--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zulümle örülen asırlık zincirlerin kırılması

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

İslâm coğrafyasının sakinleri olarak hilafetin ilgasından bu yana yasal ve kamusal yalanlara yaslanarak/dayanarak namluyu millete doğrultan, yurtta kardeş kanı akıtan, dinine göre yaşamaya çalışan Müslümanları korkutan keyfî, küfrî ve cebri vesayetçi kadrolarla karşı karşıyayız.

Kendi topraklarımızda kula kul olanlar, küresel firavunların emriyle akıtıyorlar her gün kanımızı. Bu ülkenin her taşı, her ağacı meddâh olup anlatıyor âhımızı! Rabbimiz buyuruyor:  “Allah’ı zalimlerin yaptığı şeylerden sakın gâfil sanma. Sadece onları gözlerin dehşetten dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor“ (İbrahim Sûresi/ 42) Bu âyet-i kerime bizleri müjdeliyor. Vakit, zulümle örülen asırlık zincirlerin kırılma vaktidir. Firavunların işidir Müslümanları cebir ve şiddetle dinlerinden ayırmak. Müslüman için azad kabul etmez vazifedir; Firavunlara karşı ehli imanı kıyama çağırmak!

Haksızlığı hak iddia edenlerden hak taleb etmeyi ibadet sayanların devrindeyiz. Yusuf’un düştüğü kuyularda bir başımızayız, unutulmuşuz. Yüreğimizdeki bütün güzellikler açgözlü çekirgelerin işgali altında. Meveddetin ve rahmetin enkazında kalan bütün gülümsemelerimiz çürüdü. İçinde hakkın olmadığı, Hak›tan beslenmeyen her şey kör ve topaldır. Haksızlığı hak iddia edenlerden hakka ve adalete riayet etmeyi beklemek, hakikat mizanında değeri olmayan hayaldir.

Müslümanlar kıyamet şartlarını yaşasalar dahi vazifeleri; son Peygamber Hz. Muhammed (sav)’in örnekliğini/önderliğini esas alarak Allah’tan gelmiş olan son kitaba uymaktır. “Kitab”a uymak yerine “kitabına uydurmak”, doğrudan doğruya şeytanın adımlarına tabi olmaktır. Müslümanları; “kitab”a uymayı mahkûm ederek, “kitabına uydurulan” söylemler ve söylemler bitirecektir. Bu nedenle diyoruz ki; Kitabullah’a uymayı öncelikli hale getirmeliyiz. Kitabullah’a uymayı kolaylaştıran adımları sahiplenmeliyiz. 

Sözün makamını ve maksadını göz önünde bulundurmayanlar, her duydukları söze düşman kurşunu muamelesi yapmaktan kurtulamazlar. Günlük değişen duygular, yollara döşenmiş mayınlara benzerler. İman ile terbiye edilmezlerse her an patlayabilirler.

“Biz de mü’miniz“ deyip de dinin mukaddes tanıdığı değerlere karşı lâubâlilik, pervâsızlık ve saygısızlık edenler her gün yaşarlar küfrün kucağında. Bunun için her gün biraz daha eriyoruz devlerin dert ocağında. Doğmak ölümü aratmıyor İslâm’ın şu mahkûmiyet çağında! 

Yaşadığımız bu asırda çok Firavunlu bir dünyanın sakinleri olduk. Bu cihan çok Firavun gördü, çok Nemrud gördü, çok Ebu Cehil gördü. Ancak Hz. İbrahim (as)’in davası hepsine galebe çaldı. Çaresizlik anında duadır benim kılıcım. İnancım o ki; mazlumun ahıdır en belalı kıvılcım!

Zulüm ile abad olanların değil, berbat olanların devrindeyiz. Nefsini bilenlerden değil silenlerden olanlar, hayatın sillesini yemeye mahkûm olanlardır!

Dini çiğnenip yok edilmek istenildiğinde dini için ayağa kalkmayanı, ayağa kaldıracak, ayakta tutacak bir “Dinü’l kayyim”i yok demektir.

Durduramazsak şirk için, küfür için çağlayanları; çöker hayatın katmanları, akreplerin gözleriyle kırılır zamanın aynaları!

Hilafetin ilgasından bu yana saadetin dilencisi olduk düşlerimizde. Güneş doğarken biz yolları kaybettik içimizde!

Kişinin gönlünde tükenmişse iman, sırtında yoksa dava denilen yük. Karşılaştığı her fani onun nazarında Allah’tan büyük!

Müslümanlar kin ile değil din ile idare olunurlar. Müslümanları din yerine kin ile idare etmeye mahkûm edenler, beddualar evine bekçilik edenlerdir. Kişi dinini Allah’tan almak yerine alıyorsa hevesinden; müjde bekler beddualar evinden.

Mü’min isen her yerde ve her zaman mü’min kardeşinin yanında kal. Mü’min kardeşini bırakıp başkasına kaçıyorsan bil ki peşinde olduğun hakikat değil hayal!

Öyle bir zamana düştük ki; filler yardım bekliyorlar kelebeklerden. Anne-babalar ders almaya çalışıyorlar bebeklerden. Cihadsız gün geçirenler birer avare gibi mahrum kalmışlar ötelerden!

Çağın Haçlı seferlerini yeniden başlatanlar, hayata mercek yaptılar savaşın gözünü. Kanlı ve derin katliamlarla gelerek ateşle boyadılar yeryüzünü. Diniyle idare olunmasına müsaade edilmeyen Müslüman için ülkesi gurbet gibidir. Onun için hayat rü’yet gibidir. Müslüman olarak vazifemiz; Allah yoluna konulmuş engelleri ortadan kaldırıp, Allah’ın yolunu açmak ve sonuna kadar açık tutmak, tuğyan ve isyan yolunu bir daha açılamayacak şekilde kapatmaktır.

Müslümanlar, zulümle örülen zincirlere bağlı yaşayamazlar. Zulümle örülen asırlık zincirlerin dayanakları ideolojilerdir. İdeolojiler, Allah’tan gelmiş olan vahye meydan okumanın belgeleridir. İslâm topraklarında dokunulmazlık zırhına bürünmüş olan ideolojilerin dokunulmazlığını ortadan kaldırmak, bütün insanlığa iyilikte bulunmakla birlikte Müslüman için köküne sadık kalmak anlamına da gelir. 

Müslüman olarak ihanet etme köklerine. Köprüler kurarsın hayatı bölen nehirlerin kalbine!

 

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle