• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Hayatın anlamı ahirete imandır!

13 Temmuz 2023
A


Nusret Reşber İletişim:

 

Kur’an’ın indirildiği dönem Mekke başta olmak üzere tüm dünyada ahirete inanç yok denecek kadar azalmıştı.

Bu sebeple olsa gerek Peygamberlik verilen (s.a.s.) Efendimiz, bulunduğu toplumun bu en zayıf olan yönünü düzeltmekle başladı tebliğe… 

Fakat bırakın ona indirilen Kur’an’a, o kitabı getirenin elçiliği inkâr ediliyordu. 

Peygamberin kendisine ve ahirete inanma çağrısına müşrikler şöyle karşı çıkıyorlardı: “Sahi biz, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken yeniden mi diriltilecekmişiz? (Vakıa 47)

14 Mayıs seçimlerinden sonra densizin biri köşesinde CHP’ye destek vermeyen kesime hakaretle, onların inancına inkârcı bir yaklaşım sergiliyordu: “Evladım, senin hayal ettiğin cenneti ben şimdi yaşıyorum” diyordu. Hâşâ Allah’ın azgınlığını artırmak ve sınamak için verdiği varlığı, ebedi hayatta müminler için hazırlanan cennete benzetmek kimin haddine!

Anlaşılan asırlar geçse de inkârcılar bildiklerinden vazgeçmeyecek.

“Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.”

Geçenlerde medyada güneş fırtınasını anlatan bir haber vardı…

“Güneş fırtınası olduğunda dünyayı şöyle etkileyebilir, elektrik ve elektroniği şöyle olumsuzlaştırabilir, dünya karanlığa gömülür” vs.

Gökbilimci değilim ama doğruysa bu bilim adamları kıyametin adım adım yaklaştığının farkındalar aslında ancak buna kendilerince farklı anlamlar yüklüyorlar.

Sonlarından korktukları için ve haz almadıkları İslam dininin haber verdikleriyle de bire bir örtüştüğü için “buna karşı nasıl önlem alabiliriz!” gibi açıklamalarla geçiştiriyorlar... Dahası vazgeçemedikleri konforlarını ve geleceklerini sağlamlaştırma yolunu tercih ediyorlar.

Zira bundan asırlar önce müşrik ve kâfirler de “Eğer dirilme haksa bu, (bizim için) hüsran dolu bir dönüş olur!” (Naziat 12) diyorlardı.

Ve o gün peygamberimiz o müşriklere azap ve ahiret hayatıyla ilgili ayetler okuduğunda onlar, korkularından, “ne olur sus ya Muhammed!” demekten kendilerini alamıyorlardı.

Son zamanlarda batıda yine “Allah’ın kitabı Kur’an’ı yakma, Müslümanlara ve İslam peygamberine hakaret hezeyanı” moda oldu. Dünyada onların ne kadar rezil yaratıklar olduğunu ve ahirette de ne denli çetin bir sonuçla karşılaşacaklarını haber veren Kur’an’ı yakmakla kurtulacaklarını zannediyorlar. Keşke bilselerdi bu ayeti:

“İsterler ki Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürüversinler; ama inkârcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlayacak!” (Saff 8)

Geçmişte Allah’ın dininin tüm cihana yayılmasına mani olamayanlar gibi bugün de baş edemeyeceklerdir.

Asırlar önce Efendimizin ve Müslümanların canlarına kastedenler, davet elçilerini öldürenler başarılı olamadı.

Peygamberimizin (s.a.s.) vefatına yakın İslam davetini kabul etmemekle kalmayıp kendisinin de peygamber olduğunu ilan eden ve Resulullah’a ve İslam’a savaş ilan eden Müseylimetülkezzâb-Yalancı Peygamber deonca güç ve askerine rağmen İslam Dini ve Müslümanlarla baş edemedi. Ve nihayet o da (çok fazla Müslümanın şehadete erdiği sayısız mücadeleler sonucunda) Hz. Ebubekir döneminde etkisiz hale getirildi.

Aynı şeytani davayı 1988’de İran’da Selman Rüşdi kâfiri, “Şeytan Ayetleri” kitabıyla başlattı. Tüm Dünyada Müslümanların şiddetli tepkisiyle karşılaşan Rüşdi pisliği de, ABD’ye kaçarak canını zor kurtardı ama şeytânî emeline ulaşamadı. 

Bütün Müslümanların tepkili olduğunu bile bile Türkiye’de de ateist Aziz Nesin, bu şer bayrağını devraldı. 

Şişli Sulh Ceza Mahkemesi, “Toplumu provoke ediyor” gerekçesi ile İslam’a hakaret içerikli kitabın yayınlanmasına o gün yasak getirse de Aziz Nesin, “Ben mahkemeyi dinlemiyorum. Çeviriyi yayınlamaya devam edeceğim” açıklamasıyla şerli yoluna devam etti.

Ve nihayet tahrik edici tutumuyla onlarca insanının canına sebep oldu. O olay sebebiyle halen nice insan zindanlarda ömür çürütmeye devam ederken Nesin, bu konuda bir yargılama dahi yemeden cehennemdeki ateşine kavuştu. 

Sivas olaylarının yıldönümü olan bugünlerde Nesin’in ateşinden pay almaktan zevk alan sevenleri, aynı anılarını paylaşıyorlar. Öyle anlatıyorlar ki bu ateisti, zannedersin ki karıncaya dahi dokunmamış bir melek(!).

Hâsılı, bugünlerde yasak yemeleriyle de gündemdeki yerini korumaya çalışan sapkın ve Allah, ahiret tanımaz olan bu aynı düşüncedeki insanlar İslam’a, Müslümanlara ve değerlerine o kadar kin gütmekteler ki fırsat ellerine geçse tüm değerleriyle inananları bir ateş çukurunda yakacaklar!

Güçleri yetse batıdaki ağababalarını çağıracaklar ve “Gelin ey dostlarımız, bu Kur’an yakmayı, İslam Peygamberi ve Müslümanlara hakareti Türkiye’de yapalım. Gelin n’olur! diye yalvaracaklar!

Üst üste koyduğumuzda geçmişten bugüne inkârcıların tek ortak noktaları, aslında öldükten sonra dirilmeye inanmayışları geliyor.

Ve onlar da biliyorlar ki hayatın anlamı ahirete imandır!

Ama ahirete inanan biri, “Dirilme haksa bu, (bizim için) hüsran dolu bir dönüş olur!” deyip kendine çekidüzen verecek.

Hayatını hesap verebilecek bir geleceğe göre uyarlayacak.

Bu da dünyadaki konforunu bırakmak olacak. Kendi canının istediği gibi layüsel bir hayat yaşayamayacak. Yemediği için de iyisi hepten ahireti, onun varlığını haber veren değerleri reddetmek daha kolay…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Orhan İnan

İmansızlık en büyük özür. Bunlara acıyorum. Ancak, sadece acımak yetmez, şerlerinden de korunmak gerek. Hele hele şu azginliklarinin zirve yaptığı bu dönemde.

can

sayın yazar, o size göre öyle, herkes için geçerli değil. lütfen bırakın kendi gerçekliğinizi başkalarına dayatmayı. inanmayan inanmaz, inanan inanır
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23