Allah’ın nizamı İslâm (58)
Allah’ın nizamı İslâm (58)
PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK
B- İSLÂM DEVLETİ
4- İSLÂM DEVLETİNDE KUR’ÂN ANAYASADIR
b- Kur’ân’da devlet yönetimi ile ilgili temel hükümler
7- İslâm Devletinde Devlet Başkanılığı
c- Devlet Başkanı olarak Hz. Peygamber(sav)
7a- Hz. Peygamber, Krallar gibi yaşamadı
• Hz.Resulellah (sav), hem bir peygamber, hem de bir devlet başkanıydı. O, istese çağdaşı krallardan (Bizans imparatoru Kayzer ve İran Sasani imp. Kisra) daha şaşâlı (ihtişamlı) bir hayat yaşayabilirdi. İstese en değerli mücevherlere, ihtişamlı saraylara sahip olabilirdi. Çünkü Kendisi için mallarını ve hatta istese canlarını vermeye hazır bir topluluk vardı. Ama Allah’ın Resûlü, kendini bir yolcu gibi görüyordu. Ve bu dünya ve saltanatını da ‘bir yolcunun bir gölgelikte biraz dinlenmesi’ olarak telakki ediyordu. Hz. Resulellah, dünya krallığını değil de, Allah’a kulluğu tercih etti. O, Allah’a köle oldu ama başka hiçbir şeye köle olmadı. Hz. Peygamber, değil dünya saltanatını, ‘Güneşi bir elime, Ayı’da diğer elime verseniz bu Dâvâ’dan (İslâm’dan) vazgeçmem’diyerek, Allah’a kul olmayı, her şeyin üstünde tuttu.
Hz.Resulellah, geçmiş kavimlerin krallarını, ‘peygamberlerini’ (Hristiyanların Hz.İsa a.s’mı kutsamaları) yüceltip kutsadıkları gibi kendisini de kutsamamaları hususunda ashabını hep uyarmıştır. Hz. Peygamber, ashabına ‘Bana hep Allah’ın kulu ve Resûlü deyiniz’ demiştir (1,2). Ey Allah’ın, dünya krallarının kralı olan şanlı ‘Kul Muhammed!’ Sana binler sâlat ve selâm olsun... Bu ne muhteşem bir iman ve intisabdır! Allah’a ihlâslı kul olmak ne yüce bir makamdır!... Dünya da devamlı saltanat sürecekmiş gibi davranan kralların, sultanların, reislerin kulakları çınlasın...
Hz. PEYGAMBER DAİMA VASAT BİR İNSAN GİBİ YAŞADI
• Hz. Peygamber’in devlet başkanlığı, nefsinin heveslerini tatmin etmek, debdebe içinde safâ sürmek için değildi. O’nun devlet başkanlığı, gelecek bütün devlet başkanlarına (kral, sultan, reis vs.) bir numune-i imtisal (rol model) olmak içindi. Allah’ın Resûlü nasıl ki, ahlâkta bütün erdemlilere üstad oldu (çünkü O’nun ahlâkı Kur’ân ahlâkıydı), aynı şekilde ‘Devlet Başkanı olarak da bütün erdemli devlet başkanlarına üstad olmuştur. Hz.Peygamber hayatında hep sıradan (vasat) bir insan gibi yaşadı. O’, hiçbir zaman kendisini diğer insanlardan imtiyazlı olarak görmedi. Her Peygamber gibi Peygamber Efendimiz de açlık ve yokluk dahil, pek çok sıkıntılarla imtihan olmuştur.
Hz.Resulellah, çobanlık da, tüccarlık da, devlet başkanlığı da yaptı. Tebâsı açlık çekerken, O, saraylarda türlü, çeşit öğünlerle keyif etmedi. Öyle zamanlar oldu ki, yemek yemeksizin peşpeşe birkaç gün aç olarak gecelediği olurdu. O, açlıktan karnına taş bağladı. Sadece O değil Ailesi de iki gün arka arkaya arpa (buğday) ekmeği ile karnını doyurmadı. O, mescid için kerpiç taşıdı, Medine müdafası için hendek kazımında elinde külünk kaya parçaladı(3). O, elbisesini kendi yamadı, ayakkabısını tamir etti, evinde hane halkına yardım etti.
Hz. RESÛLELLAH SADE BİR HAYAT YAŞAMIŞTIR
*Hz. Resûl-ü Ekrem, hayatı boyunca kibri çağrıştıran davranışlardan uzak durmuş ve mütevazı sade bir hayat yaşamıştır. O, lüks ve isrâftan kaçınmış ve dünyanın şatafatlarına meyletmeyip, dünyayı kısa bir dinlenme yeri olarak görmüştür. Hz. Peygamber dünyalıkların asgarisiyle yetinmiştir. Bu sebepledir ki, mescidinin bitişiğinde 15-20 m2’lik küçük odalardan müteşekkil bir evde yaşadı. Evin damı hurma dallarından ve topraktandı. Hz. Resûlellah, içi hurma liflerinden, dışı da tabaklanmış deriden olan bir yatakta yatar, sergi olarak hasır kullanırdı. Mescidinin bir kenarında ‘Suffa’ denilen bir eğitim-öğretim bölümü vardı.
Mescidinde mimber de yoktu. Hutbesini bir ağaç kütüğü üzerinde verirdi(4). Bir gün ashâbdan bazıları dünya şatafatındandan bahsettiler. Bunun üzerine Hz.Resûl-ü Ekrem şöyle buyurdu; ‘Siz işitmiyor musunuz? Sade yaşamak imandandır. Sade hayat sürmek imandandır.’(5). Hz. Resûlellah, tebliğ ettiklerini evvela kendisi tatbik etmiştir. O, yaşamadığı şeyleri söylememiştir. Kişilerin, özellikle de idarecilerin söyledikleriyle yaşayışları tutarlı olmalıdır. Başkalarına iyi şeyler söyleyen ama kendisi uygulamayan kişilere kimse inanmaz. Devam edecek...
Kaynakça
1- “Kim bu geçici dünyayı isterse(tamâh ederse), istediğimiz kimseye dilediğimiz şeyleri veririz(nimetlerle azar, sapıtır.). Sonra da onu Cehennem’e göndeririz. Oraya kınanmış ve kovulmuş olarak girer.” “Kim de Âhiret’i ister (dünyada iyi işler yapar) ve bir mümin olarak Âhiret için, güzelce çalışır, çabalarsa, onlar çabalarının (amellerinin) karşılığını göreceklerdir.” (İsrâ-18,19).
2- Buhârî, Enbiyâ-48. Müslim, Âdab-62.
3- Buhârî, Eymân-22. Et’ime 23. Müslim, Zühd-22. Tirmizî, Zühd-38.
4- Buhârî, Rikak-17. İbni Mâce, Zühd-11. Tirmizî, Libâs-27.
5- İbni Mâce, Zühd -4. Ebû Dâvûd, Tereccül-2.