• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

“Eğer inanmışsanız en üstün sizsiniz”

01 Haziran 2023
A


Nusret Reşber İletişim:

 

Bir padişahın sihirbazı vardı, yaşlanınca yetiştirmek için padişahtan bir genç talep etti.

Padişah da onun emrine bir genç verdi. Gencin yolu üzerinde bir de râhip bulunuyordu.

Genç, rahibe de uğradı. Onun konuşmalarını beğenince her gün ona uğramaya başladı. Zamanla hem evden hem de sihirbazdan “neden geciktin” diye azar yedi.

Genç de, sihirbaza geç kaldığında evden geç gönderildiğini, eve geç kalınca da rahipten geç bırakıldığını söyleyerek durumu idare etti.

Bir gün insanların yoldan geçmesine engel olan yırtıcı bir hayvana rastladı. Kendi kendine “Sihirbazın mı yoksa râhibin mi daha üstün olduğunu şimdi öğreneceğim” diyerek eline bir taş aldı ve “Ey Allah’ım, rahibin yaptıklarını sihirbazın yaptıklarından daha çok seviyorsan, şu hayvanı öldür ki, insanlar yollarına devam etsinler” dedi ve taşı hayvana doğru fırlatıp onu öldürdü. Halk da yollarına devam ettiler. Delikanlı bu olayı râhibe gelip anlattığında Râhip ona:

“Bu gördüğüm mertebeye erişmiş olmanla artık sen benden daha üstünsün. Ve yakında bir belâya uğratılman muhtemeldir. Böyle bir şey olursa, sakın benim bulunduğum yeri kimseye gösterme!” dedi.

Zaman içinde bu genç, körleri, alaca hastalığına tutulmuş olanları kurtarır vb. hastalıkları tedavi etmeye başladı. Padişahın kör olmuş bir yakını da bunu duydu, değerli hediyelerle birlikte delikanlıya gitti ve:

“Eğer beni tedavi edersen, bütün bunlar senin olacak” dedi.

Delikanlı:

“Ben kendiliğimden kimseye şifâ veremem. Şifayı ancak Allah Teâlâ verir. Eğer sen Yüce Allah’a inanırsan, ben ona dua ederim, o da (dilerse) sana şifa verir” dedi.

Adam iman etti, Allah Teâlâ da ona şifa verdi. Ve adam eskisi gibi padişahın yanına gelip meclisteki yerini aldı.

Padişah onu iyileşmiş görünce:

“Senin gözünü kim iyileştirdi?” diye sordu. O da:

“Rabbim” dedi.

Bu defa padişah:

“Senin benden başka rabbin mi var?” diye gürledi.

Adam:

“Benim de senin de rabbin Allah Teâlâ’dır” dedi.

Bunun üzerine sinirlenen padişah adamı tutuklattı ve gencin yerini gösterinceye kadar ona işkence ettirdi. Sonuçta adam gencin yerini söyledi. Delikanlı getirildi. Padişah ona:

“Demek senin sihirbazlığın körleri ve alacaları iyi edecek dereceye ulaşmış. Duydum ki sen epeyce işler yapıyormuşsun, öyle mi?” diye sordu.

Genç:

“Hayır, ben kimseye şifa veremem. Şifa veren Allah Teâlâ’dır” dedi.

Padişah delikanlıyı tutuklattı ve râhibin yerini gösterinceye kadar ona işkence ettirdi. Neticede râhip getirildi ve kendisine “dininden dön!” denildi. Râhip bu teklife yanaşmadı. Bunun üzerine padişah bir testere getirtip başının tam ortasından rahibi ikiye biçtirip öldürdü. Sonra padişahın adamı getirildi ona da “dininden dön!” denildi. O da kabul etmeyince padişah onu da aynı yöntemle öldürdü. Daha sonra kalbi imanla dolu delikanlı getirildi ve “dininden dön (yoksa öleceksin)” diye tehdit edildi, fakat delikanlı direndi. Padişah, delikanlıyı adamlarından bir gruba teslim etti ve onlara şu talimatı verdi:

“Bunu şu dağın tepesine çıkarın, dininden dönerse ne âlâ, değilse, aşağıya yuvarlayın gitsin.”

Genci götürdüler, dağın tepesine çıkardılar.

İnancından taviz vermeyen genç:

“Allah’ım, beni bunların elinden nasıl dilersen öylece kurtar!” diye dua etti. Bunun üzerine dağ sarsıldı ve onlar aşağı yuvarlandılar. Delikanlı sapasağlam yürüyerek padişahın yanına döndü. Padişah ona:

“Yanındakiler ne oldu?” dedi.

Delikanlı:

“Allah beni onların elinden kurtardı” dedi.

Bunun üzerine padişah, genci adamlarından bir başka gruba teslim etti ve:

“Bunu Kurkur denilen bir gemiye bindirip denizin ortasına götürün. Dininden dönerse ne âlâ, değilse, denize atın!” dedi.

Rabbine imanı tam olan genci götürdüler. O:

“Allah’ım, beni bunların elinden dilediğin şekilde kurtar!” diye dua etti.

Gemi içindekilerle beraber ala-bora oldu, hepsi boğuldu. Delikanlı tekrar sağ-salim padişahın yanına döndü.

Padişah şaşkınlıkla:

“Yanındakilere ne oldu” diye sordu.

Delikanlı:

“Allah beni onların elinden kurtardı” dedi ve ilâve etti:

“Benim sana söyleyeceklerimi yapmadıkça beni öldüremezsin.”

“Neymiş onlar?” dedi padişah.

Genç:

“Halkı geniş bir meydanda topla. Beni de bir hurma kütüğüne bağla. Oktanlığımdan bir ok al, yayına koy. Sonra da “Delikanlının rabbinin adıyla” de ve at. İşte ancak bunu yaparsan beni öldürebilirsin” dedi.

Padişah çaresizce gencin kendisine söylediği gibi halkı geniş bir meydanda topladı. Delikanlıyı hurma kütüğüne bağladı. Sonra delikanlının sadağından bir ok aldı, yayına yerleştirdi. “Delikanlının rabbi olan Allah adıyla” deyip oku fırlattı. Ok, delikanlının şakağına isabet etti ve oracıkta öldü.

Bunun üzerine halk:

“Biz, delikanlının rabbine iman ettik” dediler.

Bu durumu padişaha ilettiler:

“Gördün mü çekindiğin şey nihâyet başına geldi; halk iman etti” dediler.

Bunun üzerine padişahın emriyle sokak başlarına büyük hendekler kazıldı ve hendekler ateşle dolduruldu.

Padişah: “Bu yeni dinden dönmeyen herkesi, zorla ateşe atın!” dedi.

Emri yerine getirdiler. En sonunda kucağında çocuğu ile bir kadın geldi, bir ara ateşe girmemek ister gibi tereddüt yaşadı. Çocuğu:

“Anneciğim, sık dişini, sabret, çünkü sen hak din üzeresin!” dedi.

(Bürûc sûresi tefsirinde geçen bir hadisten derlemedir)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Emekli

Hikaye mi desem masalm doğruyu bilen ı ALLAH bizi doğrulardan ayırmasın aklımızı kullanmayı ve düşüne bilenlerden nasip eylesinki akıl hesabını verebilelim

Yüksel

Elhamdulillah
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23