hatta Şehadet cümlesinin başına ‘Resul’ kelimesinden önce ‘kul’(abd) kelimesi vardır. O, insanların geçmiş ümmetlerde olduğu gibi kendisini de putlaştırmalarından daima çekinmiştir. O, hep ümmetine; ‘siz beni hakkım olan vasıflardan ziyade yüceltmeyiniz! Zira Allah, beni Resul olarak vazifelendirmeden önce kul olarak yaratmıştır(1). Yine Hz.Peygamber,bir topluluğa geldiğinde, sahabelerin saygıdan dolayı ayağa kalktıklarında onları şöyle uyarmıştır; ‘Acemlerin (yabancı toplumların) birbirlerini yüceltmek için ayağa kalktıkları gibi, benim için de ayağa kalkmayın (2). Hz.Resulellah, Allah’ın ‘Sana uyan müminlere ‘kol, kanat ger’ (alçak gönüllü ol) emrine uyarak son derece tevazu sahibiydi (3).Hz.Peygamber, bir peygamber olarak sıradan insanlara ve bir devlet başkanı olarak da,devlet başkanlarına çok güzel bir örnek olmuştur. O, oturduğu zaman krallar gibi taht üzerinde oturmazdı .İnsanların kendisini rahatsız etmemesi için Kendisine, “ya Resulellah! Siz de oturduğunuz zaman bir taht üzerinde otursanız iyi olmaz mı?” diyen sahabeye, ‘Hayır, Allah beni içlerinden alıp (vefat ettirip) huzura kavuşturuncaya kadar aralarında duracağım. Varsın ökçelerime bassınlar, elbisemi çekiştirsinler, kaldırdıkları tozlar beni rahatsız etsin’ derdi. Hz.Resul-ü Ekrem, ashabın arasında oturur ve onlardan farklı da giyinmezdi. Öyle ki, bir yabancı geldiğinde oturanların hangisinin Peygamber, devlet başkanı olduğunu sormadan bilemezdi(4). Hz.Resulellah, cenazelere katılır, hastaları ziyaret eder, fakir-fukaranın davetlerine giderdi.
HZ.PEYGAMBER İSRAF İÇİNDE YAŞAMADI
*Hz.Peygamber’in milyonlarca TL (36-400 milyon TL) değerinde uçak filosu ve zırhlı Mercedes S 600 Guard arabalarına muadil ‘Deve katarı’ yoktu. O, merkebe ve bir de Kasva (kusva) deveye binerdi. Hz.Resulellah’ın ne mutfağı, ne özel aşçısı ve ne de özel ocak tertibatı vardı. Evin dışında ortak kullanılan bir tandırı vardı. Bir de elek ve taş el değirmeni. O’nun pahalı yüzlerce porselen, kaşık-çatal ve bardak takımları yoktu. Sadece yemek pişirmede kullanılan ‘mircel’ dednilen bir bakır tenceresi ve nudar ağacından yapılmış bardağı vardı. O’nun suplalı lüks mermer/ahşap yemek masası yoktu. O, yemeğini yer sofrasında yerdi. Niçin yer sofrasında yediğini soranlara ‘Ben kulum. Kul (köle) gibi yer içerim’ demiştir(5). Hz.Resulellah,’savoir beds’de yatmadı, üzerine ipekli örtüler örtmedi. O, içi hurma lifleriyle doldurulmuş deri bir yatakta yatar, üzerine deve yününden basit bir battaniye örterdi. Bir gün ziyaretine gelen Hz.Ömer, O’nu hasır izleri vücuduna çıkmış olarak görünce, o sert tabiatlı olan Hz.Ömer duygulanıp ağlar. Hz.Peygamber’in ‘Neden ağlıyorsun?’ diye sorması üzerine, ‘Bizans’ın Kayzeri, Fars’ın Kisrası debdebe içinde yaşarken, Sen, seçilmiş insan, Allah’ın Resulü, böyle mi yaşayacaksın?’ demişti. Hz.Resulullah, Hz.Ömer’e ‘Ey Ömer! Sen bunun için mi ağlıyorsun? Bilmez misin ki, onlar, bütün nasipleri dünya hayatında olan insanlardır’ demiş ve fâni dünya saltanatının ne olduğunu veciz bir şekilde ifade etmiştir (6). O, şanlı Resul bir devlet başkanı olarak dünya saltanatını bu şekilde tanımlayıp, mütevazı bir hayat yaşarken, acaba bizlerin ve hiç ölmeyecekmiş gibi saraylarda debdebe içinde yaşayanların halimiz/halleri ne olacaktır?
HZ.PEYGAMBER HALKTAN KOPUK YAŞAMADI
*Hz.Peygamberin huzuruna sıradan vatandaşlar bile rahatça girer çıkarlardı. O’nun mütevazı odasının önünde bariyerler, demir kapılar, ağır silahlı korumalar yoktu. Bir defasında huzuruna bir bedevi geldi ve korkusundan titremeye başladı. Bunun üzerine Hz.Resulellah ona hitaben, ‘korkma, rahat ol! Ben kral değilim. Ben ancak Kureyş’ten kuru et yiyen bir kadının oğluyum’ dedi (7).
*O ŞANLI DEVLET BAŞKANI, hastaları ziyaret etti, köle ve fakirlerin davetlerine katıldı. Yolculukta deveye sırayla bindi. Öyle ki, O, kendini sarayların duvarları arasına gizlemedi ve ashabı arasında, Habeşli siyahi Bilal gibilerin yanında oturdu da, kendisini tanımayan dışardan gelenler O’nu diğerlerinden farklı bulmadılar.Bir de koruma ordusuyla gezen şimdiki kralları, sultanları, başkanları, vs bir düşünün!..
Devam edecek…
Kaynakça
1- “De ki, ‘Ben yalnızca sizin gibi bir insanım(Allah’ın kuluyum.).Şu var ki,bana ilahınızın sadece bir ilah(Allah) olduğu vahyolunuyor (söyleniyor).Artık her kim Rabbine kavuşmayı bekliyorsa, dünyada ahirete yararlı iş yapsın ve Rabbine hiçbir şeyi ortak koşmasın!” (Kehf-110).
2-Ebu Davud,Edeb-153
3-Şuara-215
4-El Heysem,Mecmaü’z Zevahid-IX,21
5-İbn-i Sa’d,Tabakat;1,371-372.
6-Buhari,Libas-31
7-İbn-i Mace,Et’ime-30. Hakim, III-50/4366