• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

“Başka âlemlerle farkımız bizim”!

23 Kasım 2023
A


Nusret Reşber İletişim:

Hem hayat hem de ölümün olduğu imtihan dünyasındayız.

Bu dünyada iyilikle yücelmek de, kötülükle alçalmak da var.

“İyilikle kötülük bir olmaz…!” (Fussilet 34) inancını kuşandık!

“Size ne oldu da Allah yolunda ve “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!” diyen çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” (Nisa 75) çağrısına duyarsız kalmadık! 

Babası savaşta ölen yetim çocuğun ağladığını gören Peygamberin: “Ben baban olayım, Âişe de annen olsun, istemez misin?” dedikten sonra “yetimi giydiren, karnını doyuran, üzüntüsünü sevince boğan” örnekliğini özümsedik.

“Ya Rasulallah! Kalbim çok katı; bunu gidermek için ne yapmalıyım?” sorusunu: “Yetimin başını okşa, yoksulu doyur ki kalbinin katılığı kalksın” diye cevaplayan Peygamberin tavsiyesini baş tacı ettik...

Kimi, doğmamış bir bebekle bir toplumu öldürmek arasında fark gözetmeden hunharca katleder!

Biz ise, onlara söylenen, onların sahiplenmediği hakikati sahiplenerek, “…kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur…” prensibini yüklendik…

Gözlerini dünyaya yeni açan bir bebekten, hayatının son anlarını yaşamakta olan bir piri faniye; ölümcül hastalıkla pençeleşen hastadan, savaşta yara almış bir insana kadar, “kaç kişiye ulaşabilir, hayata döndürebilirsek kârdır” umudu ve inancıyla bağrımızı açtık/açmaktayız.

“Bir gece ansızın gelebiliriz” ifadesinin gereğini yapmak mümkünken, daha haklı ve kökten çözümcü bir yolu sabırla beklemeyi, yüreğimiz kan ağlayarak tercih etmeyi doğru bulduk!

Tıpkı, nice azmış kavimleri, “El-Kahhâr” ismiyle kahreden Rabbimizin,  “Es-Sabûr” ismi gereği cezalandırmayı tehir edip, sabırla beklediği gibi…

İşte böyle…

Bütün yakınlarını kaybetmekte olan, hayatları tüm varlıklarıyla yok edilen bir insanlığın acısını, kendi acısı gibi gören bir milletin evladı olmak ne onur verici bir durum!

Elhamdülillah ki, tüm insanlığın sessizliğe gömüldüğü, insanlık namına bir adım dahi atmaya çekindiği bir ortamda sessiz kalmamak adına, mükerrerce dünyayı dolaşan/dolaşmakta olan, bu çığlığa kulak veren bir millet hâlâ var dünyada.

Böyle bir ülkede yaşamaktan bir kez daha gurur duyuyorum!

Yeterli mi? Değil tabii ki kat edilen mesafe!

Ama diyoruz ki, “Karınca kararınca”!

Bir haksızlık karşısında, bir vahşet sergilendiğinde yapılabilecek tüm imkânlar kısıtlandığında/tükendiğinde bizi ayakta tutan iman gereği kalbimizle hiç olmazsa nefret duyuyor ve lanetliyoruz yapılan olumsuzlukları.

Bu kâfi gelmeyen çırpınışımızla, duyarlılığımızla, gücümüz yettiğince farkımızı ortaya koymaktan çekinmiyoruz!

Tarihimiz boyunca, nerede bir mazlum gördüysek hep imdadına koştuk.

 Filistin’in haklı davasını da ilk gününden beri davamız bildik; yalnız bırakmadık, hep yanında durduk.

Bugün de, iki aya yakındır Gazze’de yaşanan vahşette, mazlumların yanında olma çabasını ortaya koyduk ve sürdürmekteyiz.

Sadece Filistinliler için olmadı çırpınışımız, tüm dünya mazlumları için oldu, olmaktadır! 

Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da ifade ettiği gibi, “Türk özlenendir, gözlenendir. Türkler mazlumların, başı dara düşenlerin yanındadır. Biz de Gazzelilerin yanında olarak bunun hakkını vermeye çalışıyoruz.”

Evet, bu farklılığımızı, Üstad Necip Fazıl Kısakürek de şöyle dillendiriyor:

“Kırılır da bir gün tüm dişliler

Döner şanlı şanlı çarkımız bizim

Gökten bir el yaşlı gözleri siler

Şenlenir evimiz barkımız bizim

Yokuşlar kaybolur çıkarız düze

Kavuşuruz sonu gelmez gündüze

Sapan taşların yanında füze

Başka âlemlerle farkımız bizim

Kurtulur dil tarih ahlak ve iman

Görürler nasılmış neymiş kahraman

Yer ve gök su vermem dediği zaman

Her tarlayı sular arkımız bizim…”

Bu farklılığımızı biz, imanla eşit görüyoruz.

Hakkı savunacak hiç kimse kalmasa dahi hakkın müdafisi biz olacağız!

Bu düşüncelerle tüm dünyanın, İsrail’in uyguladığı soykırım vahşetine biz sessiz kalamadık. İlk günde tüm dünyayı bu çığlığa kulak vermesi için dolaştık. Tüm Türkiye olarak devletin her kademesinden vatandaşına kadar elimizi taşın altına koyduk.

Direkt savaşa müdahil olamadık, derdimiz de savaşın sürmesi değildi, barışın hemen tesisi olduğundan buna ağırlık verdik.

Bir taraftan da ilk yardım malzemelerini mazlum insanlara ulaştırmak için yola koyulduk…

Orada tedavisi tehlikeye düşen insanlara el uzattık, ilk etapta kanser hastalarını, sonrasında diğer hastaları ülkemize getirmeye başladık.

Bunları yaparak tüm dünyaya farklılığımızı ilan ettik adeta.

Tedavi için getirdiklerimizle diyaloğumuz, o kadar samimi ve candandı ki, gelenler de onları karşılayanlar olarak bizler de bir yakınına kavuşuyor sevinci ve hissiyatında olduk.

Öyle bir güven verdik ki dünyaya İsrailli vatandaşlar dahi rehineleri için bize sığınır oldu düşünebiliyor musunuz?

“Biriniz kendisi için istediği şeyi din kardeşi için de istemedikçe (kâmil) mümin olmaz” şiarını kuşandık çünkü.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Haydar Onal

Sayın Nusret Reşber. Bu milleti yüzyıllardır, oyaladilar,zihinlerimizi yikadilar,bizi bebek gibi uyuttular, adamlar malları götürdüler. Filistin ve İsrail arasındaki savaş nedeni tv programlarında anlatılıyor,emperyalist ülkeler doğalgaz ve ticaret yollarını ele geçirmek için savasiyorlar.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23