• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI
05 Ağustos 2020

Yaşadığımız zamanın şahidleriyiz

Türkiye’de Ayasofya’nın ibadete açılmasına hep beraber şahid olduk. Ayasofya’nın ibadete açılışı, Bizans artıkları tarafından Müslümanların fetret devrinden çıkış iradelerinin ayak sesleri olarak kabul edildi. Müslüman mazlum ve masum coğrafyalara da bir müjde haberi olarak düştü. Mescid-i Aksa’nın hürriyetine müjde kabul edildi. Bakınız İngiliz Bankacılık ailesinin üyesi ve Yahudi Politika Araştırmaları Enstitüsü Onursal Başkanı Jacob Rothschild şöyle feryad ediyor: “Türkiyeli Müslümanlar İslâm’ın kılıcıdırlar. Onların Muhammed’in dinine sahip çıkmalarına asla izin veremeyiz. İlk yapacakları İsrail’i haritadan silmek ve yeniden Viyana’ya gitmek olacaktır.” Şu inkârı nâmümkün olan bir gerçektir: Ayasofya’nın ibadete açılışıyla dâhili ve harici Bizans çocukları ve avaneleri paniğe kapılmışlardır. Bizans’ın çocukları da biliyorlar ki biz Müslümanlar “Önce kendimize nizam, sonra âleme nizam” kavlü kararımızdan asla ve kat’a ferağat etmeyiz. İnancımız şu ki; insanlık dış kalıbından sıyrılıp Allah’a yürümeli ki necat bulabilsin. İ’layı Kelimetullah davasını önce kalp, sonra letaifler, en nihayet tüm vücuda yaymalı ki iç nizam-ı âlem tesis edilebilsin. Her birimiz bir ülkeyiz. Kendimizi fethetmeden hiçbir kimseyi, hiçbir ülkeyi fethedemeyiz. Bakışlarımızı iç dünyamıza çevirip bütün kuşkulardan sıyrılmalı ki insanlığın susadığı Nizamı âlem bir hayal olmayıp gerçek olabilsin. Zaten “Önce kendimize nizam, sonra âleme nizam” sözünden maksat da budur. Bu dünyada imanı olan her mü’minin hedefi, İ’lay-ı Kelimetullah’tır.

Peygamber Efendimiz, gerçek manada Allah uğrunda cihad edenin kim olduğu sorusuna cevap verirken şöyle buyurmuştu: “Sadece Allah’ın adı yüce olsun diye (İ’lay-ı Kelimetullah için) cihad eden kişi Allah yolundadır.” (Sahih-i Buhârî, “Cihâd”, 15; “Tevḥîd”, 28; Müslim, “İmâre”, 149-151)

Hz. Peygamber’den itibaren Müslümanların gerek inançları konusunda uğradıkları baskılar gerekse İslâm’ı tebliğ hususunda karşılaştıkları engeller sebebiyle giriştikleri, beşerî ihtirasların hâkim olduğu istilâlardan ayrılması için “fetih” diye adlandırılan savaşların temel amacı da İ‘lâ-yı Kelimetullah olmuştur. 

Hz. Muhammed (sav), bize “Tek Ümmet”i miras bıraktı, biz onu yüz parçaya böldük. Düşman elinden değil kardeş kardeşe öldük! 

Fetih ruhu yeniden uyanmıştır. İçimizdeki gizli Bizans lobisinin, Batı hayranı yerli iş birlikçilerin dış kaynaklı tazyik ve telkinlerle mukaddesat irademizi yıpratma, mabetlerimizi sorgulama ve itibarsızlaştırma hamleleri akamete uğramıştır. Yunan çatlasa da patlasa da Ayasofya artık ibadete açılmıştır. Fetih, tesadüfen takılmış zafer tacı, sürpriz şekilde elde edilmiş başarı beratı değildir. Uzun senelere dayanan muazzam bir hazırlık evresi, devrin ileri ve ilmi tekniklerini tebarüz etmiş kavrayış enginliği ve vizyon derinliği fethin hamurunu yoğuran başlıca amillerdendir. Memleketin çektiği mazlum Habillerden değil, katil Kabillerdendir.

İslâm topraklarında siyasi ve ekonomik operasyonları vahşice kurgulayanların ilham kaynağı Bizans tahrikidir. Asrımızda Bizans ruhu, küresel bir mikroba dönüşmüştür. Ayasofya’nın ibadete açılışını kınayan Papa konuştu ve sustu. Ama ülkemizdeki “Papa’nın Papatyaları” hâlâ susmadı!

Yaşadığımız zamanın şahidleriyiz. Türkiye’de hilafetin ilgasından sonra devlet imkânlarıyla, despotik yöntemlerle, halkın rızasını çiğneyerek Türkçe ezan, Kur’an eğitimi ve başörtüsü yasağı, Kürtler ve Kürtçe konuşma yasağının üzerine bir toplum inşa etmeye kalkışmanın bir ütopya olduğu tescillenmiştir. Artık Türkçe ezan değil Arapça ezan okunuyor, Kur’an eğitimi ve başörtüsü serbest, Kürtlerin varlığı kabul edilmiş ve Kürtçe konuşmak serbest hale gelmiştir. Haksızlık ve hukuksuzluk üzerinden yükseltilen inkâr ve asimilasyon, askeri vesayet ve darbe geleneği gibi alanlarda Kemalist ütopyanın duvara tosladığını görmemek, akıl ve kalp körlüğünden başka bir şey değildir.

“Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.” Âl-i İmran Sûresi/ 53)

Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde dine, imana, ümmete, hilafete, şeriate getirilen yasaklar bir bir kalkacak ve bizler de yaşarsak buna hep beraber şahid olacağız. Allah’ın yasakları asli ve ebedi, kulların yasakları ise arızi ve geçicidir. Sabır ve metanetle haktan ve hukuktan ayrılmadan sefer devam edilecektir. Sefer ve tedbir bizden, zafer ve takdir Allah’tandır. 

Hz. Muhammed (sav)’in yolunda yürüyor ümmeti her yaştan. Dünya O’nun şanını duysun havada uçan kuştan. Taş kalplilere inat, İslâm hayata hâkim olacak sevgiyle şenlenecek kâinat. Öyle bir zamana düştük ki; kimsenin umurunda değil dünya çocukları, tok veyahut aç. Yürekler sevgiye, merhamete, adalete muhtaç!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şahika

Rabbim ayaklarınızı sırat-ı mustakîmden ayırmasın,yar ve yardımcınız olsun.... Teşekkürler...!
  • Yanıtla

Nazım

La yı guzel anlatmışsınızda , kitabinızda , lakin Istanbul sozlesmesi ve Ak partinin Acmazları Haramlari helal , Helalleri haram yapışı hakkında en ufak bi sey Yazmamişsınız.Ne yani Sapkınlara destek veren lere Goz mü yumalım elestirmeyelimmi.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı