• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

El yevme tunsa!

29 Aralık 2022
A


Nusret Reşber İletişim:

 

Akıl büyük bir nimettir. İnsan, akıl sayesinde diğer mahlûkattan ayrılır. Kur’an’da birçok ayette aklını gereği gibi kullanmayanlara, “Akletmez misiniz?” sitemi yapılır. En’âm 32’de şöyle buyurulur: “Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir. Şüphesiz ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akletmez misiniz?

Bu yüzden sadece sağlıklı akla sahip olanlar yaptıklarından hesaba çekileceklerdir.

Fakat Allah’ın yüklediği sorumluluk çerçevesinde aklını kullanmayanlar, pişmanlıklarını şöyle dile getirecekler: “…Oraya (cehenneme) her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, ‘Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?’ diye sorarlar. Onlar da şöyle derler: ‘Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve “Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz” demiştik. …Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık.” (Mülk 7-10)

Evet, akıl sahibi insan, birçok varlıktan farklı görev ve sorumluluk üstlendiğinden diğer mahlûkattan farklı kılınmıştır.

“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.” (Ahzâb 72)

Şöyle ki, insandan başka her şey, yaratıcı tarafından nasıl programlanmışsa öyle işler; tabiatının dikte ettiği davranış biçimini değiştiremez. Bu sebeple dünyada ve âhirette göklere, yerlere, canlı ve cansız varlıklara “Niçin böyle yaptın?” diye sorulmaz. 

İnsana gelince onun, akıl ve hür iradeye dayalı yükümlülüğü, akıl, bilgi edinme, bilgisini, kararını ve davranışını değiştirme kabiliyeti vardır. (Kur’an Yolu Tefsiri)

Yani insanın dışındaki hiçbir yaratılmış, (cinler hariç) yaptıklarına karşı sorumlu değilken insan, yapıp yapmadıklarına karşı sorumludur, bundan hesaba çekilecektir!

Ve bu sorumluluğu ayette şöyle ifade edilmektedir: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât 56)

Evet, bütün mahlûkattan farklı meziyetlerle yaratılan insan, sorumluluk sahibidir. 

Sorumluluk taşıyan insan amaçsız, gayesiz değildir; Rabbine karşı görevlerini yerine getirmekle mükellef olduğu gibi canlı-cansız diğer tüm varlığa karşı da sorumludur.

Ve Rabbine kulluk görevleri, sadece ve çokça bilinen namaz, oruç, hac/kurban ve zekât gibi belli farz ibadetlerle sınırlı değildir, öyle olamaz da!

Hayatının her alanında ve attığı her adımında Allah’ın rızasına uygunluk şarttır. 

Beş vakit namazda sadece Allah’a boyun eğdiği, “Allah en büyüktür” ifadesiyle O’ndan başka hiçbir şeye asla boyun eğmeyeceğini ifade ettiği gibi geri kalan hayatında da bunu tatbik etme zorunluluğu var!

Helalle oruca başlayıp, helalle iftar açmanın ve gün boyu oruca zarar verecek her türlü söylem ve davranışlardan uzak durmanın önemli ve gerekli olduğu kadar hayatının her anında helal-harama riayetin gerekli olduğu da ibadet çizgisinin içinde yer almalıdır.

Hacca giderken veya ölüm döşeğinde ölümle boğuşurken insanlardan helal dilemenin gerekli ve önemli görüldüğü gibi normal yaşantısında da hiç kimsenin hakkına girmemenin, hiç kimseye hiçbir surette haksızlık yapmamanın önemli olduğunu bilmek de kulluktur.

Kulluğa adım attığı mükellef yaşından hayata gözlerini yumacağı son anına dek, yaşamının her merhale ve safhasında yaptığının varoluş gayesine uygun, Allah’ın belirttiği istikamette olmalı.

Sonuç: 

Sergileyeceği üstün vasıflarla, “eşrefi mahlûkat- yaratılmışların en şereflisi” kılınaninsan, sorumluluk bilinciyle gözlerini açtığı hayatı, kul olma amacına uygun biçim de tamamlamaya odaklanmayı hiçbir zaman aklından çıkarmamalı.

Öğrencilik hayatında da, memurluk gibi bir kamu görevi konumuna ulaştığında da…

Yuva kurma hazırlıkları yaptığı o genç, heyecan dolu, mutluluğun doruğa çıktığı dönemin nişanlılıktan evlilikle taçlanan safhasında da, göz nuru evlatlarla yüzü güldüğünde de…

Hayatın çetrefilli dönemeçlerinde, rızık peşinde koşarken sarf ettiği emek ve katlandığı meşakkatlerde de varlıkla yüzü güldüğü rahatlık anında da…

Ve hatta insanları yönetme, idare etme gibi bir göreve talip olma aşamasında da yetkiyi eline geçirdiğinde insan, eşref, mümtaz olmaya namzet kulluk gibi bir amacının olduğunu unutmamalı!

Günübirlik hayatından uzun zaman alan, plan gerektiren tüm hayat merhalelerinde Rabbinin bir kulu olduğunu hatırlamalı…

Ve yaptıklarının, yapacaklarının niyet ve fiiliyata geçirilmesiyle bu kulluk esas ve amacına asla halel ve zarar getirmeyecek olmasına dikkat etmeli.

Bu yaratılış gayesi hedefinden sapar, rabbini ve kendisinin ne olduğunu unutursa (Allah muhafaza), yarın bir gün bu dünyada olmasa da o çetin hesap gününde kendisi de unutulabilir! 

“El yevme tunsa!” “Bizi unuttun,bugün de sen unutuluyorsun” denilebilir.

“Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.”

O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde, niçin beni kör olarak haşrettin?”

Allah, “Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. (Tâ-Hâ 126)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Evet, akil büyük bir nimettir. Yaziyi okuyunca bir daha inandim.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23