• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Dağılan aile sayısı gün geçtikçe çoğalıyor (2)

14 Eylül 2023
A


Nusret Reşber İletişim:

“Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara 187)

İslam Dini, toplumun huzur ve selameti için evliliği teşvik edip, kolaylaştırılmasını emreder.

Bunun zorlaştırılmasını, imkân bulunduğu halde geciktirilmesini ise hoş karşılamaz, meneder!

“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık…” buyurularak insan neslinin çoğalması ve hayatlarının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için aile yuvasının kurulmasını gerekli kılar. Bu da ancak İslam’ın koyduğu prensip olan nikâhla olabilir.

Zira nikâhsız birliktelikler, nesli ve toplumu ifsat eder, yıkar ve yok eder.

Onun için Allah ve Resulünün çizdiği esaslara bağlı sahih bir nikâh akdi ile evlilik olmalıdır.

Zira insanlığın huzuru, aile kurmakla ancak sağlanabilir. Bizi yaratan Rabbimiz, bunu en iyi bildiğinden şöyle buyurur:  

 “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir...” (Rum 21)

“Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı…” (Nahl 72)

Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurur:

“Üç şeyi geciktirmeyin. Vakti gelince namazı, hazır olunca cenâzeyi ve denk birini bulunca bekârı evlendirmeyi.”

“Kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin. Çünkü evlilik, gözü haramdan alıkoyar ve iffeti en iyi şekilde korur…”

 “Nikâh benim sünnetimdir. Benim sünnetimi uygulamayan benden değildir…

İşte İslam dini, aile yapısına böyle ihtimam gösterir.

Önem atfedilen ailenin dağılmasını ne Allah Teâlâ ne Resulullah (a.s.) hoş karşılamaz!

Nikâhsız birlikteliklere gelince toplumu ve insan neslini yok eder ve insanlığı helake sürükler!

Bu sebeple olsa gerek, şeytanın en çok uğraştığı işlerden biri de evlilikleri bitirmektir.

Bir hadiste anlatıldığı üzere “İblis, yapacakları kötülükleri yapmak üzere avanesini sağa sola gönderir… Hepsi yaptıklarını anlatmak üzere İblis’in yanına gelir. (Onlardan biri) ‘Falan adamı, karısından boşayıncaya kadar onun yakasını bırakmadım.’ deyince…” Şeytan, bundan çok memnun kalır ona iltifatlar yağdırır, yanı başında ona yer açar…

Şeytan da bilir ki, burada yapılan iş, sadece karı-koca arasının bozulması değildir. Her iki tarafın akrabalarını, çocuklarını derinden etkileyen, toplumsal huzursuzluğu doğuran büyük bir iştir bu!

Dolayısıyla, boşanmayı kolaylaştıranlar, ona sebep olanlar; uzlaşma mümkünken sabredemeyip boşanma yolunu seçenler, en çok şeytanı sevindirmiş olurlar.

Haliyle şeytanı sevindiren de Rabbinin sevgisini kaybeder, gazabını üzerine çeker!

Ha! Şu da bir gerçektir!

İslam dini nikâhı helal kıldığı gibi şartlar dâhilinde boşamayı da helal kılmıştır. Ancak Allah’ın en sevmediği helal iş, boşamadır!

Efendimiz (s.a.s.): “Allah’ın, helal kıldıkları arasında en sevmediği şey talaktır.”

“Evleniniz, boşanmayınız!.. Zira boşanma dolayısıyla Arş titrer…” buyurur.

İslam, boşama hakkını, güçlü dirayetinden dolayı erkeğe verir. 

Kadın, yaratılış itibariyle erkeğe göre daha zayıf ve fevri hareket etmeye meyilli yaratıldığından bu hak ona verilmemiştir.

Ve İslam, evliliğin sorunları varsa evvela merhale merhale çözüm yoluna gidilmesini tavsiye eder. Evlilik hayatının sürmesi zorlaştığında ise üç talakla boşama yolunu ortaya koyar.

Bu talakların her biri, hataları telafi etmek, fayda ve zarar üzerinde mükerreren düşünmek için büyük bir fırsattır.

İslam dışı uygulamalarda bu imkânlar yoktur!

İslam’da erkeğin malı da kadının malı da kendilerine aittir, eşlere zorla verilemez! Ve bu sebeple, Nisa 34’te “…erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar…”şeklinde belirtildiği üzere erkek, yönetici durumundadır. Böylece evliliğin en ufak bir sebeple çözülmesinin önüne geçilmiştir.

Allah’ın dininin dışındaki uygulamalarda ise evliliğin korunmasından ziyade bitirilmesi için birçok sebep mevcuttur!

Mesela bugün varlığı bir problem olan nafaka olayı, faydasından daha çok içinden çıkılmaz bir hal alan ve boşamaların ana sebeplerinin başında gelir.

Hele bir de kocanın, iyi niyetinden eşinin üzerine bir varlık kaydetmişse en ufak bir meselede kadın, erkeğe kapıyı gösterebiliyor.

Burada bir kadın-erkek ayrımcılığı yapmıyoruz, ancak çevremizde bunun sayısızca olumsuz örneğini verebiliriz. 

Evet, bugün önü alınamayan sosyal medyasıyla, çeşitli TV programlarıyla, aileyi yıkmayı teşvik eden dernek adı altındaki İslam, insan karşıtı karanlık yapılanmalarla ailenin temeline dinamit koyan o kadar çok etken var ki, ailenin ayakta kalması neredeyse bir mucize.

Zaten günümüz birlikteliklerin çoğu, kayda değer, samimi bir niyetten yoksundur. Elde tutulur bir amaç ve hedef de bulunmuyor.

Ehemmiyeti düşünülmeden gerçekleşen evliliklerin daha başında taraflar birbirine kırgın ayrılıyorlar...

Temelsiz, samimiyetsiz ve amaçsız gerçekleşen evliliklere ek olarak şeytan ve avanesi de devreye girince, ortada aile diye bir şey kalmıyor. Bunun faturasını da tüm toplum çekiyor.

Eskide kıyamet kopmuş gibi görülen nadir boşanmalar, bugün kurtuluş reçetesi olarak tüm toplumu sarmış bir ur konumunda.

Bu iyiye gidiş değildir! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

YILMAZ DURMUŞ

Evliliği Allah'ın emri Peygamberin kavli olarak kabul edip, evlenen çiftler İslami ölçülere göre yuva kurup, aynı ölçüler çerçevesinde yaşarlar ise hem bu alemde hem öteki alemde bahtiyar

Uğur

Sayın hocam, mümin erkekler evlenmek istiyorlar, ama imkanları yok, çünkü hür kadınlar olarak onları beğenip onlarla evlenecek genç ve orta yaşlı kız ve kadın kalmadı. Hepsi laikçi zenginlerin ve liboş-muhafazakâr zenginlerin yani mevcut devletin asıl sahiplerinin "güçlü" işyeri köle kadınları oldular. Kadınları zenginlere cariye ederek ve orta hâlli ve fakir erkeklere karşı ise güçlendirip kışkırtarak erkek-beğenmez ve erkek-doğrar hâle sokmak suretiyle evliliği yok etmek bir DEVLET politikasıdır, şöyle ki MEVCUT DEVLETİN yani CHP'li holdingler ve Abdullah Gül gibi NATO'cu liboş muhafazakârların politikasıdır. Erdoğan mevcut devletin gerçek başkanı değildir, fakat sadece biz müminlerin lideridir ve gönüllerimizle bazı formaliteden evrakın cumhurbaşkanıdır. Mevcut devletin asıl başkanı "boynuzlu erkek besi hayvanı holding"in başındaki kişidir. Bunu herkes biliyor, ama mümin kamptakiler de münafık kamptakiler de açıkça söyleyemiyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan da Özlem Zengin ve Sümeyye Erdoğan ve genel olarak KADEM yapılanması gibi kişiler ve kurumlar eliyle, holdinglerin elindeki mevcut asıl devletten evlilik ve aile düşmanı emirleri almakta ve maalesef çoğuna direnemeyip uygulamaktadır. Bunun suçlusu sadece o değildir, hepimiz suçluyuz. Herkes kızını zenginlere ucuz köle kadın yapmakta birbiriyle yarışıyor. Kızlarını zengin sapıtmışlara ucuz cariye yapamayanlarımız üzülüyor. Nitekim bizzat Ak Parti Erdoğan'ın partisi değil, Abdullah Gül'ün liboş-muhafazakâr partisidir; şöyle ki onun yöneticileri ve bilhassa kadın olanları Erdoğan'a değil, Abdullah Gül'ün liboş-muhafazakâr uluslararası Deccal doktrinlerine ve dolayısıyla bizzat Deccal'e (Uluslararası Beyaz Zengin Adam Tipi'ne) candan bağlıdır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23