• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

“Yürüyen Kur’an” olmak…

13 Nisan 2023
A


Nusret Reşber İletişim:

 

İnsan, yaratılışı ve bahşedilen mükellefiyeti gereği yaratılan en değerli varlıktır.

En değerli yaratılmışın üstün meziyetlerinden kopmaması için Yüce Allah, kulunu indirdiği vahiyle sürekli desteklemiş, doğru yoldan sapmamasını dilemiştir.

Şanı yüce Allah, indirdiği vahiyle mahlûkatın en şereflisi insanı gâh uyarmış, yanlış ve hatalarını düzeltmiş, (tabir yerindeyse) gâh da doğrularını örnek vererek onun yaşantısını Kur’an’la özdeşleştirmiştir.

İlahi vahiylerin sonuncusu ve özeti durumundaki Kur’an’da doğru yolu bulmak için ve girdiği dosdoğru mecradan sapmamak için kimi zaman insanın en değerli yaşantısından numuneler, pasajlar sunulur…

“Biz bu Kur’an’ı sana vahyetmekle (başka konular yanında) en güzel kıssayı da anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen daha önce bunları bilmiyordun.” (Yusuf 3)

“Bu kitap’ta İbrahim’i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi…”

“Kitapta Mûsâ’yı da okuyarak an. Gerçekten o ihlâslı biriydi, elçi-peygamberdi.” (Meryem 41,51)

Allah’a inanan kulların baş tacı Kur’an, bir hayat rehberidir.

Hayatı, anlamına uygun ölçüde yaşayabilmek için Allah’ın kitabı ve hitabı Kur’an’la yürümek şarttır.

Onsuz yaşanmaz!

Onu okuyup hayata yansıtmadan yaşam anlamsızlaşır, çekilmez olur…

Onun katık edilmediği her hayatın sonu dalalettir, sapıklıktır; hüsranla neticelenir.

Kendisinde “bin aydan daha hayırlı gece”nin bulunduğu Kadir gecesinde nazil olduğu beyan edilen Ramazan’da Kur’an ile hasbihâl daha çok olur.

Bu kısacık vakitte bile onun feyzinden ne kadar şereflendiğimizi onun ayetleri arasında dolaşanlar daha iyi gayet idrak eder.

Keşke Rabbimizin hayat düsturu bu Kur’an’ı, hayatımızın her safhasında ayrılmaz baş tacı kılavuz haline getirebilsek. Ki gereken de bu olmalı!

O zaman Kur’an ile özdeşleşen nice “örnek timsali” hayatlar gibi bizim hayatımız da anlam kazanacak… 

Zira bu, “kendisinde şüphe olmayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol gösterici kitap…” kendisine yapışanı yüceltir…

Kendisine sarılanı asla yalnız bırakmaz, onu adeta eşsiz kılar.

Meleklere yaren eder.

İnsanlığa rehber ve önder kılar tıpkı kendisi gibi.

Güzel sesle okunması dahi hidayet ışığı olduğu vakiyken onun rengiyle renklenenler, kim bilir hangi toplumları dize getirmez!

Mus’ab bin Ümeyr’in (r.a.), (aralarında dinmeyen savaşların bulunduğu) Medine şehrini, bir yıl içinde İslam’ın duyulmadığı tek hane bırakmayan “iman ve İslam beldesi” haline getirişi gibi…

Kur’an öğretmeni Mus’ab’ın tilavetiyle iman eden Üseyd bin Hudayr’ın içten ve samimi okuduğu Kur’an ile de meleklerin dinlemek için gökten kandiller gibi yere indiği gibi… 

Üseyd, şehirlerine gelen ve Onun deyimiyle halkını yoldan çıkartan bu yabancı genci çıkartmak için mızrağıyla geldiğinde, Mus’ab’ın cana dokunurcasına okuyuşuyla mum gibi erir, silahını yere bırakır ve imana gelir.

İleriki zamanlarda Medine şehri, bu önü alınmaz hidayet akımlarıyla Kur’an’ın diliyle “yurd ve îman (evi)” olur. Hicretten sonra Üseyd, bir gece Kur’an okurken yakınında bağlı duran atı birden ürküp şahlanır, okumayı bırakınca da sakinleşir. Üç defa tekrarlanan bu durum karşısında atın yakınında bulunan oğluna zarar verebilir endişesiyle onun yanına varır. O sırada bulutsu bir gölge içinde kandile benzeyen nesnelerin parlayarak göğe doğru yükseldiğini fark eder. Sabahleyin bu durumu anlattığında Peygamberimiz (s.a.s.), kendisine görünen varlıkların Kur’an’ı dinlemeye gelen melekler olduğunu ve eğer okumaya devam etseydi sabaha kadar kendisini dinleyeceklerini, insanların da onları göreceklerini haber verir. (Buhârî)

Medine’ye İslam’ı ve imanı yayan mümtaz şahsiyet Mus’ab, Uhud savaşında şehit düştüğünde üstünü kapatmaya yetecek kefen bulunmaz… O sırada inen ayette Kur’an’la özdeşleşen onun gibi örnek sahabeden şöyle bahsedilecekti:  

“Mü’minlerden öyle er kişiler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadakat ettiler. Kimi adağını ödedi, şehid oldu. Kimi de (şehit olmayı) bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler” (Ahzab 23)

Başta efendimiz olmak üzere ona gönülden iman edenlerin hayatı Kur’an’ın ta kendisi oldu. İnen her bir ayet, ya onları daha da doğruya yöneltiyordu, ya da hallerinin eşsizliğini örnek vererek onlardan sonra gelecek olan bizlere duyuruyordu.

Efendimizin vefatı sonrası müminlerin annesi Aişe’den (r.anha) hayatını sorduklarında şöyle diyecekti:

“Siz Kur’an okumuyor musunuz? O’nun (s.a.s.) hayatı Kur’an’dı.”

Ne gariptir ki hayatı Kur’an olan ve sahabesini de o şekle bürüyen Resulullah, yarın mahşerde Kur’an-ı terk edişimiz sebebiyle şikâyette bulunacak:

“Peygamber, “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’a büsbütün ilgisiz kaldılar” der.” (Furkan 30)

Netice olarak, “Bin aydan daha hayırlı (Kadir) gece”sinin gölgesinin üzerimizde bulunduğu Ramazanın bu son günlerini vesile edinerek bir bütün olarak Kur’an’ı hayatımızın ayrılmaz bir parçası kılalım.

Kur’an-ı hayatımıza adım adım yansıtalım ki, bizler de Efendimiz gibi, sahabesi gibi yürüyen Kur’an olabilelim.

Unutmayalım, Kur’an, iyi kullarını örnek vermekle bezenmiş. Bir o kadar da hayatları davranışları yerilenler var.

Tercih bizim! Ya hayatları kınananlardan olacağız (Allah korusun), ya da hayatı Kur’an’laşanlardan olacağız!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

h. b

Lutfen okuyun
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23