• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI
13 Kasım 2019

Öz yurdunda parya muamelesi görmek

Bir insanın kendi öz yurdunda yabancı muamelesi görmesi, öldürülmek kadar zordur. Parya muamelesiyle geçen her gün kendi başına yürek yakan bir kordur. Mü’min insanlara öz yurtlarında parya muamelesi yapmak, Mekkeli müşriklerin icraatıdır. Rabbimiz buyuruyor: “Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac Sûresi/ 40)

İslâm topraklarında Müslümanları Müslüman kimliklerinden dolayı suçlayanlar, horlayanlar, kamusal ve yasal yalanlarla hayatın taşrasında tutmaya çalışanlar, bu çağın müşrikleridir. Mevcut bütün Müslümanlar, canlarıyla, mallarıyla, çoluk-çocuğu, namusu ve yurtlarıyla çok ağır bedeller ödüyor, ödemektedirler. Dünyanın hiçbir beldesi yoktur ki, inananlara sadece Rabbim Allah’tır dedikleri için, zulmediliyor olmasın. Daha düne kadar, sözde insan hak ve hürriyetleri havarisi kesilen, Avrupa’nın orta yerinde bulunan Bosna-Hersek’te binlerce Müslüman katledildi, namusu çiğnendi, sürgün edildi, memleketi târumar edildi. Bütün kâfirler, bu acımasız ve alçakça zulme kör ve bigâne kaldılar.

Yine içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, hemen yanı başımızda sadece Müslüman ve belki de Kürt oldukları için, bütün dünyanın gözü önünde Halepçe’de tam beş binden fazla kardeşimiz, dindaşımız katledildi bir hiç uğruna. Filistin’de, Keşmir’de, Eritre’de, Moro’da, Lübnan’da, Afganistan’da, Çin’de, Filipinler’de, Türkiye’de, Irak’ta dökülen kanlar, hep Müslüman kanıdır. Memleketi tarumar edilen, dünyanın dört bir yanında mülteci durumuna düşürülen Müslümanlardır. Namusu, haysiyeti, vatanı, toprağı çiğnenen hep Müslümanlardır.

Gerek Afrika’da, Asya’da, gerek Amerika ve Avrupa’da ve gerekse Orta Doğu’da ölen ve öldürülen, kanı dökülen, zulme ve haksızlığa uğratılanlar hep Müslümanlardır. Yaşadığımız ülke İsrail devleti değil. Bir Hıristiyan ülke hiç değil. Ama maalesef Türkiye, bir Müslüman ülke olduğu halde, merhum Necip Fazıl’ın dizelerine döktüğü gibi: “Kendi öz vatanında parya” muamelesi gören Müslümanlar, laik Kemalist güruhun elinden neler neler çekmiş ve hâlâ da çekmektedirler. Yaklaşık bir asırdır, ne korkunç bâdireler geçirmiştir bu ülkenin Müslüman insanları. Hilafetin ilgasından bu yana genelde İslâm coğrafyasında özelde ise Türkiye’de Müslümanlar hep parya muamelesi gördüler. Hilafet devrinde gayr-i Müslimlere tanınan hürriyet, Cumhuriyet devrinde Müslümanlara tanınmadı. Müslümanlar kendi topraklarında gayr-i Müslimlerin sahip oldukları haklar kadar haklarına sahip değillerdir. 

Türkiye’de her on yılda bir askeri darbelerle Müslümanlar terbiye edilmek istenmişlerdir. Türkiye bugünlerde yine laiklik tartışmasıyla yatıp kalkıyor... 1924 Anayasası’nda “Türk Devletinin dini, Din-i İslam’dır” ifadesi yer alırken, 1937 yılında dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün zorlamasıyla anayasaya laiklik ilkesi dâhil edildi. Daha önce, Cumhuriyet kanunlarını koruma adı altında yapılan zulümler bundan sonra laiklik ilkesi kapsamında işlendi. Bugün dahi Türkiye’de darbe geceleri marketlere koşanlar, meydanlarda darbecilerin tankları önünde siper olanları idam etmeye hazırlanıyorlar. Süreci doğru yönetmezseniz süreç sizi yönetir. Tarih tekerrür ediyor. Türkiye’de kurtaranlar, hiçbir zaman kurtulamadılar! 

Bir zamanlar İslâm idaresi dünyada ve ukbada mutlu olmak için çalışan Müslümanlara alternatifsiz tek yoldu. Dinimizle idare olunma imkânından mahrum kaldığımız bir hayli zaman oldu. Hayatımız sayılmayacak çilelerle doldu. Artık bugünden sonra Müslümanlar olarak çileyle kazanılan kazanımlarınızı politika çakallarına çaldırma lüksümüz yok.

Türkiye’de Müslümanların kazanımlarını İngiliz mahfillerinde eğitilmiş şaklabancı politikacılara çaldırmamak, başlı başına bir mesuliyettir. Müslüman nesil tıpkı Sakarya nehri gibi tarihin içinde özne olarak, lider olarak, öncü olarak akmaya devam eden bir nesildir.

“Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya/Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya”

Müslümanlar, şu ayet’i celileyi bir kez daha irdelemeli ve onu tekrar gözden geçirerek yeniden imanlarında sebat etmelidirler: “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de, Allah Nurunu tamamlayacaktır” (Saf Sûresi/8; Tevbe Sûresi/32)

Bir ülkede hukukun önüne geçen kanunlar “kral”, kanunlar sistemi ise “krallık” haline gelmişse, o ülkede bütün hak ve hürriyetler rafa kaldırılmış demektir. Cumhuriyet tarihi boyunca “kanun kuralları”, bu milletin dostu değil, düşmanı olduklarını göstermişlerdir. Yukarıdaki âyet-i kerime bize diyor ki; er veya geç “krallık” bitecek, “krallar” hakka havale edilecektir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ayni

Sen önce müslümanın müslümana yaptığını kaleme al müslüman müslümanı parya etmiş fırkalaşarak hizipleşerek adınada cemat demişler yine istismar edilen kavramımız
  • Yanıtla

Keske

Şeriat gelse haksızlık yapanin yanina kâr kaliyor haksiz mal mulk edinen goneticilerimiz seriat karsisinda ne yaparlardi acaba ama onlar yine bir yolunu bulurlardi olan yine bizim gibi garibana olurdu .
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23