--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Vicdanın sadakası

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
4

 

İnsanoğluna ait olan her vicdan diyor ki, “Allah var”. Ne insan başıboş bir divane, ne şu âlem sahipsiz bir virane... İnsanı bu tezgâhta dokuyan biri var... Hiç şüphesiz O da Allah’tır. Ve insan her şeyiyle O’nun...

İmana ters düşen bir vicdanla, vicdana ters düşen bir akılla amel edilmez. Bir hakikati vicdanen biliyorsak, onun olmadığına dair getirilen bütün aklî deliller demagojiden ileri gitmez. Meselâ, yaptığımız bir haksızlık için vicdan azabı duyuyorsak, aklımızın ileri süreceği hiçbir özür, derdimize deva olmaz. Vicdanın sesi, fıtratın sesidir. Bütün sesler susturulabilir ama vicdanın sesi susturulamaz.

İnsan birçok hakikati vicdanen bilir. Görme, işitmeden ne kadar farklı ise, vicdanen bilme de aklen kavramadan o kadar ayrıdır. Vicdanda kıyas, mantık, fikir yürütme, hipotezler kurma yoktur. O, bütün bunlara muhtaç olmaksızın, hakikatleri doğrudan bilir. Maviyi yeşilden gözümüzle ayırt ettiğimiz halde, şefkatin sevgiden, yahut korkunun endişeden farkını vicdanen biliriz. Vicdanın terazisi, fıtratın kantarıdır. İnsan vicdanı kadardır.

İnsan kendi varlığını da vicdanen bilir. Bunun için düşünüp taşınmasına, “Acaba ben var mıyım, yok muyum?” diye bir soru ortaya atmasına ve sonunda “Madem ki düşünüyorum, öyle ise varım” gibi deliller getirmesine ihtiyaç yoktur. İnsan, kendi varlığı gibi, kendi sıfatlarını da yine vicdanen bilir. Hayatta olduğunu, ilmi, iradesi olduğunu, görmeye, işitmeye sahip olduğunu hep vicdanen bilir. Bundan şüphe ettiği olmaz.

İnsan, gözüne inanmayabilir; “Acaba yanlış mı gördüm” diye gözlerini ovuşturup yeniden bakabilir. Keza, aklına da inanmayabilir; “Yanlış mı anladım” diye yeniden okuyabilir. Ama vicdanı hususunda, onun bildirdikleri hakkında böyle bir tereddüde düştüğü olmaz.

“Sizi üzen insanlara hâlâ selam verebiliyorsanız bu vicdanınızın sadakasıdır.” Kötülere rağmen her iyilik vicdanda yeniden yaşar. Vicdan, Allah’ın insanoğluna yadigârıdır. Ona ihanet eden iflah olmaz.. Vicdan, sözlükte “bulmak, zenginleşmek, sevmek, üzülmek, öfkelenmek” anlamlarındaki vecd kökünden masdar olan vicdân ve aynı kökten vücdâncide gibi kelimeler “bolluk, rahatlık, zenginlik”, vecd ise “üzüntü”, ayrıca “sevgi” mânasına gelir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “vcd” md.; Lisânü’l-ʿArab, “vcd” md.). Terim olarak vicdan insanın içinde bulunan ahlâkî otorite, ahlâkî değerler ve eylemler hakkında hüküm verme ve yargılama yeteneğini ifade eder. Yine aynı kökten vâcid (zengin) hadislerde esmâ-i hüsnâ arasında zikredilir (Tirmizî, “Daʿavât”, 82; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 10)

Kur’ân-ı Kerîm’de vicdan kelimesi geçmemekle birlikte birçok âyette insanda bulunan ve onun iradî fiillerini ahlâk ölçülerine göre denetleyen, iyilik yapmaktan sevinç, kötülük yapmaktan ıstırap duyan bir ahlâkî melekeden söz edildiği, tövbenin de böyle bir vicdanî hesaplaşmanın ürünü sayıldığı görülür (meselâ bk. en-Nisâ 4/17-18; el-Mâide 5/38-39; en-Nahl 16/119).

Fıtratı bozulmamış her insan iyi davranışlarından dolayı mutluluk ve huzur, kötü davranışlarından dolayı üzüntü, suçluluk ve pişmanlık duyar. Sonuçta vicdan kişinin davranışlarında tutarlı olmasını, kendi kendini denetlemesini sağlayan bir otoriteye dönüşür. “Müftiler sana fetva verseler de sen yine kalbine danış” hadisi de (Müsned, IV, 194, 224; Dârimî, “Büyûʿ”, 3) doğru inançlarla desteklenen vicdanın değerini ve güvenilirliğini gösterir. Vicdan, insanın bozulmamış fıtratını / yaratılışını ifade eder. Kur’an neyi emretmiş veya yasaklamışsa vicdanda bunun tasdikçisi vardır. Vicdan haksız kazançtan rahatsızlık duyar. Kur’an da her türlü haksız kazancı yasaklar.  “Hırsız bizim hırsızımızsa onu koruruz” diyenler, imanları bozulmuş, akılları çürümüş, vicdanları delinmiş kimselerdir.

Vicdan, Allahû Teâla’nın ruha koyduğu insaf ve merhamet hislerinin yöneticisidir. Vicdan, sürekli kişiyi doğru olana, insani olana yönlendirir. Haksızlık karşısında içten gelen sızı ve hak olanı bulma yolundaki ilk adımdır. Günümüzde yitip gitmeye yüzünü dönmüş olan bu özelliğin tamamen yok olmaması ve canlı kalabilmesi için gerekli olan şey “iman”dır. Bu açıdan bakıldığında vicdan, ruhun manevi bir kuvvetidir. İnsanı iyiyi kötüden hayrı da şerden ayırt etmeye vakıf kılar. Vicdan, hakikati bulma ve buldurmadır. Vicdan; iyiyle kötüyü birbirinden ayıran; iyiden haz, kötüden gam duymaya sebep olan manevi bir histir. Başka bir ifadeyle ahlaki vazifelerin yerine getirilmesi için bir murakıp ve müeyyidedir. Vicdanın sadakası, hakkı ve hakikati bilmek ve bildirmektir. Sevmek, sevdirmek ve sevindirmektir. Sahibini merhametli, adaletli ve insaflı olmaya yönelten her hayırlı hareket vicdan sadakasından sayılır. Vicdanın sesini dinlemeyen cüzdanın kölesi olmaya mahkûmdur! 

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Okır

28 Eylül 2022 21:05

Sayın hocam yazınız çok faydalı bir yazı olmış arkadaşnarnan iki üç kere okıdık maşallah sana Allah ilmini artırsın

Hangi vicdan

28 Eylül 2022 16:32

Vicdan olsa bu ülke bir yılda bu hale gelirmiydi ?????olan vicdanın sadakası olur.....sadakayi bırak insanlar muhtac..

Eğrek

28 Eylül 2022 13:27

Memlekette adalet ,merhamet,insaf tan uzaklaşma görünüyor demek oluyor ki vicdanlar susmuş,maddeyle satın alınmış.

Merhaba

28 Eylül 2022 13:00

Rabbim ilminizi ve ömrünüzü artırsın hocam. "En iyi dost ilimdir" buyuran bir Peygamberin -aleyhi's-salâtû ve'sselâm- ümmetiyiz lâkin öyle bir kuyunun içine çekilmiş durumdayız ki, insanlık insanlığını kaybetmiş durumda. Allah -azze ve celle- yar ve yardımcımız olsun. Âmin.!

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle