• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Tarikat ve cemaatler bahane kinleri İslam’a 

20 Ocak 2022
A


Nusret Reşber İletişim:

İslam, Allah’ın tüm insanlık için gönderdiği son ve değişmez hayat ölçüsüdür. 

Bundan herkes kendi güç ve takati, algısı nispetinde ya da talep ettiği ölçüde yararlanır veya hiç kale almaz; yararlanmaz. 

Bu konuda kimse kimseyi zorlama yetkisine sahip olmamakla beraber hiç kimse de “İslam’ı bu kadar katı koşullarda yaşayamazsın; kendini fazla ibadetle, (kış-yaz fark etmez denk gelen) ramazan ve hac ibadetleriyle kendine zulmedemezsin!” deme cüretinde bulunamaz! 

“Ramazan’ı-Haccı kış ayına sabitleyelim... oruç esnasında su içmek serbest olsun...” fikrini öne süren İslam cahili kimi zevat televizyonda böyle herzelere imza atıyordu. Ve sözüm ona bu toprakların değerlerinden habersiz bu şahıs, bir partinin başkanı... Dolayısıyla %90 Müslüman olan 84 milyon ülkenin iktidarına talip... 

Evet, İslam Dininin kanun koyucusu, ibadet şekil ve vakitlerini belirleyip bildiren, Resulü Muhammed’le bizzat uygulatan Yüce Allah’tır. Buna hiçbir cemaatin, tarikatın veya bir din aliminin değiştirmeye haddi olmadığı gibi bunların dışında dinden tamamen habersiz kalan birilerinin de haddi ve hakkı değildir. 

Hiçbir cemaatin veya dini vakfın -ister samimi olsun, isterse insanları aldatan, sahtekarlıklarına dini alet etmek isteyen olsun- yapısı için “işte İslam, bundan ibarettir, Allah’ın dini budur!” diyemez! 

Peygamber varisi hiçbir alim veya samimi oluşum içinde olan hiçbir dernek veya cemaat bu iddiada değildir zaten. Diyebiliyorsa, yanlış söylüyor; asla ve kata doğru değildir. 

Zira herkes anladığı ve algılayabildiği kadarıyla İslam’ı yansıtabilir. Doğru yansıtabildikleri İslam’ındır, hatalar ise sahibinindir. 

Kur’an Rahlesinden geçen herkes az çok bilir: Hocalarımız görüş ve bilgilerini “Allah’u a’lem- Allah en iyisini bilir...” sözü ile bitirmeyi prensip haline getirmişler. 

… 

İslam ve değerleriyle bir türlü barışık olmayanların içlerindekilerini her fırsatta kusmaları bugünlük bir olay değildir. 

Dağda bir kurt ölse de garibanın koyununu kurt kapsa da aynı teraneyi çalarlar. 

Resmi olsun olmasın her kurumda veya kurumların dışında her yerde olması mümkün olan bir olay olduğunda... 

Sel, çığ, yangın... Ferdi ölümlerin yaşandığı bir kaza veya intihar olayı... 

Başını Cumhuriyet, Sözcü ve Bir Gün’ün çektiği marjinal gazeteler... 

Bakarsınız, mağdur olanlarla, onların acılarıyla yakından uzaktan alakası olmayanlar ortaya çıkar: 

“Bu olayın arkasında filan dini örgüt var... Filan vakfın arkasında kimler var hesap versinler... Bu vakıf... tarikatın, cemaatin vakfıdır; olay kasten yapılmıştır... 

Tarikat ve cemaatler kapatılsın!

Hatta arkasında iktidar partisi var. Bunun hesabını vermeliler!..” 

Diğer taraftan bilim ve entelektüel olanlar bir bir ekranlara çıkarılır... Ya kendi söylemek istediklerini onlara empoze ederler, ya da söylenmesi gereken farklı ve haklı bir görüş varsa ona engel olurlar... 

Mesela Mehmet Akif Ersoy’un sunumuyla H.Türk’te “Cemaat ve Tarikat Tartışması” olarak yapılan oturumda dikkatlerden kaçmayan bir husus... Kimi konukların “tabii ki, tamamen kapatılsın”, kimilerinin de “bunlar ülkemizin gerçekleri; kapatılsın diyemezsiniz” “buralarda veya Diyanet’te pedagoji eğitimleri olmalı, sosyal aktiviteler eksik...” görüşleri aktarılırken, Ersoy, bir türlü hazmedemiyor bu görüşleri, ne yarası varsa... Israrla “ama böyle söylerseniz buraları daha da teşvik etmiş oluruz...” gibi çıkışlarıyla konukları dizayn etmeye, ağızlarından “evet, buralar derhal kapatılmalı” sözcüklerini almaya çalışıyor. 

Evet, tarikat ve cemaatlerin yukarıda belirttiğimiz gibi eksik, hata ve yanlışları olabilir, kimse Layüsel(la yüs’el) değildir. Kendi aramızda aynı camianın mensup ve yetkin mercileri olarak (her zaman yapıldığı gibi) oturur tartışır-konuşur, ıslah yoluna gideriz.  Ama asırlardır etle tırnak gibi ülkemizin olduğu gibi İslam Aleminin de birer gerçekleri olan bu yapıları hiç kimse kapatılsın diyemez, dememeli... 

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin de ifadesiyle, “Enes Kara öğrencimizin intihar etmesi siyasi ve ideolojik önyargılarla istismar edilmiştir. Ruh Sağlığı Kanun Teklifi’mizin bir an önce görüşülüp kabulünü bekliyoruz. Asıl nedeni karanlıkta kalan bir intihar olayı üzerinden inançlarımıza saldıranlar, sanki ilk kez bir intihar yaşanmış gibi manevi değerlerimizi karalama yarışına girenler art niyetlidir. Tarikat ve cemaatler, devletle rekabete meyletmedikten, devleti ele geçirme hatasına düşmedikten sonra, sosyolojik bir realite olarak hayatın olağan akışı içinde var olmaya devam edeceklerdir...” 

Evvelki gün İsmail Kılıçarslan, Yenişafak’taki köşesinde şu gerçeğin altını çizmişti: “Örneğin üniversite öğrencisi Enes Kara’nın intiharının ardından ‘cemaat yurtları kapatılsın’ kampanyasına yumulan bu tiplerin tek bir kez bile topluca hareket ederek ‘PKK’nın lisede, üniversitede okuyan çocuklarımızı dağa çıkarıp onları ölüme sürüklemesine karşıyız’ dediklerini duyamazsınız.” 

Boğazına kadar Allah tanımaz, ırz-namus bilmez, mazlum kanı ve gözyaşı hissetmez gibi bin bir rengin oluştuğu pislik çukurunda yüzenlerin kalkıp da üzerimizde leke arama ve temizleme hadleri olamaz! 

Bunların tek amaçları, tek dertleri ve kursaklarında sakladıkları tek kinleri İslam ile. 

Ve dahası bunlar, “Konuşan, konuşturan, haklarına sonuna kadar sahip çıkan, yani yaşanılır hale gelmek isteyen aktif bir din anlayışı”ndan rahatsızlar! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Süleyman Sırrı Dinçer

Kaleminize sağlık Kardeşim.

Mustafa

Çarşamba nın gelişi salıdan bellidir.!! Akıbet gittiğin güzergaha göre kaderin yazılıyor, son çıkışı geçme, çık . Kendimize hiç sorduk mu Neden kardeş olamıyoruz.? Kurtulalım kurtarıcılardan tek kurtarıcı Allah subhanehu ve teala kul ve onun Rasulüne ümet olmaya . vakit ümmet olma vakti, ümmet , birlik olalım KURAN CATISI altında. Meshep siz tarikat sız örf ve adetlersiz Medine dönemi gibi Ensar olalım Muhacir olalım Allah subhanehu ve teala için Rasulullah sav min aktardığı Kuran da olan iman için ebedi varış yeri olan cehennemden korunmak için. Abdestin namazın farzlarında bile bir karara  varamayanlardan kopup KURTULABİLECEKMİYİZ TARİKATLARIMIZDAN MESHEPLERİMİZDEN ÖZE DÖNEBİLECEKMİYİZ MEDİNE DÖNEMİ ne, mezhep ler yok tarikatlar yok dinin imanın önünde örf ve adetler yok. Türbeden , yatırdan şeyh ten istemek, himmet beklemek yüzü suyu hürmetine yok.... Fâtiha Sûresi. 5. Ayet Yalnız Sana kılluk ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.... Var, kuran var Kurani ahlak ile ahlaklanan Rasulu ahlakta gercek kurtuluş var. Anlayalım artık bu din adamlarıyla olmuyor . Şu Kuran okuyan kişi yarın bir gazetede zulüm gördüğünü görsek  kılımız kıpırdamaz  . her kafadan bir catlak ses çıkar , zulmü hak etmiştir , niye yardım edelim onlar tasavvufcu değil, bizim mezhepten değil , bizim tarikattan değil , halidi kolundan hiç değil. Nerede müslümanlar kardeşti ayeti.? 49 / 10 - Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23