• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Kusvâ çökmedi!

26 Mayıs 2022
A


Nusret Reşber İletişim:

Biz güzel paylaşmayı, sevgi-saygı, huzur içinde yaşamayı ve yaşatmayı bilmesek de Rabbimiz, muradının farklı olduğunu bize şöyle haber verir: 

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (16-Nahl 90)

Yapmak, yapıcı olmak zordur, külfetlidir; mücadele ister, sabır gerektirir. Yıkmak, yok etmek, karalamak ise kolaydır; hiçbir çaba-meşakkat istemez ve nefsin de hoşuna gider…

Şeytan da bunu arzular; ifsat etmeyi, yakıp yıkmayı, yok etmeyi o da çok sever. Ayette şöyle anlatılır:

“Onları saptıracağım, kendilerini boş kuruntulara kaptıracağım ve onlara emredeceğim hayvanların kulaklarını yaracaklar, yine emredeceğim Allah’ın yarattığını değiştirecekler…” (4-Nisa 119)

Tarihe bakıldığında insanlığın bütün çırpınışları, kavgaları, yakıp-yıkmak ve yok etmek adına süregelmiştir.

Tek istisna, Allah’ın dinini hâkim kılmak için gönderilen peygamberler ve onların varisleridir.

Zira peygamberler ve Onları örnek alanlar, adaleti, iyiliği yaygınlaştırmak, hayâsızlıktan, fenalık ve azgınlıktan da insanları alıkoymak için çırpınıp didinmişlerdir! 

Nitekim Yüce Allah da peygamberlerini insanlığa huzur getirmeleri için göndermiştir. Hiçbir peygamber insanlarla kavga etmek, fitne–fesat çıkartarak insanları yurtlarından alıkoymak, yakıp-yok etmek ve onlara korku salmak için gönderilmemiştir!

Keza, Peygamberimiz (s.a.s) de gönderdiği tüm seriyelerin komutanlarına evvela insanları Allah’ın dinine çağırmalarını, bunu kabul etmezlerse kendi dinlerinde kalıp o şekilde İslam bayrağı altında yaşamalarını… O da olmazsa son çare olarak onlarla savaşmayı emretmiştir. Yahudilerin içinde bulunduğu Hayber Kalesi’ne Hz. Ali’yi gönderirken (s.a.s.), şu nasihati yapmıştır:

“Ey Ali, sen şimdi Hayberlilere iyice yaklaşıncaya kadar sükûnetle ilerle. Sonra onları İslâm’a davet et ve üzerlerine vâcip olan İslâmî esâsları onlara haber ver. Allah’a yemin ederim ki, senin irşadınla Allah’ın bir tek kişiye hidâyet vermesi, senin kırmızı develere sahip olmandan” (Buhari, Megâzî) başka rivayete göre; “üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha kıymetli ve daha hayırlıdır!” (Hudarî, Nûru’l-Yakîn)

Yine öz yurdundan -sadece “Rabbim Allah’tır” dediği için- çıkartıldığı Mekke’ye yöneldiğinde, Hudeybiye gazvesi öncesindeki tutumu ve onlarla kan akıtılmadan bir barış imzalamak için verdiği mücadele, kıyamete dek örnek alınması gereken nebevi bir tavırdır.

O gün, gördüğü bir rüya üzerine sahabesini kendisiyle umreye davet etmişti. Gayesi savaş olmadığı için de yanlarına sadece yolculukta lazım olacak silahları almıştı. Beraberlerinde yetmiş kadar kurbanlık deve götürmüştü.

Hz. Ömer, “Yâ Resûlallâh! Gerektiğinde onlarla çarpışmak için yanımıza silâhlarımızı alsak…” dediğinde ise O, “Ben umreye niyetlenmiş iken silâh taşımak istemem!” buyurmuştu.

İleriki safhalarda vaziyet savaş hali alırken ve Kureyş kabilesine doğru yöneldiğinde devesi yere mıhlanıp tüm uğraşlara rağmen kalkmak istemediğinde ve sahabesi devenin neden yere çöküp kaldığını sorduğunda da O (s.a.s.), “Hayır! Kusvâ çökmedi, onu fili (Mekke’ye girmekten) alıkoyan tuttu!” buyurduktan sonra: “Nefsimi kudret elinde tutan o Zât’a yemin ederim ki, Kureyş, Allâh’ın Harem’inde (çarpışmak, kan dökmek gibi) işlenmesini yasakladığı şeylere tâzîm maksadıyla benden ne kadar müşkil talepte bulunurlarsa bulunsunlar, muhakkak kabûl edeceğim!”buyurmuş.

Resulullah (s.a.s.), Yüce Allah’ın “…İyilik ve takva hususunda yardımlaşın, günah ve düşmanlık yolunda yardımlaşmayın...” (5-Mâide 2) emrini işte bu şekilde özümseyerek örnekliğini o gün hem sahabesine ve hem de bugün bizlere göstermiştir. Bugün O’nun ümmeti olarak bizler de gayretimizi, çabamızı Rabbimizin de öğretisi olduğu iyilik üzere, takva üzere göstersek olmaz mı? 

Ne yapmak istiyorsak mevcut kazanımlar üzerine tesis etsek, eksik bırakılanları tamir etmeye azmetsek daha doğru olmayacak mı?

Yakmadan, yıkmadan, mevcudu yok saymadan, daha önemlisi fitne ve fesada insanları davet ve teşvik etmeden işimizi, daha güzelini ortaya koymak adına çaba sarf etsek ne kaybederiz?

Hem böylesi bize daha da yakışmış olacak! Ve bu Rabbimizin de aklıselim insanların da takdirini kazanacak bir tutum olacağı muhakkak.

Evet, herkes düşmanlık peşinde koşsa da biz dostluk kurmak için çırpınmayı yeğlemeyi düstur edinelim!

Herkes birbirlerinin ayağını kaydırma üzerine gelecek inşa etme gayretinde olsa da biz düşenin elinden tutup insanlığı yüceltmeye bakmalıyız!

Kusva’yı Mekke’ye girmekten alıkoyan, bizi de günah ve tamahkârlıklarımıza karşı tutmalı!

Erdemlilik budur işte!

Bireysel hayatımızdan aile ve sıla hayatımıza kadar, ticari hayatımızdan sosyal ve siyasal hayatımıza kadar tüm safhada bunu sergilemedikten sonra söylediklerimiz hiçbir mana ifade etmez!

Hal böyle olunca da hem kendimizi hem de insanları kandırmış oluruz, ama Allah’ı asla kandıramayız!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vehbi

Hakkın üzerine batılı bina etmeyelim, Hayberin veMekkenin sonunu düşünürsek, makalenin kofluğunu anlarız.

samimi

Allah sizden kat kat razı olsun... böyle güzel bir yazı kaleme aldığınız için... hudeybiye anlaşmasını anlatan kısmı okurken tüylerim diken diken oldu... RASÛLULLAH sav. ' in orda o anda yaşadığı şeyleri yaşıyor gibi hissediyorum... Anlaşma şartları ( özellikle bir müslüman esirin iadesini isteyen madde) ashaba o kadar ağır geliyor ki ...müthiş bir metanet... Ömer ra. ilk kez Peygamberimizin istediğini üç kez tekrar ettikten sonra ağırdan alarak yapıyor...ve fakaaat...bu ağır madde ilerleyen tarihte müslümanların lehine geliştiğini gördüklerinde...işte kasva' yı olduğu yerden Allah'a Peygamberimize o ilhamı veren Allah'a teslimiyet...ileride Mekke'nin fethinde işlerini kolaylaştıracak neticelerle meyvesini vermiştir... Allah CC.bize işte öyle teslimiyetle teslim olmayı nasib etsin...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23