• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Harama kaçma hastalığı

06 Nisan 2023
A


Nusret Reşber İletişim:

 

Peygamber mesleği çobanlık yapanlar bilirler…

Fıtri olarak (bir sorumluluğu bulunmayan) koyun-keçi olsun, büyükbaş hayvan olsun güdüldüğünde sürekli istenmeyen tarafa kaçma hevesinde olur.

Öyle ki aynı ürünün bittiği yan yana olan iki tarladan biri senin, diğeri yabancıya ait ama masum yaratıklar, sürekli yan taraftaki yasaklı tarlaya gitmeye teşebbüs ederler.

Benzeri tutumun aynısı (ne yazık ki) Allah’ın akıl verdiği, sorumluluk yüklediği Âdemoğlunda da var.

Oysa belirttiğimiz gibi biri her yaptığından/yapmadığından sorumlu, Allah’ın yeryüzüne halife kıldığı şerefli bir varlık, diğeriyse hiçbir sorumluluğu olmayan, “Kün fe yekün -Ol der ve oluverir” emrine tabi olarak toprak olmaya mahkûm bir varlık…

Atamız Âdem’e verilen onca cennet nimetini hatırlayın. Buna rağmen şeytan, “şu yasaklı meyveden yersen cennette ebedi kalacaksın” sözüne aldandı, böylece içindeki cennetin tümünden oldu!

Hz. Ali (r.a.), halifeliği döneminde namaz kılmak için mescide gelir. Namazdan çıkıncaya kadar devesini orada bulunan bir adama teslim eder. 

Namazdan çıkınca adamın yerinde olmadığını görür, devesinin ise az ileride yuları çıkartılmış halde bir yere bağlandığını görür. Bunun üzerine bir tanıdığını çarşıdan bir yular alması için 5 dirhemle gönderir. Tanıdığı Hz. Ali’ye ait yular ile dönüp gelir. Kendi bineğinin yularını karşında görünce şaşkınlıkla onu nereden aldığını sorar. O kişi, bir dükkânın önünde şu vasıfta biri bunu satarken gördüm ve ondan aldım diye cevaplar. Halife Ali, şu ibretli sözü söyler: “Sübhanallah! O adama yazıklar olsun” der “Hâlbuki ben bu parayı deveme baktığı için ona zaten verecektim. Ama o acele etti; helâl rızkını harama çevirdi.”

Anadolu’da bir öğretmenimiz, minibüste kahkaha ile sıkı fıkı olan kız-erkek iki gence, “affedersiniz, siz birbirinizin nesi oluyorsunuz?” diye sorar.

Gençler: “Hiç, arkadaşız öyle…”

Öğretmen: “Bizim hanımla ben de arkadaşız ama aramızda bir çocuğumuz var, sizin neyiniz var?” deyince gençler bunun hicabıyla en yakın durakta inmek zorunda kalırlar.

Hemen belirtmeliyim, 20-30 sene önce bu öğretmenimizin yaptığını bugün polis bile cesaret edemez, cinayetle sonuçlanır…

Sonradan namaza başlayan ve iştiyakla cemaate gelen bir arkadaş, gizlisi saklısı olmadığından bazen laf açıldığında “Tek bir kız arkadaşım var, başka da kimseyle bir beraberliğim yok” dediğinde, “madem arkadaşlığınız/birlikteliğiniz devam ediyor bunu neden nikâhla helal hale çevirmiyorsunuz?” dedim ve şunu söyledim:

Bak, Allah Teâla, Yusuf peygamberin kıssasını örnek veriyor. Azizin karısı Züleyha, Yusuf’a çirkin teklifte bulundu. Nefsi istemesine rağmen Yusuf, (a.s.) “Ben Rabbimden korkarım” diyerek reddetti. Züleyha iftira atmakla yetinmedi O’nu zindana attırdı.

Sonra Allah, Yusuf (as)’ı temize çıkardı, taltif eyledi, hapisten çıkarttı ve vezir kıldı. Ondan sonra da (kaderde vardı) Züleyha ile nikâhla, helâl yolla bir araya geldi. Nikâhla, düğünle günaha girmedi ama Allah’ın emriyle sevaplı yolu tercih etmekten de çekinmedi.

Neden bu örnekteki gibi yapmıyorsunuz? 

Bana şu cevabı verdi. “Öyle sıkıntıya gelemem, evliliğe katlanamam. Tamam, biliyorum bu haram (zina) ama olsun öyle arkadaş olarak kalmayı tercih edeceğim…”

Nasıl bir anlayış, nasıl bir mükellefiyet bilinci şaşmamak elde değil.

Toplum içinde tanıdık olsun olmasın faiz meselesi açıldığında da çok karşılaşıyoruz.

Adama, “Bak kardeşim faizi Allah haram kılmıştır. Faize bulaşan, Allah ile harp etmiş sayılıyor. Bundan sana bir hayır gelmez yapma, etme! Faizli bankayla çalışma, mecbur kaldığında da Finans Kurumlarını kullan!” dediğinde: 

“Ya kardeşim ikisi de aynı, ne fark var ki aralarında?

Hatta “Kâr payıyla çalışıyor dediğin o Finans Kurumları daha çok kazıklıyor…” diye cevap veriyor.

“Ama birisi direkt faizle çalıştığını deklare ediyor, diğeri kâr payı ile çalıştığını ve belli bir takım şartlarının olduğunu belirtiyor, bununla ilgili İslam âlimlerinin de fetvası var” diyecek oluyorsun…

Faizden ayrılmamak için adeta yeminli gibi Nuh diyor peygamber demiyor.

Yüce Allah gerçeği şöyle açıklıyor: “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara 168) Yine:

“Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez.” (Bakara 276)

Allah Resulü, şöyle buyuruyor:

“Allah yolunda seferler yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam, ellerini semaya kaldırarak, ‘Ya Rabbi’ ‘Ya Rabbi’ diye yalvarıyor. Oysa yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böyle birisinin duası nasıl kabul olur?” (Müslim, Zekât)

Helal-haram çizgisini kaybettiğimizden her şeyi en baştan kaybetmişiz.

Sonra “Neden aile huzurum kalmadı? 

Neden benim ve ailemin dine duyarlılığı kalmadı?

Neden beynamaz nesiller yetiştirdik?

Neden evde, sokakta başıma bir şey gelebilir endişesi taşıyorum ve kimseye güvenim kalmadı?

Komşularımla aramızda neden güven yok?

Dualarım neden kabul olmuyor?

Kazancımın bereketi neden yok?

Gözüm/gönlüm neden hep aç?

Böyle devam ettikçe bu nedenlerin sonu tabii ki gelmez! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Akın kimençe

İslam haram lokma yemez

ahmet

zina,faiz,edepsizlik gerçekden aldı başını gidiyor,toplu taşımada edepsizleri uyardığınızda içerdekiler size tepki gösteriyor,toplum bitmiş kardeşim bitmiş...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23