Osmanlıyı İttihatçılar Yıktı (8)
II-I.CİHAN SAVAŞI VE OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN YIKILIŞI
A-İTTİHATÇILARIN SAVAŞA GİRME NEDENLERİ
1-Toprak kayıplarının telafi edilmesi isteği
*Osmanlı İmparatorluğu II.Viyana kuşatmasında (1683) bozguna uğramasından sonra 26 Ocak 1699’da Karlofça antlaşmasını yapmak zorunda kalmıştı. Bu antlaşmaya göre Macaristan Avusturya’ya, Podolya ve Ukrayna Lehistan’a (Rusya) ve Mora ve Dalmaçya kıyıları Venedik’e bırakıldı. Osmanlı ilk defa toprak kaybedip gerileme devrine girmişti. Osmanlı 1699’dan itibaren devamlı toprak kaybetti. Son kayıplarını da Balkan Harbinde (1912-1913) yaşadı. Batı Trakya, Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Ege Adaları ve Mısır’ı kaybetmişti. Ayrıca Rusya’nın da Doğu Anadolu ve Boğazlarda emeli vardı. İttihat ve Terakki hükümeti (İTH), Ortadoğu’da kalan toprakları ve hatta Anadolu’yu da elinden aldırmak endişesi taşıyordu. İTH, bu gidişe bir son vermek ve kaybedilen toprakları geri almak istiyordu.
2-Siyasi durum
*Balkanlarda başlayan etnik ve milliyetçilik hareketleri diğer Osmanlı ülkelerine de yayılma tehlikesi arzediyordu. İTH (özellikle Enver Paşa’nın liderliğini yaptığı milliyetçi grup) Osmanlı’nın İslâm alemindeki liderliği ve saygınlığını sürdürmek için bir taraftan Azerbaycan, İran ve Türkistan’daki Türkleri, diğer taraftan da etnik kökenleri ayrı Müslümanları kendi liderliğinde birleştirmek istedi. Bu şekilde Osmanlı’nın Arap yarımadası ve Süveyş kanalındaki kontrolünü kuvvetlendireceklerine de inanıyorlardı. Bunu da savaşa girmekte görüyorlardı.
3-Ekonomik durumun düzeltilmek istenmesi
*Osmanlı İmparatorluğu önce Kırım savaşı (1853-1856), ardından 93 Harbi (1877-1878) sebebiyle Osmanlı hazinesi tükenmiş ve devlet dış borçlarını ödeyemez hale gelmişti. Bu durumla ilgili olarak; Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) 1918’de, ‘harbe niçin girdiklerini’ Cemal Paşa’ya sorduğunda şu cevabı alacaktır; “Hazine bomboştu, maaşları dahi ödeyemiyorduk. Orduya ekmek alacak paramız dahi yoktu. Durumu bizden daha iyi bilen Almanlar ittifak karşılığı para teklif ettiler. Biz de kabul ettik” diyecektir (Falih Rıfkı Atay-Zeytin dağı). 1880’lerden itibaren İngiltere ve Fransa Osmanlı devletiyle dostane ilişkilerden vazgeçmiş ve borç vermede de ağır şartlar ileri sürmüşlerdi. Almanya ise bu durumdan faydalanmak istemiştir. Almanya Osmanlı’ya borç vermiştir. İngiltere ve Fransa’nın karşı çıkmalarına rağmen, Almanya Bosna-Hersek’in verilmesi karşılığında Avusturya-Macaristan’ın Osmanlı’ya tazminat ödemesine aracılık etmişti. Almanya’nın 1909’da Osmanlı imp.dan Bağdat Demiryolu inşaatı ve işletme imtiyazını almasından sonra Almanya-Osmanlı ilişkileri artmıştır. Ayrıca Almanya 1910’da Osmanlı bütçe açığının kapatılması için büyük miktarda kredi açmıştır. Osmanlı devleti Almanya’dan Alman kredisi ile iki zırhlı gemi (harp gemisi) satın almıştır (Barbaros ve Turgut Reis gemileri). Osmanlı Devleti ile Almanya’nın ekonomik ilişkileri gelişmeye başlamıştır.
4-İttihatçıların Almanya hayranlığı
- Enver Paşa daha önce Berlin’de askeri ataşelik görevinde bulunmuştu. Enver Paşa bir Almanya hayranıydı. Öyle ki, Alman Mareşal Paul Von Hindenburg’un Kur.Başk. General Erich FW Ludendorff ‘Enver Almanya’nın sadık bir dostudur’ demiştir. Hatta harb sırasında İstanbul’a giden trenlere Alman istasyon memurları ‘Enverland’ yazmışlardır. Aynı şekilde Talat Paşa da hatıralarında; ‘Almanya’nın mağlup olmayacağına inanıyorduk’ diyecektir. M.Şevket Paşa’nın ölümünden sonra Harbiye Nazırı olan İzzet Paşa 27 Ekim 1913’te Almanlarla bir eğitim antlaşması yapmıştı. Bu antlaşmaya dayanarak Almanya, Osmanlı ordusunun modernizasyonu için Otto Liman Von Sanders başkanlığında 47 kişilik bir heyet göndermiştir. Süvari generali olan Otto Liman Von Sanders 14 Aralık 1913’te İstanbul’a geldi. Otto Liman Von Sanders’e mareşal unvanı verilerek, Ordu Genel Müfettişi yapıldı. Ayrıca Osmanlı hükümeti yapılan sözleşmenin icabı olarak Alman subaylarının orduda görev yapmalarını da kabul etmişti.
5-Almanya’nın İttihatçıları Harbe teşvik etmesi
*Doğu politikasına önem veren Almanya, İngiltere ve Osmanlı Devleti münasebetlerinin bozulmasından istifade etmek istedi. Almanya’nın Osmanlı payitahtındaki büyük elçisi Hans Freiherr von Wangenheim (1912-1915) 26 Nisan 1913’te gönderdiği raporda ordu ile iyi ilişkiler içinde olunursa İttihatçılar üzerinde etkili olunacağını bildiriyordu. Bunun üzerine Almanya, Osmanlı ordusunda büyük çapta reform yapılması için büyük bir askeri heyeti gönderdi. Almanya, Osmanlı kontrolündeki Süveş kanalını kapatmak ve böylece İngilizlerin Batı cephesini sömürge ülkelerinden getireceği güçlerle takviye etmesini önlemek istiyordu. Ayrıca Almanya, halkının ekserisi Müslüman olan İngiliz sömürgelerindeki halkları Osmanlı vasıtasıyla ayaklandırmak istedi. Nitekim daha sonra İTH 14 Kasım 1914’te Şeyhülislam Ürgüplü Hayri Efendi’den Cihad-ı Ekber fetvasını alacaktır. Almanlar Osmanlı’yı savaşa sokarlarsa, Avrupa’da zaferi daha kolay kazanacaklarına, İttihatçılar’da, Almanya’nın Avrupa’da kazanacakları zaferden yararlanarak milli hedeflerine erişeceklerine inanıyorlardı. Devam edecek…
Not: Özür ve düzeltme. Önceki bölümde sehven ‘II.Abdulhamid Han’ın 31 Mart sonrası tahttan indirilerek, 27 Nisan 1909’da trenle 24 kişilik maiyetiyle beraber Selanik’e sürgüne gönderildiği ve orada ölünceye kadar sürgün yaşadığı yazılmıştır. Doğrusu şudur; Balkan savaşında Selanik’in Yunanistan’ın eline geçmesi tehlikesi üzerine 1 Kasım 1912’de İstanbul’a getirilmiş ve Beylerbeyi Sarayı’nda zorunlu ikamet ettirilmiştir. Cennet mekân Sultan Hamid Han 10 Şubat 1918’de burada vefat etmiştir. Düzeltir okuyuculardan özür dilerim. Prof.Dr. Y. Özertürk







