• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Tepkisiz ve duyarsız bir toplum olduk

05 Ekim 2023
A


Nusret Reşber İletişim:

 

İlk insan Adem’in (a.s.) yaratılmasıyla insan genine iyilik ve kötülük kodları da tanındı.

“Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere boğan da ziyan etmiştir.” (Şems 8-10)buyrulur.

Yüce Allah, “Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim” deyip onu yaratıp, bilgi sahibi kıldıktan sonara “meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” diye emir verdiğinde, “İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.” (Bakara 30,34)

Ve bu hareketiyle şeytan, kötülüğün babası ve mucidi olarak eline aldığı şer bayrağını bir daha bırakmadı.

Yüce Allah, insanı şöyle uyardı: “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytana ayak uydurursa bilsin ki, o edepsizliği ve kötülüğü emreder…” (Nur 21)

İyiliğin temsilcileri ile kötülüğün müptezelleri dünyanın yaratılışından bugüne birbirinden ayrılmış, Allah’ın deyimiyle “birbirine düşman olarak” devam edegelmiştir.

Bu bakımdan kötülüğe sapanlar, bildikleri karanlık yoldan ayrılmayıp, taraftar toplamaya devam ederken iyiliğin mümessilleri boş duramaz!

Hem iyiliği hem de kötülüğü (olması gerektiği zaman) yaratan Yüce Allah, iyiliğin yaygınlaşmasını arzu eder.

Bu sebeple son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) efendimize kadar 124.000 peygamber gelmiştir.

Gönderilen her peygamber, iyiliği yaymak, kötülüğe de engel olmak ve yeryüzünden kaldırmak için gönderilmiştir.

Hiçbir peygamber, canı pahasına da olsa bu yolu terk etmemiştir.

Onların tabiileri de öyle…

Efendimiz (s.a.s.), peygamber olarak gönderildikten hemen sonra insanları uyarmak ve doğru yola çağırmak üzere Allah’ın emrine muhatap olmuştur.

“Artık yakınlarından başlayarak (erişebildiğin) herkesi uyar!” (Şuara 214)

“Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden! ) Ayağa kalk ve insanları uyar…” (Müddessir 1-3)

Rivayete göre; bu ilahi emre muhatap olan Resulü Ekrem, Eşi Hatice’ye, “Bundan böyle bize rahat uyku yok” buyurmuştur.

Peygamberimizin hayatını incelediğimizde ömrünün son demine kadar iyiliğin yaygınlık kazanması, kötülüğün tamamen ortadan kalkması için mücadele verdiğini görürüz.

Efendimiz ruhunu teslim ettiğinde, bu uğurda Usâme bin Zeyd’in (r.anhüm) komutasındaki ordu, Medine’nin biraz dışındaydı…

Hz. Ebubekir (r.a.) de seçilir seçilmez ilk iş, durdurulan o orduyu hemen harekete geçirmek oldu.

Birçok sahabenin hayatı at sırtında, kötülüğün temsilcileri Kâfir ve Müşriklerle mücadeleyle son buldu. Kimi o yolda şehid olarak canını Rahman’a teslim etti, kimiyse gazi olarak…

1400 küsur yıldan beri ne iyilik ne de kötülük değişmedi. 

Ama gittikçe iyilik azaldı/azalmakta; adı değişmiş olsa da kötülük, hep yaygınlaştı.

Peygamber ve sahabesini uyutmayan, koşturan Kur’an, hala taptaze elimizde dururken, bizler iyiliğin azalması ve hükmünü yitirmesine karşılık ve kötülüğün de muktedir olması karşısında ne tepki verebiliyoruz? Hiç!

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmrân 104) 

“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz.” (Âl-i İmrân 110) ayetlerini okuduğumuz halde hiçbir hareket yok bizde.

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Tirmizî, Nesâî) hadisini duymadık mı?

Bu gidişle, Allah muhafaza tüm toplum, iyi olduğuna inananlarla birlikte daha beter bela ve musibetlere duçar olacak. Bundan kimsenin endişesi olmasın!

Toplumda, (Gayrimüslim ülkelere gitmeye gerek yok) iyilikler alenen engelleniyor, tüm masiyetler, fuhşiyat, edepsizlik, aldatmacılık, türlü sapkınlıklar korkusuzca hercümerç meşrulaşmaya(!) devam ediyor.

Bırakın mescid ve camilerde din görevlilerin bildikleri hakikatleri söylemeye karşı çıkmalar, Ayetin deyimiyle “…Aslında bunların oralara ancak korka korka girmeleri gerekir...” (Bakara 114) dediği mescitlerde gün geçtikçe türlü edepsizliği sergileme cüretinde bulunuluyor.

Allah’a isyandan vazgeçmeyen İsrailoğulları, yaptıkları sebebiyle kimi maymuna, kimiyse domuza çevrildiler.

“… Bu yüzden onlara, “aşağılık maymunlar olun!” demiştik.” (Bakara 65) bir sonraki ayette buna ibret gözüyle bakılması istenmektedir. “Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.” 

Buna ibret gözüyle bakmayı bilmediğimiz takdirde, Allah’a alenen isyanının zirve yaptığı bir toplumda yaşamayı içimize sindirdiğimiz müddetçe, adımız Müslüman/mümin olsa ne yazar, biz iyi olsak ne ifade eder ki? Yüce Allah buyuruyor:

“İsrailoğullarından inkâr edenler Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, başkaldırmaları ve sınırı aşmaları sebebiyledir.

İşledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmıyorlardı. Yaptıkları ne fena idi!” (Maide 78-79)

Efendimiz de şöyle uyarıyor: “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder kötülüğe engel olursunuz ya da Allah, yakında umumi bir bela verir. O zaman dua edersiniz, fakat duanız kabul olmaz.” (Tirmizi) 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Uğur

Hocam çok haklı bir yazıdır. Allah razı olsun. Edepsizlik ve fuhşiyata karşı toplumsal önlemler alıp insanları bunlardan caydırmak şimdi pek çok zaman kin ve nefret söylemi ve taciz suçu olarak kınanıyor ve hatta kolluk güçleriyle sözde cezalandırılıyor; çünkü fuhşiyattan faydalanan bozuk zengin sınıf bu iş için yetiştirip hazırladıkları modern, güçlü, eğitimli, kanun yapıcı kadınları ve onların erkek yağcılarını kullanarak kanunları bu şekilde ayarlatıyor. Elbette insanları ahlak adına taciz de etmemeliyiz, onlara hak etmedikleri şekilde sataşmamalıyız, eziyet etmemeliyiz. Öyle yaparsak bir defa kendimiz de başka bir şekilde uygunsuz davranmış oluruz! Fakat söz konusu zengin ve zengin kölesi kesimler sadece uygun bir şekilde uygunu emredip uygunsuzu yasaklamayı bile birçok zaman suç sayıyorlar, ya direkt kanunen ya da sözde toplumsal norm olarak. Ve işin bu riski elbette ancak bir ölçüde mazeret olabilir. Yine de uygunu emretme ve uygunsuzu yasaklama görevimiz aynen devam etmektedir. Zaten uygunu emredip uygunsuzu yasaklama daima risklidir. İşin sınaması zaten buradadır. Allah bizleri yürekli ve sabırlı müminlerden kılsın, öylelerinden ki sabırla ve uygun bir şekilde uygun olanı emredip uygunsuzu yasaklarlar.

Şeref

Hocam,Adem peygamberin kuran' ın indirilişinden 5.000 sene önce yaşadığı anlatılıyor din adamlarınca. Ancak, Göbeklitepede yapılan kazılarda 12.000 yıllık tapınak bulundu.Bu nasıl oluyor hocam,bilim (arkeoleji) dinle çelişir mi?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23