--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’de faiz kavgası

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
Türkiye bir “Faiz Ülkesi” haline gelmiştir. Çünkü Türkiye’de Allah’ın faiz yasağı yasaklanmıştır. Türkiye’de “Karunların Mankenleri” tarafından verilen bir “Faiz Kavgası” var. Tanzimat’tan bu yana gelişen siyasi çalkantılar asıl faili ifşa etmeye hizmet etmektedirler. Zira birazcık tarih bilgisine sahip olanlar, ‘faiz lobisinin’ bir Padişah, bir Sadrazam ve iki Başbakanı silah zoru ile makamından ettiğini ve bir Başbakan’ın da idamına yol açtığını bilirler. Bakınız Osmanlı İmparatorluğu 1854 yılında dış borçlanmalara başlamış ve 1874 yılına kadar 15 ayrı dış borçlanma yapılmıştı. Bu dönem içinde 239 milyon lira borçlanıldığı halde, hükümetin eline yalnızca 127 milyon lira geçmişti. Tam bu sırada Hersek isyanı, ardından da Sırbistan ve Bulgaristan isyanları patlak verdi. İsyanları bastırmak ve mali sorunları çözümlemek üzere Sadrazamlığa getirilen Mahmud  Nedim Paşa, devletin ekonomik anlamda işgal edilmek üzere olduğunu gördü. Çok kritik bir karar aldı ve ödenmekte olan borç faizlerini % 50 indireceğini, bunun dışında faiz ödenmeyeceğini duyurdu. Bu karar Osmanlı Devlet Tahvillerini elinde bulunduran ve bundan korkunç karlar elde eden Batılı Bankerleri ve onların taşeronları konumundaki yerli rantiyecileri harekete geçirdi. Birkaç gün içinde Harbiye ve medrese öğrencileri sokağa döküldü. Beyazıt ve Sultan Ahmet meydanlarında toplananöğrenciler ‘Sadrazam İstifa’ naraları atmaya ve meydanlarda işgal eylemine başladılar. Ardından Mahmud Nedim Paşa sadrazamlıktan azledildi. Bankerler de rahat bir nefes alarak Osmanlı maliyesini soymaya devam ettiler.
Osmanlı dış borçlarının faizini dahi ödeyemez duruma gelmişti. Dış borcun faizini ödeyebilmek için yeniden borçlanıyor ve kambur büyüyordu. Tam bu sırada 2. Abdülhamit Han bu çıkmazdan kurtulmak için yeniden yapılandırma işine girişti ve borcun faizini değil, aslını ödemeye başladığı gün tahttan indirildi. Osmanlı dış borcu ‘Duyun-u Umumiye’ Cumhuriyet döneminde de ödendi. Menderes 1954 yılında son taksitleri de ödeyerek bu defteri kapattı. Bu tarihten itibaren ‘faiz lobisi’ yeniden harekete geçti. Korkunç bir ekonomik kıskaç başlatıldı. 1959 yılında ihracat ve ithalat ile ilgili çıkarılan bir yönetmelik nedeni ile 9 ay boyunca dış ticaret adeta askıya alınınca ‘lobi’ düdüğü çaldı ve ardından Menderes’i idama götüren süreç başlamış oldu. Duyun-u Umumiye bitmişti ama bu defa IMF borçlanması başlamıştı. Hükümetler IMF ile stend-by anlaşmaları yapmayı başarı gibi görmeye başlamışlardı. Özel bankalar kamuyu yüksek faizlerle borçlandırmakta ve akla ziyan karları yine kamunun sırtından yapmayı sürdürmekte idiler. Faiz Lobisi’nin yaşadığı bu ‘Lale devri’  Erbakan Hoca’nın Başbakanlığı ile ciddi bir tehlike yaşamaya başlamıştı. IMF ile görüşmeyi bile reddetmeye temayüllü Başbakan Erbakan, dış borçlanmayı durduruyor, yerli kaynakları harekete geçiriyor, her gün ayrı kaynak paketleri açıklıyor ve üstüne üstlük havuz sistemini kurarak kamu maliyesinin hortumlanması uygulamasına dur diyordu. Tam da bunlar olurken bir trafik kazasından medet uman çevreler tıpkı bugün olduğu gibi tencere tava çalmaya, ışıkları söndürmeye ve gerginlik ortamı oluşturmaya çalıştılar. Tencere tava çalanlar bir şey kazanmadı ama onların tıngırtıları, Sincan’da yürütülen tanklarla birleşti ve  milyarlarca dolar ‘faiz lobisinin’ kasasına aktı. Faiz Lobisinin eliyle ve dayatmasıyla da, Erbakan’ın siyasi hayatına son verildi. Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da; Faiz’e dayalı La dini bir sistemin başbakanı olduğunu unutarak Türkiye’nin IMF’ye olan borcunun bittiğini ilan ettiği hafta “Faiz Lobisi” isyanıyla karşı karşıya geldi. Türkiye meydanlarında “Karunların Mankenleri” tarafından verilen kavga, bir “Faiz Kavgası”dır.
Osmanlı Devleti zamanında Türkiye’deki “Faiz Lobisi” nin örgütlenme merkezi Selanik idi. Cumhuriyet döneminde “Faiz Lobisi” nin merkezi Selanik’ten Şeytan Amerika’nın terör karakolu İsrail’e intikal etti. Artık genelde İslâm coğrafyasında özelde ise Türkiye’deki “Faiz Lobisi” nin  örgütlenme, yönlendirme ve yönetme merkezi İsrail’dir.
Dünya’da İslâm’a ve Müslümanlara saldıran hiçbir düşman yoktur ki İsrail onların yardımcısı olmasın! Faiz’e dayalı sistemden ve “Faiz Lobisi”nden kurtulmak için acil eylem; ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde Şeriatullah’a yaslanarak İsrail’in bütün malları boykot edilmelidir. İsrail ile yapılan bütün siyasi, askeri ve ticari anlaşmalar, sözleşmeler derhal iptal edilmelidir. İsrail’in mazlumların, mahrumların, mustaz’afların etini yiyen, kanını içen bir vampir olduğu bütün dünyaya ifşa edilmelidir.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle