--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şûrasızlık şeriatsızlıktır/2

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik

Şûra; düşüncelerin terbiye mektebidir, fikirlerin tahlil laboratuarıdır. Müslümanları birbirlerini tahkir etmekten, tezyif etmekten ve tekfir etmekten kurtaran bir imkânı Rabbanîdir. Sadelik ve samimiyet zemininde istişareye bırakılan meselelerde tekfir olmaz!

Şûrasızlık, yanlışta ısrardır. Yanlışta ısrar, kişiyi doğruya düşman yapar. Doğruya düşman olan, yanlışa ve yalana ilah diye tapar. Şûra; meşru olmayı meşhur olmaya tercih etme iradesidir. Meşhur olmayı meşru olmanın önüne geçirenlere doğruluk nasip olmaz.

Müslümanlar arasında şûra kalmayınca birbirlerine itibar da kalmaz. İçeriden tezyif ve tekfir başlar. Müslümanlar, imamesi kopmuş tespih taneleri gibi dağılır ve rüzgârları gider. İmanlarından kaynaklanan rüzgarlarını kaybetmiş Müslümanların ne kuvvetleri olur ve ne de devletleri olur. Onlar için esaret kaçınılmaz olur. 

İslâm Müslüman’ın dini, şûra da beynidir. İslâm’sız Müslüman olmadığı gibi, beyinsiz de Müslüman olmaz. Tarlasının kenarında secdeye varan köylünün hareketlerine bile bakarsanız, Müslümanların beyninin şûra olduğunu anlarsınız. İstişâre, Kur’ân-ı Kerîm’de önemle üzerinde durulan bir kural olduğu gibi, sünnet-i seniyyede küçümsenmeyecek ölçüde üzerinde durulduğuna, hatta tahşidât yapıldığına şâhit oluruz. Efendimiz, hakkında nass vârid olmayan her mes’eleyi, kadın erkek, genç-ihtiyar herkesle istişâre ederdi ki, değişik sahalarda onca ilerlemeye rağmen, meşveret mevzuunda o gün ulaşılan noktaya henüz ulaşabildiğimiz söylenemez. Müslümanlar tarafından gerçekleştirilen her şûra meclisi, Rasûlüllah (sav)’in sünnet ve siretinin bir günceleşmesidir.Sahâbe’den Ebu Hureyre (R.a.) der ki: “Hz. Peygamber’den daha çok, ashabıyla (arkadaşlarıyla) istişare eden kimse görmedim” (Sünen-i Tirmizî, Cihad, 34) Müslüman her işini kendi başına çözemeyebilir. İstişare ile daha rahat karar verir ve hata etme riskini azaltır. Bundan ötürüdür ki; “İstihare eden kimse zarar görmez, istişare eden pişman olmaz.” (Kâmil Miras, Tecrîd-i Sarih Tercümesi ve Şerhi, IV, 135) Atalarımız “İstişare eden dağı aşar, istişare etmeyen, düz yolda bile şaşar” demişlerdir. Çünkü şûrasızlık, şuursuzluktur. Şûrayı terk etmişlerin şuurları olmaz. Onlar işlerini zorbalıkla yürütürler. Keyfî ve küfrî olurlar. Kendi keyiflerini Allah’ın şeriatına tercih ederler. Dolayısıyla şûra, şeriatullah’dan ayrılmama şuurunu kuşanmış mü’minlerin vasfıdır. Allah’ın değişmez emri Kur’ân’dan, Ben Müslüman’ım diyen ayrılmasın şûradan! 

Şûra; İslâm’ın nuru, Müslümanlığın da gururudur. Çünkü şûrada varılan mutabakat ümmetin ortak kararıdır. Müslümanların fikirlerine, düşüncelerine ihtiyaç hissetmeyen, kendisinden başkasını kabul etmeyen, Müslümanlara itibar etmeyen bir kimse, ilahlığa soyunan, Rabliğe kalkışan haddini bilmez bir Firavun, bir Nemrud olur. Bu aşamadan sonra ortaya koymuş olduğu bütün icraatlarıyla zulüm üretir. Bu nedenle şûra, Müslüman ferdin, ailenin, cemiyetin ve devletin firavunlaşmasına engeldir. İster ferd, ister aile, ister cemiyet ve isterse devlet seviyesinde işlerini şûra ile birbirlerine danışarak, istişare ederek yürütmeyenler, firavunlardan olmaya mahkûmdurlar. 

Müslümanların işlerini yürütmede istişareyi terk etmeleri, öfkelerine yenik düşmelerindendir. Öfkeyle işlerini yürütenler, nedametle birbirlerini suçlamaktan öteye geçemezler. Şunu bilelim ki; kinimiz dinimiz değildir. Dindarlığı kindarlık zannedenler, Allah’ın âyetlerine ihanet edenlerdir. 

Şura; Müslüman olarak Müslümanlarla birlikte dertleşmenin sözleşmesidir. Allah’ın verdiği akıl nimetine karşı Allah’a şükür etmek istiyorsanız, birbirinizle istişare ediniz. Akıllarınızı genelde insanlığın, özelde Müslümanların maslahatına kullanmıyorsanız, nefs-i emarenizin kuruntularına kurban gitmişsiniz demektir.

Dinimizin emrettiği istişare bizi hem Allah’a sevdirir ve hem de birbirimize sevdirir. İstişare Müslümanların kolektif aklını ifade eder. Akıl, Allah’ın hayrıdır. Vahyin aydınlığında çalıştırılan Müslüman akılların ortak kararı Şûra, hayrın hayrını görmektir. 

Şûrasızlığa karşı Şûra’da ısrar eden Müslümanlara sunulabilecek en güzel hediye sadakattir. Sadakatten vazgeçenin en büyük davacısı hakikattir. Müslüman hakikat bayrağını tutmazsa, Müslümanların fikirlerine fikrini katmazsa, başı esaretten kurtulamaz.

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle