• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Altın kalpli bir baba

19 Ocak 2023
A


Nusret Reşber İletişim:

 

Hz. Musa, Medyen suyunun başında hayvanlarını sulayan kalabalığa karışmayan “…iki kadın gördü. Onlara, ‘derdiniz nedir?’ diye sordu. ‘Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (hayvanlarımızı) sulayamıyoruz; Babamız da hayli yaşlı (olduğundan bu iş bize kalıyor)’ dediler.  

... Az sonra, (davarlarını suladığı) o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona geldi: ‘Babam’, dedi, ‘bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor...’ (Daha sonra da) Kızlardan biri, ‘Babacığım, onu ücretle tut. Herhâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır’ dedi.” (Kasas 23-26)

Kur’an’da burayı okuduğumda hep o ve iki kızı canlanır gözümde.

Ayette anlatılan iki peygamber ve birinin kızları, diğerinin de müstakbel eşi de olsa çok benzerlik var. Zaten Müslümanın hayatı Kur’an olması gerekmiyor mu?

Kur’an baştan sona örnek alınması gereken müminleri anlatıyor!

Ne mutlu hayatı Kur’an ile örtüşene!

Allah Resulünün hayatı sorulduğunda Aişe (r.a.) validemiz “Siz Kur’an okumuyor musunuz? O’nun hayatı Kur’an’dı!” buyurur.

Resul-i Ekrem (s.a.s.) de cennetlik bir babayı şöyle tarif ediyor: “Üç kız çocuğunu terbiye edip evlendiren ve onlara iyilikte bulunan…” veya “İki kız evladına güzel muamele eden, mutlaka Cennete girer.” (Buhari, İbni Mace) 

Tunceli’de inşaat teknikeri olarak çalıştığı sırada, kaldığı otelde sohbet veren bir hocadan bahsederdi. Onun tesiriyle, nefis tezkiyesi için gündüzleri oruç tuttuğunu anlatırdı.

O sıralarda askerdeki ağabeyi kaybolur... 

O günleri anlatırken saf ve temiz kalpliliği kendini gösteriyor.

“Ağabeyim Hamdi, askerde komutanının attığı dayakla hastanelik olmuş ve tedavi gördüğü hastaneden de kaçıp kaybolmuş diye haber aldım.

Her yere –bize ulaşabilsinler diye- not bıraktım…

Bu olayın hüznünü yaşadığım bir gündüz vakti, çalıştığım şantiyenin yakınında bir adamla karşılaştım. Bana, “Bir Fatiha, üç suret-el ihlâs, her derde deva!” dedi. Ben, “suret-el ihlas nedir?” diyecektim ki, o kişi o açık alanda ortadan kayboldu.

Olayı arkadaşıma anlattığımda, “O, Hızır (a.s.)’dır neden elini öpüp bir istekte bulunmadın” dedi. Ve meğer “Kul huvellâhu ehad” diye okuduğum surenin adıymış “suret-el ihlâs”…

Bu sureleri okuduktan kısa süre sonra da karakoldan, ‘gelin hastanız burada’ diye haber geldi”.

Devlet memuru olarak çalıştığı dönemde, yüklenici firmalar için hak ediş raporu hazırlamakla görevliyken, bazı arkadaşları rüşvet pazarlığı içindeyken o, hiçbir usulsüzlüğe rıza göstermiyor, çekmecesine bırakılan paraları da ahlaksızların yüzüne fırlatıyor.

Arkadaşları rüşvette onu pazarlık konusu ettiklerini, “bak, bu rakamı kabul etmezsen seni hocaya göndeririz!” şeklinde konuştuklarını anlatıyorlar. 

Bu duruşu sebebiyle resmi dairedeki lakabı “Hoca” oluyor. 

4-5 yıl önce Alzheimer ve Parkinson başlangıcı teşhisi konuldu.

Bu zamana dek gece yarısı sabah namazına kadar Kur’an okurdu. Mardin Arapçası ana dili olduğundan Kur’an’ı yüzeysel olarak anlardı ve bunu bizimle paylaşırdı “ben burayı böyle anladım, doğru mu?” diye.

Eşi genç yaşında vefat ettiğinde biri erkek, ikisi kız, üç çocuğu, henüz ortaokul öğrencisiydi.

Yakın çevresinden “seni evlendirelim” gibi teklifleri, çocukları üzülüyor diye reddediyor. Ve kendini adadığı çocuklarına hem baba, hem ana oluyor.

Çocuklarına nasıl bir ahlak aşıladığına tüm çevresi şahit.

Öyle bir terbiye metodu ki, hayatının son anlarında, yoğun bakımda dahi çocukları o alışkanlıkları gereği günlük yaşayışlarını rapor edercesine onunla paylaşma ihtiyacı hissediyor ve her iki taraf da bununla huzur buluyor.

Çocuklarına iyi-kötü, doğru-yanlış demeden geri dönüş terbiyesi aşılayan bir ebeveynin hiçbir endişesi kalmaz!

Nitekim verdiği onca emeğin meyvesini hayatının son demine kadar aldığına şahidiz. “onlara ‘öf!’ bile deme” ayetinin gereğini yerine getirdi çocukları. 

22 yıl geçti kendisiyle tanışmamızın üzerinden…

Öncesinde beyin, fıtık, kalın bağırsak ameliyatı geçirmiş, son zamanlarda da tansiyon, kalp yetmezliği, prostat vb. hastalıkları sebebiyle günde bir avuç dolusu ilaç alıyordu. Buna rağmen ağzından bir şikâyet duymadık ve “benim bir şeyim yok, bunları bana neden veriyorsunuz?” derdi.

İki ay önce safra kesesi ağrısıyla hastaneye kaldırıncaya kadar da böyleydi.

“Nasılsın baba? dediğimiz de “Elhamdülillah, iyiyim” diyordu.

İşte benim tanımımla bu “altın kalpli insan”, kayınbabam İsmet Sekizkardeş’tir. Geçen pazar 22 gündür kaldığı yoğun bakımda ruhunu Hakk’a, teslim etti.

Onun gibi güzel bir insanı kaybetmenin hüznü içinde olsak da çok sevdiği Rabbine görevini tamamlayıp gittiği için (inancımız böyle) müsterihiz.

Ona ve tüm geçmişlerimize Allah rahmet eylesin. Mekânları Efendimizin komşuluğu olsun inşallah…

Not: Bu acı günümüzde başsağlığı dileği, araç, yemek tahsisi hizmetiyle yanımızda duran Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan BAHADIR ve ekibine, bizi yalnız bırakmayan, Akit Medya Grubu, Akit TV Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Karahasanoğlu’na, Yeni Akit Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu’na, mesai arkadaşlarımıza ve gerek arayarak gerek bizzat gelerek taziyelerini ileten eş dost tüm yakınlarımıza teşekkür ederiz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

S uysal

Allah rahmet eylesin mekanı cennet eylesin

Haymana lı

Nusret bey, başınız sağ olsun, yazınızda belirttiğiniz gibi ne güzel bir insanmış... Kendini rüşvetten uzak tutmuş... Ben de inşaatlarda kontrollük görevi yaptım... Bu işler rüşvete açık alanlardır... Ne mutlu sizin kayınpederinize Allah rahmet eylesin...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23