• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

“Allah Müminlerin dostudur…”

22 Aralık 2022
A


Nusret Reşber İletişim:

 

Kur’an’da Allah’ın evliyasından (dostlarından) bahsedildiği gibi şeytanın evliyasından da bahsedilir. Keza Kur’an’da “Allah müminlerin, müminler Allah’ın; şeytan inkârcıların ve zalimlerin, inkârcılar ve zalimler de şeytanın velisidir, müminler müminlerin ve kâfirler de kâfirlerin dostlarıdırlar” şeklinde ifadeler yer alır.

Veli/dost edinmek veya edinmemekle ilgili bazı ayetler şöyle:

Sen onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: “Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur.” Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki artık Allah sana ne dost ne de yardımcı olacaktır. (2-Bakara 12)

 “Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.” (2-Bakara 257)

“Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost edinirler. Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Bilsinler ki şeref ve kudret tamamen Allah’a aittir.” (Nisâ: 139)

Ey iman edenler! Yahudileri ve hristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (5-Mâide 51)

“Kim Allah’ı, Peygamber’ini ve inananları dost edinirse bilsin ki, Allah’tan yana olanlar şüphesiz üstün gelirler.” (5-Mâide 56)

“İyi bilin ki Allah’ın dostlarına korku yoktur. Onlar üzüntüye de uğramazlar. (Ki o) Veliler, Allah’a imân edip O’nun emirlerine aykırı hareket etmekten sakınan insanlardır. Onlara dünya hayatında da âhirette de müjdeler vardır.” (10-Yunus 62-64)

Allah’ın, anlaşılsın ve hayata tatbik edilsin diye gönderdiği dinden insanlar uzaklaştıkça hakiki din de onlardan uzak kalıyor. 

Ve insanlar gönderilen ilahi dine uymaları gerekirken o dini kendilerine uydurma gibi bir hadsizliğin içine saplandıkça, kendileri gibi inandıkları din de, (din sandıkları) uygulamaları da manasızlaşıyor.

Sonra din sandıkları yaşam tarzları, hayatlarında var olmakla olamamak arasında hiçbir fark teşkil etmemekte.

Allah’ın sınırlarını kalın çizgiyle belirlediği ve tahrif edilmeden geldiği gibi yaşanılması emredilen din diye bir şey kalmadığından böylelerin, kimi dost, sırdaş edinecekleri, kimi de hasım kabul edecekleri belirsizleşiyor.

Hayatları darmadağın, karmakarışık ve daha da ötesi zifiri bir karanlığa dönüşen bu zavallılar, “Körle yatan şaşı kalkar” atasözünde olduğu gibi o karanlığın içinde debelendikçe kendilerini aydınlıkta sanıyor. 

Yukarıda verdiğimiz ayette Allah Teâlâ, iman edenlerin dostu olduğunu ve onları karanlıktan aydınlığa çıkardığını belirtir. Kâfirlerin dostlarını ise (onları azdıran hak ve hakikate ulaşmalarına mani olan) tağutlar olarak açıklar ki, o tağutlar, o inkârcıları tam tersine aydınlıktan zifiri karanlığa iter.

“Yahudileri dost edinmeyin…” deniliyor ayette. Başka ayette bu, şöyle açıklanır: “Sen onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır”.

Bunu Resul-i Ekrem (s.a.s.) ve sahabesi çok güzel anlamış ve hayatlarında da uygulamıştı. Öyle ki anne ve babaları, kardeşleri dahi olsa küfrü imana tercih ediyorlarsa onlara sevgi beslememeleri ikazı yapıldığında tereddütsüz buna riayet etmişlerdi.

Bedir esirlerine karşı uygulamalarında bunu net görüyoruz. Musab (r.a.), esirler arasında olan öz kardeşi için yanındaki mümin sahabeye, “onun elini sıkı bağla, kaçmasın annesi zengindir…” diyor. Öz kardeşi, “ben senin kardeşinim, benim için nasıl böyle davranırsın…” dediğinde, Musab, “benim kardeşim elini bağlayandır…” diyebiliyor.

Münafıkların reisinin oğlu Abdullah, babası Resul-i Ekrem ve Müslümanlar için ileri geri konuştuğunda hiç tereddüt etmeden, “Ey Allah’ın Resulü, izin ver, babamı ben öldüreyim…” diyebiliyor.

Tabii Resulullah buna izin vermediği gibi biz de böyle bir şeyin doğru olduğunu iddia etmiyoruz. 

Dediğimiz, Allah’a gönül veren müminleri gerçek dost edinmek, yanında durulması gereken kişiyi seçmede Allah’ın emrettiği gibi davranmak ve bu hususta tavrımızı net ortaya koymaktır.

Geçici dünya menfaatlerimiz için inancımızı beş paralık etmemektir!

Resulullah (s.a.s.) buyurur: “Kim Allah için sever, Allah için buğz eder, Allah için verir, Allah için menederse imanı kemale erdirmiştir.” (Ebu Davud, sünnet, 16)

Sonuç: Hangi çağda olursa olsun, Allah katında en sevimli/değerli kişi, O’na en yakın olan muttaki vasfını haiz kişidir. Ve en sevimsizi de Allah’ı, Peygamberini ve dini Mübin’i inkâr ve ret eden şahıstır. Dolayısıyla kimi dost edineceğimiz, kimin yanında yer alacağımız, kiminle yürüyeceğimiz bu ölçüler dâhilinde olmalıdır.

Yaşadığı gününün şartlarını bahane ederek hiç kimse lakayt davranamaz. Ve inandığını söyleyen hiçbir mümin, hangi zaman ve mekânda olursa olsun Müslümanları bırakıp şirin görünmek adına İslam karşıtı kesimlere meyledemez! İzzet de şeref de kurtuluş da acı ve tatlı gününde müminlerin yanında durmaktadır.

Yüce Allah buyuruyor. “Asıl güç ve izzet Allah’ındır, Resûlünündür ve Mü’minlerindir…” (El Münafikun 8)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

PALAVRACI

NASIL DOST HEPSİ AÇLIK SEFALET DİNİ DESBOTİZMİN ALTINDA İNİM İNLİYORLAR AFGANİSTAN PAKİSTAN BANGALDEŞ İRAN YEMEN SUDAN MELAZYA ENDONEZYA

NUSRET REŞBER

YAZAR TAMDA GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARINDAN BELLİ BİR GRUPTAN BAHSEDİYOR.BRAVO.KENDİSİNİ TEBRİK EDİYORUM.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23